Tom, kızının dilini deldirmiş olduğunu fark ettiğinde dehşete düştü.Tom was horrified when he noticed that his daughter had had her tongue pierced.
Tom Mary'nin bir alyans takmadığını fark etti.Tom noticed Mary wasn't wearing a wedding ring.
Tom çok şey söylediğini fark etti.Tom realized he'd said way too much.
Tom bir hata yaptığının farkında.Tom realizes he's made a mistake.
Tom Mary'nin şaka yapmadığını fark etti.Tom realized Mary wasn't kidding.
Tom gözardı edildiğini fark ediyor.Tom realizes he's being ignored.
Tom birdenbire az önce ne yaptığını fark etti.Tom suddenly realized what he had just done.
Tom Mary'nin masasındaki bir zarfı fark etti.Tom noticed an envelope on Mary's desk.
O, hatasını fark eder.He recognizes his fault.
Tom Mary'nin daha önce sürdüğünü gördüğü aynı arabayı sürmediğini fark etti.Tom noticed Mary wasn't driving the same car that he saw her driving before.
Tom kütüphanenin önünde park edilmiş olan Mary'nin arabasını fark etti.Tom noticed Mary's car parked in front of the library.
Tom onu fark etmeden bile yürüyerek Mary'nin yanından geçti.Tom walked past Mary without even noticing her.
Tom Mary'nin parmağındaki alyansı fark etti.Tom noticed the wedding ring on Mary's finger.
Tom birden hatalı olduğunu fark etti.Tom suddenly realized he was wrong.
Tom neler olduğunu fark etmedi.Tom didn't realize what was going on.
O bir kötülük eden bir kimse, bunun farkında mısın?He is an evildoer, are you aware of that?
Raster ve vektör grafikleri arasındaki fark nedir?What is the difference between raster and vector graphics?
Tom John ve Mary'nin el ele tutuştuklarını fark etti.Tom noticed that John and Mary were holding hands.
Tom Mary'nin yere baktığını fark etti.Tom noticed Mary looking down at the ground.
Mary'nin gittiğini fark ettin mi?Did Tom notice Mary was gone?
Bu anın şimdiye kadar sahip olduğun her şey olduğunu derinden fark et.Realize deeply that the present moment is all you ever have.
Gerçek ve rüya arasındaki farkı unuttun mu?Have you forgotten the difference between dreams and reality?
Ne yaptığımın farkında değildim.I didn't realize what I was doing.
Tom açık farkla sınıfımızda en iyi Fransızca konuşan kişi.Tom is by far the best French speaker in our class.
Ancak, ben farklı düşünenlerden biriyim.However, I am one of those who think differently.
Pek çok farklı güzellik türü vardır.There are many different kinds of beauty.
Ortam farklılaştı mı?Has the climate changed?
Çoğu Avrupalı, Japon ve Çin milletleri arasındaki farkı söyleyemez.Most Europeans can't tell the difference between Japanese and Chinese people.
Tom duvardaki yazıyı farketti.Tom recognized the writing on the wall.
Beni yenemeyeceğini şimdiye kadar fark etmen gerekiyor.You should realize by now that you can't beat me.
Bunun hakkında çok güçlü hissettiğini fark etmedim.I didn't realize you felt so strongly about this.
Senin Tom'a nasıl baktığını fark etmediğimi düşündün mü?Did you think I didn't notice how you were looking at Tom?
Doğu ve Batı Almanya arasında hala çok kültürel farklar var.There are still many cultural differences between East and West Germany.
Ziyaretçilerin, kendisini aldattığının farkına vardı.He realized that the visitors had tricked him.
Keşke daha önce fark etseydim.I wish I had noticed earlier.
Kürtajdan yana olan herkesin zaten doğmuş olduğunu farkettim.I've noticed that everyone who is for abortion has already been born.
Birden bire ne olduğunu fark ettim.I suddenly realized what was happening.
Kısacası, misafirler ve gezginler arasında bir fark vardır.In short, there is a difference between guests and travellers.
Artık uğramıyor. Belki farklı bir şehre taşındı.Tom doesn't come around anymore. Maybe he's moved to a different city.
Sanırım farkına varmamıştır.She wouldn't have noticed.
Bunu farklı olarak koyayım.Let me put this differently.
Ne fark eder?What difference would that make?
Tom asla farkı fark etmeyecek.Tom will never notice the difference.
O asla farkı fark etmeyecek.He'll never notice the difference.
Sen farkı asla fark etmeyeceksin.She'll never notice the difference.
Neden bu sefer onun farklı olacağını düşündüğümü bilmiyorum.I don't know why I thought it would be different this time.
Sanırım bir şey eksik olsa Tom farkına varırdı.I think Tom would've noticed if anything were missing.
Tom Mary'nin dikkatli olmadığını fark etti.Tom noticed Mary wasn't being careful.
Tom Mary'nin ona doğru geldiğini fark etti.Tom noticed Mary coming toward him.
Tom kendisinden bekleneni fark etmedi.Tom didn't realize what was expected of him.
Tom, Mary'nin ona baktığını fark etmemiş gibi davrandı.Tom pretended not to notice that Mary was looking at him.
Belki Tom ve Mary çok farklı değil.Maybe Tom and Mary aren't so different.
O şimdi çok farklı.It's a lot different now.
Bu kelime birkaç farklı şeyi ifade eder.This word means several different things.
Bilmek ve yapmak iki farklı şeydir.Knowing and doing are two different things.
İşlerin bu sefer farklı olmasını istiyorum.I want things to be different this time.
O şimdi farklı olacak.It'll be different now.
Bu oyunu farklı şekillerde oynayabilirsin.You can play this game in different ways.
Benim üstümde durmak istediğim nokta farklı.The point I want to make is something else.
Ne büyük bir fark, değil mi?What a big difference, isn't it?