Tom Mary'nin ona verdiği yirmi dolarlık faturayı gömlek cebine koydu.Tom put the twenty-dollar bill that Mary gave him in his shirt pocket.
Faturayı zaten ödedim.I've already paid the bill.
Fatura ne tutar?What does the bill come to?
Lütfen faturamı alayım.Please let me have my bill.
Elektrik faturasında ödenecek miktar düşüktü.The amount payable on the electricity bill was low.
Onlar faturaları ödemeyi unutmaya devam ediyorlar.They keep forgetting to pay the bills.
Elektrik faturasını ödemeyi unuttum.I forgot to pay the electric bill.
Telefon faturasını ödemeyi unutma.Don't forget to pay the phone bill.
Bugün bu faturayı ödemek zorundayım.I have to pay this bill today.
Bütün faturaları ödeyebilmek için eşyalarımdan çoğunu satmak zorundayım.I have to sell a lot of my things so I can pay all my bills.
Bu faturayı yarına kadar ödemem gerekiyor.I need to pay this bill by tomorrow.
Faturayı zaten ödediğini düşündüm.I thought you already paid the bill.
Faturayı ödemesi gereken sensin.You're the one who should pay the bill.
Tom bana daha önce faturayı ödeyip ödemediğimi sordu.Tom asked me if I had already paid the bill.
Tom bütün faturalarını ödemek için yeterli paraya sahip değil.Tom doesn't have enough money to pay all his bills.
Tom bana faturalarımı ödememi hatırlattı.Tom reminded me to pay my bills.
Bildiğin gibi, işimi kaybettim, bu yüzden bütün faturalarımı ödemekte sorun yaşıyorum.As you know, I've lost my job, so I'm having trouble paying all my bills.
Tom onun faturalarını ödeyemedi.Tom couldn't pay his bills.
Tom cüzdanından bazı faturalar çıkardı.Tom pulled some bills from his wallet.
Tom cüzdanından bazı faturaları çıkardı.Tom pulled some bills out of his billfold.
Tom'un faturalarını ödemesine yardım ettim.I wanted to help Tom pay his bills.
Faturanın yarısını ödeyebilir misin?Can you pay half the bill?
Henüz faturayı ödedin mi?Have you paid the bill yet?
Tom faturayı ödemeyi reddetti.Tom refused to pay the bill.
Tom faturayı henüz ödemedi.Tom hasn't paid the bill yet.
Telefon faturanı ödedin mi?Have you paid your phone bill?
O bir fatura ödedi.He paid a bill.
Tom faturayı ödememi istedi.Tom told me to pay the bill.
Faturayı alabilir miyim, lütfen?Can I have the bill, please?
Ödemek zorumda olduğum bir sürü faturam var.I have a lot of bills I have to pay.
Ödenecek çok faturam var.I have a lot of bills to pay.
Bana faturayı gönder.Send me a bill.
Faturayı bana gönder.Send the bill to me.
Tom benzin faturasını ödeyip ödemediğini hatırlayamadı.Tom couldn't remember whether or not he'd paid the gas bill.
Tom faturayı ödemem için ısrar etti.Tom insisted that I pay the bill.
Tom Mary'nin faturayı ödeyeceğini umuyordu.Tom hoped that Mary would pay the bill.
Faturayı ödeyen bendim.It was me who paid the bill.
Tom faturayı ödemeden ayrıldı.Tom left without paying the bill.
Tom faturaları ödemeyi reddediyor.Tom is refusing to pay his bills.
O, cüzdanını unuttu, o yüzden faturayı ödeyemez.She forgot her wallet, so she can't pay the bill.
Kaybedileceklerin faturası çok ağır olmayacak mı?Will not the price to be paid for the things to be lost, be too high?
Tüm faturaları ödemek zorunda olan kişi benim.I'm the one who has to pay all the bills.
Faturalarını ödemek zorunda olmayı sevmiyorum.I don't like having to pay your bills.
Peki, belirsizliğin ekonomik faturası ne olacak?Well, what about the economic price to be paid due to uncertainty?
Tom faturalarını ödemezdi.Tom wouldn't pay his bills.
Tom faturayı ödemek için cüzdanını çıkardı.Tom took out his wallet to pay the bill.
Tom faturasını ödedi.Tom paid his bill.
Tom bütün faturalarını ödedi.Tom paid all his bills.
Şimdi faturamın bir kısmını ödeyebilirim.I can pay part of my bill now.
Bütün faturaları ödeyen benim.I'm the one who pays all the bills.
Bu faturayı pazartesiye kadar ödemek zorundayım.I have to pay this bill by Monday.
Benim faturam var.I have the invoice.
Geçen ay elektrik faturamız çok yüksekti.Our electric bill last month was very high.
Neden sadece devam etmiyorsun ve tüm faturalarını ödemiyorsun?Why don't you just go ahead and pay all your bills?
Tom faturayı ödeyeceğini söyledi.Tom said that he'd pay the bill.
Faturanın bir kısmını ödememe izin ver.Let me pay part of the bill.
Bunu faturama ekle.Add this to my bill.
Faturanın bugün hâlâ ödenmesi gerekiyor.The bill still has to be paid today.
Dan faturayı bile ödemedi.Dan didn't even pay the bill.
Sorun Tom'un faturalarını zamanında ödememesi.The problem is that Tom doesn't pay his bills on time.