Ben başka hiçbir anneden farklı değilim.I'm no different from any other mother.
Bugün işler çok farklı.Things are very different today.
Bilim ve sözde bilim arasındaki fark nedir?What's the difference between science and pseudo-science?
Bilim ve yalancı bilim arasındaki fark nedir?What's the difference between science and pseudo-science?
Dünya'da genelindeki yerçekimi farklılıklarına yerçekimi anomalileri denir.The differences in gravity across Earth are called gravity anomalies.
Umarım, Tom bir şey fark etmeyecek.Hopefully, Tom won't notice anything.
Tom'un hiçbir şeyi fark etmeyeceğini umut edelim.Let's hope Tom doesn't notice anything.
Farklı bir yöntem uygulamak zorunda olabilirim.I may have to change tack.
Tom, Mary'nin ellerinin titrediğini fark etti.Tom noticed that Mary's hands were shaking.
Mary çantasına baktı ve bilgisayarının çalındığını fark etti.Mary looked into her bag and realized that her computer had been stolen.
Biz hayat konusunda farklı görüşlere sahibiz.We have different views on life.
Farklı kültürlerden insanların az çok kişisel alana ihtiyacı vardır.People in different cultures need more or less personal space.
Burada Boston'da koşullar farklıdır.Here in Boston, things are different.
Bazı farklılıklar var.There are some differences.
Bu oyun Avustralya'da farklı oynanır.This game is played differently in Australia.
Ebeveynlerimiz orada değilken küçük erkek kardeşim tamamen farklı bir tavır alır.When our parents aren't there, my younger brother takes on a completely different manner.
Tom coğrafya ve jeoloji arasındaki farkı bilmiyor.Tom doesn't know the difference between geography and geology.
Artık nedenini fark ediyorum.Now I realize why.
Şimdi sebebini fark ettim.Now I realize why.
Farklı bir tarayıcı kullanmayı deneyin.Try using a different browser.
Biz aslında bunun farkında olmadan hiyeroglifle yazıyoruz.We are basically writing in hieroglyphics without being aware of it.
Tom, Mary'ye farklı biçimde davrandı.Tom treated Mary differently.
Vegan olmadan önce aynı farkındalıklara sahip değildim.I didn't have the same levels of awareness before going vegan.
Biz farklı insanlarız.We are different people.
Bir şeyi farklı yapacak olsan o ne olurdu?What's the one thing you would have done differently?
Yeni baştan yapman gerekse neyi farklı yapardın?If you had to do it all over again, what would you do differently?
Sonunda Tom ne olduğunu fark etti.Eventually Tom noticed what was happening.
Yanlış yaptığımı fark etmem uzun zaman aldı.It took me a long time to realize I was doing it wrong.
Onu yanlış şekilde yaptığımı fark etmem uzun zamanımı aldı.It took me a long time to realize I was doing it the wrong way.
Tom bir değişiklik farketti.Tom noticed a change.
Sizlerden birinin bunun önemini fark ettiğini sanmıyorum.I don't think any of you realize the importance of this.
Hiçbirinizin bunun önemini fark edeceğini sanmıyorum.I don't think any of you realize the significance of this.
Toplum büyük bir yaş farkı olan insanlar arasında ilişkiyi teşvik etmez.Society does not encourage relationships between people who have a large age gap.
Ben neler olduğunun farkındayım.I'm aware of what's going on.
Onun sen olduğunu fark etmeliydim.I should've realized it was you.
Metafor ve amfora arasındaki fark nedir?What is the difference between a metaphor and an amphora?
Biz biraz farklıyız.We're a little different.
Tom Mary'nin davranışında bir değişiklik fark etti.Tom noticed a change in Mary's behavior.
Benim durumum farklı.My situation is different.
Bu büyük bir farktı.It was a huge difference.
Tom orada olduğumu bile fark etmedi.Tom didn't even notice I was there.
Çocuklar yol boyunca farklı hayaletevlerden dehşet içinde koşarak geldiler.Children came running in terror from the different spookhouses along the street.
Bu kere farklı olacak.This time is going to be different.
Bu defa farklı olacak.This time is going to be different.
Ben bugün farklı bir şey yapma ihtiyacı hissediyorum.I feel the need to do something different today.
Onlar bunun farkında.They're aware of it.
Biz farklılıklarımızı bir kenara ve grubumuzu bir arada koymalıyız.We must put our differences aside and band together.
Hayvanları yeme, insan yeme ve yamyamlıktan o kadar farklı değildir.Eating animals is not that different from anthropophagy or cannibalism.
Tom ne yaptığını fark eder.Tom realizes what he has done.
Biz şimdi hepimiz bunun farkındayız.We're all aware of it now.
Öpücüğün bir çok farklı türleri var.There are many different types of kisses.
Tom yerde kan fark etti.Tom noticed blood on the floor.
Sen SATA kablosunu farklı bir yuvaya taktın.You plugged the SATA cable to a different slot.
Tom bir şeyin tuhaf olduğunu fark etti.Tom noticed something was odd.
Tom tuhaf bir şey fark etti.Tom noticed something strange.
Biz neler olduğunun farkındayız.We're aware of what's going on.
Tom fark etmezdi.Tom wouldn't have noticed.
Eve varıncaya kadar cüzdanımın kayıp olduğunu farketmedim.I didn't realize my wallet was missing until I got home.
Annem ve ben tamamen farklıyız.My mother and I are completely different.
Boston Şikago'dan çok farklı.Boston is very different from Chicago.