farksız ile cümle
farksız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Başka bir deyişle, dün, bugün ve yarın fiziksel olarak farksızdır.Put differently, yesterday, today, and tomorrow are physically indistinguishable.
Çocukluğu, diğer çocukların hayatlarından farksız geçmiştir.The spirit goes out of the boys' lives.
Başkaları birbirinden farksızdır ve hakkımızda hepsi aynı şeyi düşünür.We've all got different backgrounds and we all agree on the same things.
Artık insanlardan farksız hale gelmişlerdi.Then the people found themselves landless.
2 saniye, neredeyse şimdiden farksız.Two seconds is like the present.
Genomun okuyabildiğimiz kısmı bir malzeme listesinden farksız.The part of the genome that we can read is the list of ingredients.
Ve aslında dönüştürmekten kastettiğim, bir elipsi daireye dönüştürmekten farksız.And shifting it is actually no different than shifting an ellipse a circle.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.This really was a needle in a haystack sort of search, so she asked everything she could think of.
Aslında bir çok kişiye göre burası bir savaş alanından farksızdı.In fact, many people compared it to a war zone.
Eğer hızlı bir yol istiyorsanız, bundan farksız olacaktır.And if you want to pick up a fast way to do it. It would be identical.
Siz engereklerden ve hırsızlardan farksızsınız.You are a den of vipers and thieves.
Anlattıklarınız kül kadar değersizdir, Savunduklarınızsa çamurdan farksız.Your memorable sayings are proverbs of ashes, Your defenses are defenses of clay.
Başka bir deyişle, dün, bugün ve yarın fiziksel olarak farksızdır.Nein, denn Er ist der gleiche, gestern, heute und in alle Ewigkeit ...
Artık insanlardan farksız hale gelmişlerdi.Den Menschen waren die Moosleute freundlich gesinnt.
Çocukluğu, diğer çocukların hayatlarından farksız geçmiştir.In seiner Kindheit ist er stets anders als die anderen Kinder.
Başkaları birbirinden farksızdır ve hakkımızda hepsi aynı şeyi düşünür.Les hommes sont membres les uns des autres, et tous créés de même matière.
Sonraki sezon da diğerlerinden farksızdı.La troisième saison était différente des deux premières.
Bu dil, dünyayı yansıtan bir resimden farksız olmalıdır.Oh, bien sûr, c'est un réel défi que d'avoir à traduire la langue d'une planète qui n'existe pas.
Artık insanlardan farksız hale gelmişlerdi.Por lo que las gentes de bien los evitaban.
Başkaları birbirinden farksızdır ve hakkımızda hepsi aynı şeyi düşünür.Migliaia di nostri, non ne dubitate, hanno sentito lo stesso.
Çocukluğunun ilk yılları erkek çocuklarınkinden farksızdı.Durante il loro primo anno, i giovani sono distinguibili dai genitori.
Bununla birlikte ismi dışında, filmin kalanı orijinal halinden farksızdır.Il protagonista però, oltre al nome, non presenta altre caratteristiche peculiari dell'originale.
Erkek çocukları için sünnet düğünleri, diğer düğünden farksız olarak yapılmaktadır.Filhos de casamentos morganáticos estão excluídos da sucessão.
Diskin her yanı farksız olmalıdır.A aparência de Tikal é diferente à cada aparição.
Sonraki sezon da diğerlerinden farksızdı.Na temporada seguinte, tudo é diferente.
Başka bir deyişle, dün, bugün ve yarın fiziksel olarak farksızdır.Dat wil zeggen dat verleden, heden en de toekomst hetzelfde zijn.
Çocukluğunun ilk yılları erkek çocuklarınkinden farksızdı.Het eerste jaar was het aantal jongens miniem.
Yolculuk bir şehirlerarası otobüsten farksızdır.De bus is minder breed dan een normale stadsbus.
Şaraplarının kalitesi İtalya'daki herhangi bir şaraptan farksızdı.Wino, które wytwarzał nie ustępowało jakością najlepszym winom z Włoch czy Francji.
III. Reich için her iki tehdit de hemen hemen farksızdı.Losy ich w Trzeciej Rzeszy były różne.
Başkaları birbirinden farksızdır ve hakkımızda hepsi aynı şeyi düşünür.Nie mnie jednemu tak się zdaje, bo i inni odczuwają to samo.
Sonraki sezon da diğerlerinden farksızdı.Наступного Ранку вони побачили цього чоловіка зовсім іншим.
Diskin her yanı farksız olmalıdır.Punc je pro každou ryzost jiný.
Erkek çocukları için sünnet düğünleri, diğer düğünden farksız olarak yapılmaktadır.Za svědky na druhé svatbě jim šly děti, jinak byl ceremoniál tajný.
Şaraplarının kalitesi İtalya'daki herhangi bir şaraptan farksızdı.Vinurile Liguriei sînt printre cele mai bune din Italia și din lume.
Başkaları birbirinden farksızdır ve hakkımızda hepsi aynı şeyi düşünür.Kappale kertoo siitä, että jokainen näkee asiat eri lailla ja että jokaisella on niihin omat mielipiteensä.
Çocukluğunun ilk yılları erkek çocuklarınkinden farksızdı.Nuoren pojan ensimmäiset vuodet olivat vaikeat.
Artık insanlardan farksız hale gelmişlerdi.Men menneskene drives bort.
Diskin her yanı farksız olmalıdır.Hele tankelivet vil være anderledes.
Başka bir deyişle, dün, bugün ve yarın fiziksel olarak farksızdır.Fremtiden er dermed det motsatte av både fortid og nåtid.
Sonraki sezon da diğerlerinden farksızdı.Berbeda dengan season lainnya.
Başkaları birbirinden farksızdır ve hakkımızda hepsi aynı şeyi düşünür.Jadi tidak ada yang salah dengan itu dan saya pikir negara manapun di dunia akan melakukan hal yang sama.
Diskin her yanı farksız olmalıdır.インカーは各号で異なる。
Kendini beğenmişlerle kötülük yapanlar samandan farksız olacak; o gün hepsini yakacak.木落騷人已怨秋,不堪平遠發詩愁;要看萬壑爭流處,他日終煩顧虎頭。
Diskin her yanı farksız olmalıdır.} 的詮釋也相隨地不同。
Sonraki sezon da diğerlerinden farksızdı.나머지는 지난시즌과 동일하다.
Diskin her yanı farksız olmalıdır.캐치프레이즈는, CD 타입마다 다르다.
Diskin her yanı farksız olmalıdır.Баграта е различна при всеки вид.
Şaraplarının kalitesi İtalya'daki herhangi bir şaraptan farksızdı.Славата на чудесната напитка бързо се разнесла из цяла Италия.
Artık insanlardan farksız hale gelmişlerdi.Ponekad su i ljude (robove) razmjenjivali za drugu robu.
Bu mimari yapıları Orta Çağ kalelerinkinden farksızdır.Niso sestavni del stavbe kot v srednjeveški arhitekturi.
Başkaları birbirinden farksızdır ve hakkımızda hepsi aynı şeyi düşünür.Med seboj so si različni, vendar vsi stremijo k istemu cilju.
Çocukluğu, diğer çocukların hayatlarından farksız geçmiştir.Prano vaikystė niekuo nesiskyrė nuo kitų kaimo vaikų.
Sonraki sezon da diğerlerinden farksızdı.Kitas sezonas rezultatais buvo panašus.
Sonraki sezon da diğerlerinden farksızdı.Järgmine hooaeg oli eelmisele sarnane.
2 saniye, neredeyse şimdiden farksız.2초는 사실 현재나 다름없는거죠.
2 saniye, neredeyse şimdiden farksız.Deux secondes c'est comme si c'était le présent.
2 saniye, neredeyse şimdiden farksız.Dos segundos es como el presente.
2 saniye, neredeyse şimdiden farksız.Două secunde este ca şi prezentul.
2 saniye, neredeyse şimdiden farksız.Due secondi sono praticamente lo stesso che l'istante presente.