Ana içeriğe geç
Sözlük

fay ile cümle

fay kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Ayrıca bilekteki akupunktur noktasına bastırılmasının bazı vakalarda faydalı olduğu görülmüştür.Auch sollen dadurch Akupunkturpunkte in den Händen stimuliert werden.
Helyumun düşük çözünürlüğü ayrıca, vurgun olarak bilinen durumda ek faydalar sağlamaktadır.Da er sie sowieso observieren soll, macht er sich dabei gleich nützlich.
1987'de Guillaume Faye aktif siyasi kariyerini bitirdi.1987 beendete Luis Galván seine aktive Laufbahn.
2005 yılından bu yana aylık Fayrap dergisini çıkarıyor.Daneben erscheint seit 2005 monatlich das Magazin aufbau.
Böylece GPU nun gelişmiş özellikerinden daha rahat faydalanılır.Wohl oder übel muss Beppi jetzt ernster genommen werden als bisher.
Bu yöntem hastaların yüzde 40’ında fayda sağlamıştır.Sie betrifft im Verlauf mindestens 40 Prozent der Patienten.
"Same Heart" (Türkçe: Aynı kalp), İsrailli şarkıcı Mey Fayngold tarafından seslendirilen bir şarkıdır.Same Heart ist ein Lied der israelischen Sängerin Mei Feingold.
Durumdan faydalanmak isteyen Penah Han ise, Erdebil'i işgal etti.Einer soll (erfolglos) versucht haben, sie zu vergewaltigen.
Ancak sonradan pek çok hayvanın da işlerini görecek aletlerden faydalanabildiği gözlenmiştir.In der Folge fand man viele weitere dieser Tiere und konnte auch ihr Verhalten studieren.
Arap devletlerinin İsrail'in sudan faydalanmasına karşı çıkması.Glücklicherweise steht der Staat Israel seinen Kämpfern bei.
Ağrılı bölgeye masaj yapılması da faydalıdır.Auch medizinische Massagen können schmerzlindernd wirken.
Bu sistemde diri fayların bulunduğu bilinmektedir.Sie ist überglücklich, dass das System so gewählt hat.
2030'a kadar sağlayacağı fayda toplam 30 milyar euro olarak saptanmıştır.Insgesamt betrug das Ausmaß der zwischen 2008 und 2012 beschlossenen Maßnahmen 330 Milliarden Euro.
Mega Cruiser 4.1 Litre hacminde turbodizel düz I4 motordan faydalanır.Der Mega Cruiser hat einen 4,1-l-R4-Turbodieselmotor.
Serin havalarda bir kazak giydirilmesi faydalıdır.Für mehr Frische kann man nachts ein Satin-Tuch tragen.
Patlamanın 2 km çevresindeki binaların camları paramparça olmuş, çatı fayansları düşmüştür.Im Umkreis von zehn Kilometern barsten Fensterscheiben und wurden Dächer abgedeckt.
Böylece tüketici sadece bir mal alarak faydasını maksimize etmez.Verschwendung ist alles, was nicht unmittelbar zur Wertschöpfung beiträgt.
Henri Paul ve Dodi al Fayed olay yerinde hayatını kaybetti.Dianas Partner Dodi Al-Fayed und der Fahrer Henri Paul starben noch am Unfallort.
Ayrıca Haziran 2012'de Tek Sağlığın ekonomik faydalarını yayınladı .Im Januar 2012 veröffentlichte sie die Single Leben.
Şimdi buna takıldık, benim bildiğim GPL 3'e geçmenin belirgin bir faydası yok.Hier greife § 33 StGB nicht ein, weil kein Angriff vorliegt, der zu einem asthenischen Affekt führen kann.
Werner Faymann (4 Mayıs 1960, Viyana), Avusturyalı siyasetçidir.Werner Faymann (* 4. Mai 1960 in Wien) ist ein österreichischer Unternehmer und ehemaliger Politiker (SPÖ).
Zararı yok etmek, fayda sağlamaktan iyidir.Mehr Schaden als Nutzen.
Dereden sulama amaçlı faydalanılmaktadır.Auf den Genuss folgt also das Leiden.
Faydacılık sağduyu ile çeliştiği için de eleştirilmiştir.Zu Gunsten des Rampenlichts wurde aus Gründen der Nützlichkeit argumentiert.
Depremin sebebi San Andreas Fay Hattı'dır.Das San-Francisco-Erdbeben wurde durch einen Bruch in der San-Andreas-Verwerfung ausgelöst.
Bir hücrenin 360 derecelik bir tam kapsama yapması her zaman faydalı olmayabilir.Eine vollständige Drehung um 360° ist nicht möglich.
Fakat burada komünistler onların yapacağı bir köprüden faydalanmak isterler.Sie wollen die errichtete Brücke nun für ihre Zwecke nutzen.
Oysaki kargalar her türlü ekin zararlısını yiyerek zaman zaman çiftçilere faydalı da olurlar.Landwirte beklagen gelegentlich vollständige Ernteausfälle.
Ve tüm bu faydalar ek bir ücret ödemeden gelir.Das volle Eigentum geht erst mit vollständiger Zahlung über.
İstihsal madde değil fayda yaratmaktadır.Der Mehrwert steht im Mittelpunkt, nicht Nutzenfunktionen.
Bunun anlamı yelkenin alanını küçülterek, rüzgârdan daha az faydalanmaktır.Daraus ergibt sich eine effektivere Nutzung der Segelfläche, und das Boot krängt weniger.
İnsana fayda sağlamak.Der Gebrauch des Menschen.
Sykes–Picot Anlaşması'ndan henüz haberdar olmayan Faysal'ın sevinci kursağında kalacaktı.Geheimverträge wie den Sykes-Picot-Vertrag würden sie ablehnen.
Ayrıca TCDD Yollarından faydalanılmaktadır.Er entdeckte auch die Wirkung von TCDD.
"Gideceği limanı bilmeyene hiçbir rüzgarın faydası yoktur".Ohne Wind können sie den Hafen nicht verlassen.
Ama bu başarısızlıklar bile Sovyet mühendislere faydalı tecrübeler kazandırdı.Diese Bemühungen hatten jedoch nur wenig Erfolg gegen die gut eingegrabenen sowjetischen Verteidiger.
Bölge gerçeklerini bilmek açısından paylaşmakta fayda bulunmaktadır.Die Beteiligten haben an der Aufklärung des Sachverhalts mitzuwirken.
EPSA bilgi kitapçığı, Avrupadaki eczacılık öğrencileri ile ilgili faydalı bilgileri içerir.Der Informationsbrief enthält Informationen für europäische Pharmaziestudierende.
Sonrasında Fayetteville, Kuzey Karolina’ya yerleştiler.Die Stadt ist benannt nach Fayetteville in North Carolina.
Arapça, Farsça gibi dillerden de öbür Türk halklarında olduğu gibi faydalanılmıştır.Teilweise hat schon das Arabische sie aus anderen Sprachen wie dem Griechischen entlehnt.
1997 yılında Dodi Al Fayed'le birkaç tatile çıktı.1997 ging er mit Harald Haerter auf Tournee.
Hibrit modellerde bu indirimden faydalanamamaktadırlar.Hybriden mit dieser Art sind schwer zu bestimmen.
Bizim de ona faydamız oldu.Er machte sich dieselben auch zu nutze.
Sık sık arkanıza bakmakta fayda var.Es macht doch keinen Sinn, immer zurückzublicken.
Aynı zamanda Sefe değişkeni yıldızlarıyla ilgili çalışmalarda da faydalanılmıştır.Während dieser Zeit beschäftigte sie sich auch mit veränderlichen Sternen.
Fayton kullanımı yaygındır.Der Einsatz von Nützlingen ist weit verbreitet.
Nusaybin barajı bu suyun enerjisinden faydalanır.Zerbin nutzt diese Trunkenheit des Glücks aus.
Büyükbaş hayvanların gerek etinden gerekse de sütünden faydalanılmaktadır.Der Wolf braucht Fleisch, um zu überleben.
Kemiklere de faydası vardır.Ebenso werden Fingergesten unterstützt.
Olarak sayılabilecek faydalar elde edilebilir.Die Anzahl der gelieferten Ergebnisse ist einstellbar.
İzotopik kayıtlardan faydalanılarak sesten kaynaklanabilecek hatalar azaltılmıştır.Die Schweigeverzerrung, die durch die Antwortausfälle entsteht, wird dadurch verringert.
Buna karşın mahallenin ekonomisine faydası yoktur.Dies kommt der heimischen Bevölkerung aber keineswegs zugute.
Sadece faydalı olmak istedim.Je voulais juste être utile.
Bu kitap senin için faydalı olabilir.Ce livre peut être utile pour toi.
Hepsini en güzel ve en faydalı biçimde terbiye eden Rabbimizin rahmetini, keremini okuruz.Que tout serviteur fidèle entre joyeux dans la joie de son Seigneur !
Çoğu yazar Fairy Fay'in hiçbir zaman var olmadığını kabul eder.Plusieurs auteurs jugent que « Fairy Fay » n'a jamais existé,.
İnsanlar bu familyanın birçok türlerinden ticari açıdan faydalanmaktadır.De nombreuses espèces de cette famille sont exploitées commercialement.
Sosyal farklılıklar ancak ortak faydaya dayanabilir.Les distinctions sociales ne peuvent être fondées que sur l'utilité commune.
Suudi Arabistan Kralı Faysal hariç tüm Arap liderler cenazeye katıldı.Tous les chefs d'État arabes, à l'exception du roi Fayçal d'Arabie saoudite, assistèrent aux funérailles.
İlk defa kasetler üzerine Fayza Ahmet ve Najat Al Sagira'nın şarkılarını kaydetti.Il a enregistré les chansons de Fayza Ahmed et Najat Al Saghira sur cassette pour la première fois.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod