fark ile cümle
fark kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Belli ki o erkekler ve kadınlar için farklı.Obviously that's different for men and women.
Ancak baş oyuncu kendi hatalarının farkında.However the protagonist is aware of his own mistakes.
O sağ ve sol arasındaki farkı bilmiyor.He does not know the difference between right and left.
Farklı insanlar farklı şeyler inanır, ama sadece bir gerçek var.Different people believe in different things, but there is only one truth.
O, ebeveynlerinin onu izlediğinin farkındaydı.She was aware of her parents' eyes.
O, anne ve babasının onu izlediğini fark etti.She was aware of her parents' eyes.
O, anne ve babasının onu seyrettiğinin farkında oldu.She became aware that her parents were watching her.
O, sonunda hatalarının farkında oldu.At last, he became aware of his own mistakes.
Bunlar tamamen farklı düşünceler.These are completely different opinions.
Bir köy ve bir kasaba arasındaki fark nedir?What's the difference between a village and a town?
Farklı çiçeklerin farklı anlamları vardır.Different flowers represent different meanings.
Bu iki fotoğraf arasındaki farkı buldun mu?Did you find the difference between these two photos?
Benim varlığımı farketti.He noticed my presence.
Bu dağlarda bulunan tuzlar ve mineraller oldukça farklıdır.The salts and minerals found in these mountains are quite diverse.
Her kişi için farklı bir yemek yapmak zorunda değilsin.You don't have to make a different dish for every person.
Yaşlandım ve bu yüzden işlere farklı olarak bakmaya başladım.I got older, and so I started looking at things differently.
Bu, açık ara farkla bunların hepsinin en iyisidir.This is by far the best of all of these.
Hukuk ve siyaset iki farklı şeydir.Law and politics are two different things.
Benim fikrim seninkinden tamamen farklı.My opinion is completely different from yours.
Farkında değildim.I wasn't aware.
Farklı dillerde bir sürü cümle ekleyebilirim.I can add many sentences in different languages.
Şakamı yapıyorsun? farklı bir şey işittim.Are you joking? I heard something else.
O farketmeden topu almaya çalışacağım.I shall try to take the ball without him noticing.
İnsanlar ayakta duruyorken ve oturuyorken tamamen farklı olarak düşünüyor.People think completely differently when they're standing and when they're sitting.
Ne kadar şanslı olduğunun farkında değilsin.You don't realize how lucky you are.
Aşçı her gün farklı yemekler hazırlar.The cook prepares different dishes every day.
Bu sandalyeler farklı.These chairs are different.
Bu kravatlar farklı.These ties are different.
Bu havlular aynı renkte fakat farklı boyutlardadır.These towels are the same color but different sizes.
Bir çılgınla benim aramdaki tek fark benim bir çılgın olmamamdır.The only difference between me and a madman is that I'm not mad.
Sahilde yürüyen güzel kadını fark etmekten kendimi alamadım.He couldn't help but notice the beautiful woman walking down the beach.
O farklı bir şekilde beni görmeye geldi.He came to see me in a different way.
Facebook ve Twitter arasındaki fark, Twitter'ın bir mikroblog servisi olmasıdır.Difference between Facebook and Twitter is, Twitter is a microblogging service.
Yolculuğumuzun yarısında yanımıza yeteri kadar para almadığımızı fark ettik.Midway through our trip we realized that we hadn't brought enough money.
Papua Yeni Gine'de, Papualılar tarafından konuşulan 850 farklı dil vardır.In Papua New Guinea, there are 850 different languages spoken by Papuans.
Bunu farklı olan biriyle değiştirir misin?Could you change it for a different one?
Kötü bir aşçı ve bir zehirleyici arasındaki tek fark niyettir.The only difference between a bad cook and a poisoner is the intent.
Onlar farklılıklarını giderdi.They ironed out their differences.
Annem ayaklarımın temiz olmadığını fark etti.My mother noticed that my feet weren't clean.
Bu cümleler zamana göre farklı.These sentences only differ with respect to tense.
Eğer onu ağabeyi ile karşılaştırırsanız, farkı göreceksiniz.If you compare him with his older brother, you'll see the difference.
Farkı çok kolay görebilirsin.You can see the difference very easily.
Farkı çok kolay bir şekilde görebileceksin.You'll be able to see the difference very easily.
Farkları çok kolay görebilirsin.You can see the differences very easily.
Farkları çok kolay bir şekilde görebileceksin.You'll be able to see the differences very easily.
Ne dersen de farketmez, sana asla inanmayacağım.No matter what you say, I will never believe you.
Hiç kimsenin üç farklı doğum tarihi olamaz.No one can have three different birth dates.
Herkesin, hiçbir fark gözetilmeksizin, eşit iş karşılığında eşit ücrete hakkı vardır.Everyone, without any discrimination, has the right to equal pay for equal work.
Farkında olmadan ona tamda bilmek istediğini anlattı.Unwittingly, he told her exactly what she wanted to know.
Mucizeler meydana gelir, sadece biz olayların akışı içerisinde onların farkına varmayız.Miracles do exist, but we just don't notice them in the flow of events.
Etrafa baktım ve benimkinin yoldaki tek araba olduğunu fark ettim.I looked around and noticed that mine was the only car on the road.
Etrafıma baktım ve onun yolda tek araba olduğunu fark ettim.I looked around and noticed that it was the only car on the road.
"Biriyle" ve "birine" konuşmak arasında önemli bir fark vardır.There's an important difference between talking "with" someone and talking "to" them.
Tüm ülkelerin plakaları farklıdır.All license number plates of all countries are different.
Alışılmış olandan farklı bir bağlamda bir şey görmek şaşırtıcı olabilir.Seeing something in a different context than the accustomed one can be surprising.
25 yaşına kadar, o beş farklı ülkede yaşamıştı..By the age of 25, she had lived in 5 different countries.
Bu sabahtan beri hiçbir şey yemediğini fark ettin mi?Did you realize that you haven't eaten anything since this morning?
Benim heyecanım yüzünden, zamanın farkında değildim.In my excitement, I wasn't aware of time.
Kaldığım birçok farklı otelden çaldığım bir havlu koleksiyonum var.I have a collection of towels I've stolen from many different hotels I've stayed at.
Bir piyano ve bir balık arasındaki fark nedir?What is the difference between a piano and a fish?