fayda ile cümle

fayda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Atıkların asıl faydalı miktarı fazlasıyla geçtiğini görüyorsunuz.Bây giờ bạn thấy là sự lãng phí đã vượt quá mức nhiều so với sự hữu ích.
Atıkların asıl faydalı miktarı fazlasıyla geçtiğini görüyorsunuz.I kan se, at der er langt mere affald end det brugbare.
Atıkların asıl faydalı miktarı fazlasıyla geçtiğini görüyorsunuz.Jól látható, hogy a hulladék mennyisége sokkal nagyobb, mint a ténylegesen hasznos rész.
Atıkların asıl faydalı miktarı fazlasıyla geçtiğini görüyorsunuz.당신은 쓰레기가 실제로 유용한 것보다 훨씬 양적으로 많음을 볼 수 있습니다.
Atıkların asıl faydalı miktarı fazlasıyla geçtiğini görüyorsunuz.Maintenant on peut voir que les déchets l'emportent largement sur ce qui est utile.
Atıkların asıl faydalı miktarı fazlasıyla geçtiğini görüyorsunuz.Nun können Sie sehen, dass der Müll den eigentlich nützlichen Teil weit übersteigt.
Atıkların asıl faydalı miktarı fazlasıyla geçtiğini görüyorsunuz.Nu zie je dat de verspilling veel meer is dan de nuttige hoeveelheid.
Atıkların asıl faydalı miktarı fazlasıyla geçtiğini görüyorsunuz.Ora potete vedere come i rifiuti superano ampiamente la parte realmente utile.
Atıkların asıl faydalı miktarı fazlasıyla geçtiğini görüyorsunuz.Pueden ver como el desperdicio es más grande que la parte útil.
Atıkların asıl faydalı miktarı fazlasıyla geçtiğini görüyorsunuz.Puteţi vedea că deşeurile depăşesc de departe actuala cantitate folositoare.
Atıkların asıl faydalı miktarı fazlasıyla geçtiğini görüyorsunuz.Widać, że odpady zdecydowanie przeważają nad faktycznie użyteczną ilością.
Atıkların asıl faydalı miktarı fazlasıyla geçtiğini görüyorsunuz.Βλέπετε πως οι ρύποι ξεπερνούν κατά πολύ τη χρήσιμη ποσότητα.
Atıkların asıl faydalı miktarı fazlasıyla geçtiğini görüyorsunuz.Виждате как отпадъците значително превишават полезната част.
Atıkların asıl faydalı miktarı fazlasıyla geçtiğini görüyorsunuz.Вы можете видеть, что отходы значительно превышают объем полезной энергии.
Atıkların asıl faydalı miktarı fazlasıyla geçtiğini görüyorsunuz.אפשר לראות שכמות הפסולת עולה עשרות מונים על כמות החומר השימושי.
Atıkların asıl faydalı miktarı fazlasıyla geçtiğini görüyorsunuz.الآن يمكنكم أن تروا أن النفايات تتفوق بكثير على المقدار المفيد الحقيقي
Atıkların asıl faydalı miktarı fazlasıyla geçtiğini görüyorsunuz.エネルギーをはるかに上回っているのです 我々が行うべきことは
Atık miktarlarının sınırlandırılması veya artmasının engellenmesinden edinilecek diğer faydalarA hulladék mennyisége növekedésének korlátozásából vagy elkerüléséből származó további előnyök
Atık miktarlarının sınırlandırılması veya artmasının engellenmesinden edinilecek diğer faydalarAutres avantages résultant du fait de limiter ou d’éviter l’augmentation du volume des déchets
Atık miktarlarının sınırlandırılması veya artmasının engellenmesinden edinilecek diğer faydalarKostnaderna för avfallshanteringen kan i annat fall öka avsevärt i takt med att avfallsmängderna ökar.
Atık miktarlarının sınırlandırılması veya artmasının engellenmesinden edinilecek diğer faydalarLisähyöty jätemäärien kasvun rajoittamisesta tai torjumisesta
Atık miktarlarının sınırlandırılması veya artmasının engellenmesinden edinilecek diğer faydalarOmvendt vil udgifterne til affaldsbehandling kunne stige væsentligt, hvis affaldsmængden stiger.
Atık miktarlarının sınırlandırılması veya artmasının engellenmesinden edinilecek diğer faydalarOtros beneficios derivados de limitar o evitar el crecimiento del volumen de residuos
Atık miktarlarının sınırlandırılması veya artmasının engellenmesinden edinilecek diğer faydalarOutros benefícios decorrentes da limitação ou prevenção do aumento do volume de resíduos
Atık miktarlarının sınırlandırılması veya artmasının engellenmesinden edinilecek diğer faydalarUlteriori benefici ottenibili limitando o evitando la crescita dei volumi di rifiuti
Aynı kabileden olduklarında, ortaklıklarının faydalarını da içeride tuttular.Amikor már ugyanabban a törzsben voltak, belül tarthatták az együttműködés előnyeit.
Aynı kabileden olduklarında, ortaklıklarının faydalarını da içeride tuttular.Binnen dezelfde stam konden ze de voordelen van samenwerking delen.
Aynı kabileden olduklarında, ortaklıklarının faydalarını da içeride tuttular.Depois de formarem todos uma mesma tribo, podiam guardar lá dentro os benefícios da cooperação.
Aynı kabileden olduklarında, ortaklıklarının faydalarını da içeride tuttular.Jakmile byli v jednom kmeni, mohli výhody spolupráce udržet uvnitř.
Aynı kabileden olduklarında, ortaklıklarının faydalarını da içeride tuttular.Kiedy już stworzyli wspólnotę plemienną, mogli czerpać korzyści ze współpracy wewnątrz niej.
Aynı kabileden olduklarında, ortaklıklarının faydalarını da içeride tuttular.그 사람들이 한 종족이 되자마자, 내부의 협동으로 인한 이익들을 내부에 가둬둘 수 있었습니다.
Aynı kabileden olduklarında, ortaklıklarının faydalarını da içeride tuttular.Một khi họ ở trong cùng một tộc người, họ có thể gìn giữ được những lợi ích của sự hợp tác trong bộ tộc đó.
Aynı kabileden olduklarında, ortaklıklarının faydalarını da içeride tuttular.Odată ce au ajuns toţi în acelaşi trib, puteau menţine în interior beneficiile cooperării.
Aynı kabileden olduklarında, ortaklıklarının faydalarını da içeride tuttular.Sobald sie alle in einem selben Stamm waren, konnten sie die Vorteile der Kooperation für sich behalten.
Aynı kabileden olduklarında, ortaklıklarının faydalarını da içeride tuttular.Una vez estuvieron todos en la misma tribu, pudieron mantener los beneficios de la cooperación dentro de ella.
Aynı kabileden olduklarında, ortaklıklarının faydalarını da içeride tuttular.Από τη στιγμή που ήταν όλοι στην ίδια φυλή, μπορούσαν να κρατήσουν κλειδωμένα τα οφέλη της συνεργασίας.
Aynı kabileden olduklarında, ortaklıklarının faydalarını da içeride tuttular.Все они были членами одного племени и смогли сохранить свои достижения внутри общества.
Aynı kabileden olduklarında, ortaklıklarının faydalarını da içeride tuttular.Попаднали в едно и също племе, задържали ползите от съдействието вътре в него.
Aynı kabileden olduklarında, ortaklıklarının faydalarını da içeride tuttular.מרגע שכולם היו באותו שבט, הם יכלו לשמור על היתרונות של שיתוף הפעולה בתוכו.
Aynı kabileden olduklarında, ortaklıklarının faydalarını da içeride tuttular.وطالما أنهم في قبيلةٍ واحدة ، استفادوا من التعاون في مابينهم.
Aynı kabileden olduklarında, ortaklıklarının faydalarını da içeride tuttular.内部に閉じ込められた協力の恩恵を維持することができました。 そして、彼らは強力な力を解き放ちました
Aynı şekilde, "İnsan hakları getirdiği tonla faydadan dolayı gereklidir." yaklaşımından kaçınmaktır.우리는 감정에서 벗어나야 했고, 동시에 부가 이익 때문에 인권 문제를 논하는 것도 그만두었습니다.
Aynı şekilde, "İnsan hakları getirdiği tonla faydadan dolayı gereklidir." yaklaşımından kaçınmaktır.עלינו להתרחק מהתחושה, שבאותה צורה יש חשיבות לזכויות האדם בגלל יתר הדברים שזה מביא,
Aynı şekilde, "İnsan hakları getirdiği tonla faydadan dolayı gereklidir." yaklaşımından kaçınmaktır.علينا التخلص أيضاً من الشعور أن، أهمية حقوق الإنسان في ما تحققه بعد احترامها،
Aynı şekilde, "İnsan hakları getirdiği tonla faydadan dolayı gereklidir." yaklaşımından kaçınmaktır.人権や女性の権利の重要性も同様に その利益を理由に考えるべきではありません
Aynı şey, diğer faydacı meslekler için de geçerli.C'est aussi vrai pour tout autre occupation utilitaire qui existe.
Aynı şey, diğer faydacı meslekler için de geçerli.Dasselbe gilt für jede andere empirische Tätigkeit.
Aynı şey, diğer faydacı meslekler için de geçerli.Dit geldt voor elk ander uitvoerbaar beroep dat bestaat
Aynı şey, diğer faydacı meslekler için de geçerli.Hal yang sama juga terjadi untuk pekerjaan jasa yang masih ada.
Aynı şey, diğer faydacı meslekler için de geçerli.Lo mismo pasa con otras ocupaciones utilitarias de la existencia.
Aynı şey, diğer faydacı meslekler için de geçerli.Questo vale per qualsiasi professione utile esistente.
Aynı şey, diğer faydacı meslekler için de geçerli.Същото се отнася за всяка друга практическа професия или занятие, които съществуват.
Aynı şey, diğer faydacı meslekler için de geçerli.現代社会で有用とされている役割は、本質的に技術的なものであり、
Aynı zamanda bu faydalı ziyaretçileri de hoş karşılarlarChúng cũng sẵn sàng chào đón những vị khách tháo vát.
Aynı zamanda bu faydalı ziyaretçileri de hoş karşılarlarDe asemenea, îi primesc cu plăcere pe aceşti musafiri plini de resurse.
Aynı zamanda bu faydalı ziyaretçileri de hoş karşılarlarVítají také pomoc těchto vynalézavých návštěvníků.
Aynı zamanda bu faydalı ziyaretçileri de hoş karşılarlarΕπίσης, είναι ευπρόσδεκτοι αυτοί οι επινοητικοί επισκέπτες.
Aynı zamanda bu faydalı ziyaretçileri de hoş karşılarlarВскоре, у морских игуан появляются необычные гости.
Aynı zamanda bu faydalı ziyaretçileri de hoş karşılarlarהן גם מקדמות בברכה .אורחים רבי-תושייה אלה
Aynı zamanda bu faydalı ziyaretçileri de hoş karşılarlarهم أيضا مرحبين بهؤلاء الزوّار الدهاة

İlgili Sayfalar