Üç ay sonra bana tekrar sorarsan farklı bir cevabım olabilir.Ask me again in three months and I might have a different answer.
Tom farklı şeyler yapmak zorunda kaldı.Tom had to do different things.
Tom farklı bir şey olmasını beklemediğini söyledi.Tom said that he had expected something different to happen.
Tom kendimizden pek farklı olamaz.Tom can't be much different from ourselves.
Biz şeyleri farklı olarak görüyoruz.We see things differently.
Ben Jamal'ın kalmasını istedim ama farklı bir neden için.I asked Jamal to stay, but for a different reason.
Farklı bir şey olmasını bekliyorduk.We were expecting something different to happen.
Fadıl ve Leyla farklı davranış sergiledi.Fadil and Layla displayed different behavior.
Fadıl sekiz farklı insanı öldürdü.Fadil killed eight different people.
Senden nasıl farklıyım?How am I different from you?
Tom farklı yerel gruplarla şarkı söyledi.Tom has sung with several local bands.
Farklı bir şey yapmak zorundayız.We've got to do something different.
Bisikletin benimkinden nasıl farklı?How is your bicycle different from mine?
Durum şimdi ne kadar farklı?How is the situation different now?
Tom, John'dan çok farklı, değil mi?Tom is so different from John, isn't he?
Deneyiminiz ne kadar farklıydı?How has your experience been different?
Tom farklı göründüğümü söyledi.Tom said I looked different.
Liberalizmin uluslararası ilişkilere bakışı farklıdır.Liberalism has a different approach to international relations.
Fadıl hiç farklı değil.Fadil is no different.
Dedektifler cinayet için farklı sebepler düşündüler.Detectives considered different motives for the murder.
Batılı medya kuruluşları Müslümanlara farklı gözle bakıyor.Muslims are portrayed in a different light by Western media.
Batı medyası Müslümanları farklı lanse ediyor.Muslims are portrayed in a different light by Western media.
Kediler ve köpekler farklı nedenlerle esnerler.Cats and dogs yawn for different reasons.
Sen ve ben o kadar çok farklı değiliz.You and I aren't that much different.
Tom ağabeyinden çok farklı.Tom is very different from his older brother.
Tom çoğu insandan farklıdırTom is different from most people.
Erkekler ve kadınlar farklı düşünür mü?Do men and women think differently?
Leyla ve Selime aynı dairede oturuyorlardı ama çok farklı kadınlardı.Layla and Salima lived in the same apartment, but they were very different women.
Önerilen kanunun farklı kusurları var.The proposed law has several flaws.
Bize güç veren şey farklılıktır.Diversity is what gives us strength.
Mantarlar ve bitkiler farklı alemlere aittir.Mushrooms and plants belong to different kingdoms.
Bazı kelimeler aynı şekilde telaffuz edilir, ancak farklı şekilde yazılırlar.Some words are pronounced the same, but written differently.
Bazı kelimeler farklı yazılırlar, ancak aynı şekilde telaffuz edilirler.Some words are written differently, but pronounced the same.
Tom, Mary adlı üç farklı kadınla çıktığı söylüyor.Tom says he's dated three different women named Mary.
Çok farklı olduğumuzu hissetti.She felt that we were too different.
Tom üç farklı dili konuşabilir.Tom can speak three different languages.
Araba icat edilmemiş olsaydı, dünyanın ne kadar farklı olacağını hayal edin.Imagine how different the world would be if the car had never been invented.
Neyi farklı yapardın?What would you do differently?
Neyi farklı bir şekilde yapardın?What would you do differently?
Pizza, soğuk olduğu zaman farklı tada sahiptir.Pizza tastes different when it's cold.
Kendimi farklı bir insanmış gibi hissediyorum.I feel like a different person.
Farklı biri gibi hissediyorum.I feel like a different person.
O farklı bir şekilde yapılması gerekiyor.It has to be done a different way.
Maalesef konuyla ilgili fikrim farklı.I'm afraid my opinion on the matter is different.
Leyla ve Sami farklı işletmelerdeydiler.Layla and Sami were in different businesses.
Leyla ve Sami'nin farklı öncelikleri vardı.Layla and Sami had different priorities.
Okinawa, Japonya'dan kültürel olarak farklıdır.Okinawa is different from Japan culturally.
Tom ve Mary'nin farklı öncelikleri var.Tom and Mary have different priorities.
Bu tek yumurta ikizleri, doğumda ayrıldılar ve farklı ailelerde yetiştirildiler.These identical twins were separated at birth and raised in different families.
İnsanlar farklı öğrenirler.People learn differently.
Bir köpek yemek, bir inek yemekten farklı değildir.Eating a dog is no different from eating a cow.
Leyla'nın dört farklı erkekten dört çocuğu vardı.Layla had four children with four different men.
Leyla tamamen farklı bir kişi haline geldi.Layla became a whole different person.
Leyla farklıdır.Layla is different.
Zeka ve bilgi iki çok farklı şeydir.Intelligence and knowledge are two very different things.
Leyla gerçekten farklıydı.Layla was really different.
Tom onu benden farklı yapar.Tom does that differently than me.
Aramızda farklılıklardan daha fazla benzerlikler var.There are more similarities than differences between us.
Leyla ve Sami iki farklı cezaevine gönderildiler.Layla and Sami were sent to two different prisons.
Leyla'nın farklı bir hayatı vardı.Layla had a different life.