Hazırlıklar için daha fazla zaman gerekli.More time is needed for the preparations.
Daha fazla soru sormak istiyorsan Tom'a sorabilirsin.If you want to ask any more questions, you can ask Tom.
Yapmak istediğim son şey size daha fazla acıya neden olmamdır.The last thing I want to do is cause you any more pain.
Bu toplantının yirmi dakikadan daha fazla sürmesini istemiyorum.I'd like this meeting to last no more than twenty minutes.
Ondan daha fazla ayrıntı istiyorsan, patronuma sormak zorundasın.If you want more details than that, you'll have to ask my boss.
Bu konuda daha fazla bilgi bulmak istiyorsan lütfen bizi ara.If you want to find out more information about this, please call us.
Tom'la daha fazla kontak kurmak istemiyorsan, benim için hava hoş.If you don't want to have any more contact with Tom, that's fine with me.
Tom fazla dikkatli değildi.Tom wasn't too careful.
Ben 2015 yılında 20'den fazla dil konuşmak niyetindeyim.I intend to speak more than 20 languages by 2015.
Hainan'da daha fazla zaman harcaması mümkündür.It's possible he will spend more time in Hainan.
Ben oldukça fazla öğrendim.I learned quite a bit.
Öğrenecek çok fazla şeyimiz var.We've got a lot to learn.
Benim öğrenmem için kalan çok fazla şey var.There's so much left for me to learn.
Daha fazla dayanamadım.I couldn't stand any more.
İhtiyacımdan fazla kağıt kullanmamaya çabalıyorum.I try not to use more paper than I need.
Onu azarlama. O anlamak için fazla genç.Don't scold her. She's too young to understand.
Büyük olasılıkla insanlardan hiçbiri 25 yaşından daha fazla değil.Presumably, none of the people are more than 25 years old.
Oh Tanrım, emin değilim ama sanırım çok fazla yedim.Oh geez, I'm not sure, but I think I ate too much.
Büyük araçlar daha fazla yakıt yakar.Larger cars use more gas.
Bu benim için çok fazla. Yavaşlamam lazım.It is too much for me. I need to slow down.
Oğlum çok fazla sıska.My son is way too skinny.
Onun yüz ifadesi bir limondan daha fazla ekşiydi.His facial expression was more sour than a lemon.
Mutfak tartışmalar için uygun bir yer değil. Çok fazla bıçaklar.The kitchen is not a suitable place for arguments. Too many knives.
Avrupa'da kamusal alanın yokluğu gitgide daha fazla hissediliyor.The lack of a public sphere in Europe is being felt more and more keenly.
Avrupa'da bir kamusal alanın olmaması gittikçe daha fazla hissedilmektedir.The lack of a public sphere in Europe is being felt more and more.
Daha fazla okumak istemiyorum.I don't want to read more.
O ülkenin ticaret fazlası var. O, ithalatından çok ihracat yapıyor.That country has a trade surplus. It exports more than it imports.
Çok fazla giyeceğimiz vardı.We had too much clothing.
Daha fazla para istiyorum.I want more money.
Daha fazla para isterim.I want more money.
Bu bahçede çok fazla çiçek var mı?Is there a lot of flowers in this garden?
Daha fazla takılmalıyız.We should hang out more.
Bundan daha fazlasına değerim.I'm worth more than this.
Benim düşünceme göre, doğu müziği fazla gürültülüdür.In my opinion, eastern music is too noisy.
Tom kendine fazla güvenendir.Tom is overconfident.
Tom çok fazla yalnız.Tom is very much alone.
Onlar oldukça fazla yalnız.They're pretty much alone.
Bu tek başıma baş edebileceğimden çok daha fazla.That's more than I can handle alone.
Sanırım fazla kurcalamamalısın.I think you should leave well enough alone.
Sen otuz yaşından fazlasın.You're over thirty.
Ufak ayrıntılar üzerinde fazla duruyorsun.You're splitting hairs.
Sen, ufak ayrıntılar üzerinde fazla duruyorsun.You're splitting hairs.
Ufak ayrıntılar üzerinde fazla duruyorsunuz.You're splitting hairs.
Saçlarım fazla uzun.My hair is too long.
Her şeyin fazlası zarar.More of everything hurt.
Onun kazını daha fazla zarar vermeden önce pişirmeliyiz.We must cook his goose before he can do any more harm.
Üzümleri çok severim ama onlardan çok fazla yiyemem.I like grapes, but I can't eat too many of them.
Tom fazla uyudu mu?Did Tom oversleep?
Tom daha fazla umuyordu.Tom expected more.
Tom'un daha fazlasına ihtiyacı vardı.Tom needed more.
Tom'un daha fazlasına ihtiyacı var.Tom needs more.
Bu kadar fazla tutacağını sanmıyordum.I didn't expect it to cost so much.
Daha fazlasına ihtiyacım var.I need more.
Tatoeba'nın daha fazla test cümlesine ihtiyacı var.Tatoeba needs more test sentences.
Tatoeba'nın daha fazla aşk cümlesine ihtiyacı var.Tatoeba needs more love sentences.
Bu odada 50'den fazla masa var.In this room there are over 50 tables.
Erkek kardeşim çok fazla konuşur.My brother talks too much.
Sayıca fazlaydım.I was outnumbered.
Daha fazlasına sahibim.I've got more.
Daha fazla var mı?Is there more?