Tom'la birlikte olduğunda farklısın.You're different when you're with Tom.
Bilgisayar iki yüz farklı tipteki hatayı tanır.The computer recognises two hundred different types of errors.
O tehlikelerin farkında olmalı.He needs to be aware of the dangers.
Menopoz farklı kişiler için farklı şeyler ifade edebilir.Menopause can mean different things for different people.
Bizim için fark etmez.It doesn't matter to us.
Onlar için fark etmez.It doesn't matter to them.
Onun için fark etmez.It doesn't matter to him.
Hiç kimse bizi fark etmedi.No one noticed us.
Hiç kimse onları fark etmedi.No one noticed them.
Hiç kimse beni fark etmedi.No one noticed me.
Hiç kimse onu fark etmedi.No one noticed him.
Kimse onu fark etmedi.No one noticed her.
Ben onu fark etmedim bile.I didn't even notice him.
Senin onları tanıdığını fark etmedim.I didn't realize you knew them.
Senin onu tanıdığını fark etmedim.I didn't realize you knew him.
Senin onu bildiğini fark etmedim.I didn't realize you knew her.
Tom birkaç değişiklik fark etti.Tom noticed a couple of changes.
Tom FBI tarafından manipüle edildiğinin gittikçe farkına vardı.Tom became increasingly aware that he was being manipulated by the FBI.
Tom devam eden komplonun farkında olduğunu söyledi.Tom said that he was aware of the ongoing conspiracy.
Tom Mary'nin orada olduğunu fark etti.Tom noticed Mary was there.
Polis, Dan'in kendini savunmak için hareket ettiğini fark etti.The police realized that Dan acted in self-defence.
Dan benzin istasyonunda kendi etrafındaki polisler olduğunu fark etti.Dan noticed that there were cops all around him at the petrol station.
Dan nihayet Linda'nın haklı olduğunu fark etti.Dan finally realized that Linda was right.
Dan ne olduğunu fark ettiğinde çok geçti.When Dan realized what happened, it was too late.
Linda, Dan'ın daha önce tanıştığı bir kadından çok farklıydı.Linda was very different from any woman Dan had met before.
Bildiğim kadarıyla cezaevi ve mapushane farklı şeylerdir.As far as I am concerned, prison and slammer are different things.
Neden erkekler ve kızlar farklı oyuncakları severler?Why do boys and girls like different toys?
İki farklı dil konuştuğumuzu hissediyorum.I feel we're speaking two different languages.
Farklı dilleri konuştuğumuzu hissediyorum.I feel we're speaking different languages.
Farklı bir dil konuştuğumuzu hissediyorum.I feel we're speaking a different language.
Tom sonunda Mary'nin haklı olduğunu fark etti.Tom finally realized that Mary was right.
Tom sonunda hatalı olduğunu fark etti.Tom finally realized that he'd been wrong.
O birçok farklı türdeki uçakları uçurmayı öğrendi.She learned to fly many different kinds of planes.
"Kozmos" 60 farklı ülkede 500 milyondan fazla kişi tarafından izlendi."Cosmos" was seen by more than 500 million people in 60 different countries.
Yılın farklı zamanlarında gökyüzünde farklı takım yıldızları görülebilir.At different times of year, different constellations can be seen in the sky.
Bazen küçük bir değişiklik büyük bir fark yaratabilir.Sometimes, a small change can make a big difference.
Araştırmacılar evrenin farklı bir bölümüne girmek için kapı kullanırlar.The researchers use the portal to enter into a different part of the universe.
Dan dolandırıldığını bile fark etmedi.Dan didn't even realize that he had been swindled.
Dan, Linda'nın gittiğini bile fark etmedi.Dan didn't even notice that Linda was gone.
Dan, Linda'ya zarar verdiğinin bile farkında görünmüyordu.Dan didn't even seem to realize he had hurt Linda.
Dan Linda'nın hâlâ nefes aldığını fark etti.Dan noticed Linda was still breathing.
Dan, Linda'nın arabasındaki Kaliforniya plakasını fark etti.Dan noticed the California license plate on Linda's car.
Dan ne yaptığımızın farkında mı?Is Dan aware of what he did?
Biyolojide öğrenciler genotip ve fenotip arasındaki farkı öğrenirler.In biology, the students learn the difference between the genotype and the phenotype.
Dan Linda'nın ölümünden bir servet alabileceğinin iyi farkındaydı.Dan was well aware that he could get a fortune from Linda's death.
Dan Linda'nın duvardaki fotoğrafını fark etti.Dan noticed Linda's photograph on the wall.
Senin için ne fark eder ki?What difference does it make to you?
Farkı biliyorsun, değil mi?You do know the difference, don't you?
Ne kadar endişeli olduğumun farkında mısın?Do you realize how worried I was?
Olağan dışı bir şey fark ettin mi?Have you noticed anything unusual?
Bu defa farklı olacağını gerçekten düşündün mü?Did you really think it would be different this time?
Bu defa farklı bir şey olmasını bekledin mi?Did you expect something different to happen this time?
Onu fark ettiğin için teşekkürler.Thanks for noticing that.
O şimdi ne fark eder?What difference does that make now?
Neden şimdi herhangi bir farklı olmalı?Why should it be any different now?
Neden işler artık farklı?Why are things different now?
Artık çok fark etmez.It doesn't make much difference now.
Hangi belirtileri fark ettin?What symptoms have you noticed?
Tom, bir hata yaptığının farkına varmadan önce ne kadar sürer?How long will it take before Tom realizes he's made a mistake?
Benim için çok fark eder.It matters a great deal to me.