Tom, Mary'nin parmağındaki yüzüğü fark etti.Tom noticed the ring on Mary's finger.
Tom boş odaya girdi ve hemen küllükte yanan bir sigara fark etti.Tom entered the empty room and immediately noticed a lit cigarette in the ashtray.
Kimse beni fark etmedi.Nobody noticed me.
"May I" ve "Can I" arasındaki fark nedir?What's the difference between "May I" and "Can I"?
Farkın ne olduğunu biliyor musun?Do you know what the difference is?
Tom, Maria'nın perişan olduğunu fark etti.Tom realized that Maria was miserable.
İyi ile kötü arasındaki farkı anlatmak her zaman kolay değildir.It's not always easy to tell the difference between good and bad.
Tom, ucuz ve pahalı şarap arasındaki farkı söyleyemez.Tom can't tell the difference between cheap and expensive wine.
Cevaplar, anlama yetisinin farklı derecelerini gösterir.Answers display different degrees of understanding.
Tom büyük bir hata yapabileceğini fark etti.Tom realized he could be making a big mistake.
Tom yardım etmek için yapabileceği bir şey olmadığını fark etti.Tom realized there was nothing he could do to help.
Tom hata yaptığını fark etti.Tom realized he had made a mistake.
Senin ve benim aramdaki fark budur.That's the difference between you and me.
Tom bağcıklarının çözülmüş olduğunu fark etmedi.Tom didn't notice that his shoes were untied.
Senin ve Tom'un bu kadar yakın olduğunu fark etmedim.I didn't realize you and Tom were so close.
Beni fark ettiğin için teşekkür ederim.Thank you for seeing me.
Tom'un haklı olduğunu fark ettim.I realized Tom was right.
Bunun gerçekten fark yaratacağını düşünüyor musun?Do you think it would actually make a difference?
Piyasada mevcut şampuanların kalitesinde büyük bir fark vardır.There is big difference in the quality of shampoos available in the market.
Tom herkesin ona baktığının farkındaydı.Tom was aware that everyone was looking at him.
Zaten burada olduğunu fark etmedim.I didn't realize you were already here.
Bunun hakkında farklı olmaya çalışalım.Let's try to be discrete about this.
Ben senden daha farklı önceliklere sahibim.I have different priorities than you do.
Farklılıklarımızı unutmayı ve iş birliği yapmayı denemeyi öneriyorum.I suggest we forget our differences and try to cooperate.
Ne olduğunu yalnızca Tom fark etti.Only Tom has noticed what happened.
Tom ne olmak üzere olduğunu fark etti.Tom realized what was about to happen.
Tom ne olduğunu fark eden tek kişiydi.Tom was the only one who noticed what happened.
Ne olduğunun farkında mısın?Are you aware of what's happened?
Avcılık kazaları çoğu insanın fark ettiğinden daha sık olur.Hunting accidents happen more often than most people realize.
Sonunda ne olduğunu fark ettim.I finally realized what was happening.
Onlardan hiçbiri ne olduğunun farkında gibi görünmüyor.Neither of them seem to be aware of what has happened.
Onların her ikisi de ne olduğunun farkında.Both of them are aware of what has happened.
Amerika Birleşik Devletleri çok farklı bir ülke.The United States is a very unequal country.
Neler olduğunu gerçekten farketmiyorsun, değil mi?You really don't realize what's happening, do you?
Onu yapsan ne olacağını fark eder misin?Do you realize what would happen if you did that?
Hatanın fark edilmesinin ne kadar süreceğini merak ediyorum.I wonder how long it'll take for the mistake to be noticed.
Biz hatanın farkındayız ve bir çözüm üzerinde çalışıyoruz.We are aware of the error and are working on a solution.
Fark etmeyeceğimi mi düşündün?You thought I wouldn't notice?
Fark etmeyeceğimi düşündün mü?Did you think I wouldn't notice?
Kyoto ve Tokyo'nun anagram olduklarını fark ettiniz mi?Have you noticed that Kyoto and Tokyo are anagrams?
Tom'un şimdi Boston'da yaşadığını fark ediyorsun, değil mi?You realize Tom lives in Boston now, right?
Tom Mary'nin arabasının torpido gözünde yarısı yenmiş bir hamburger fark etti.Tom noticed a half-eaten hamburger on the dashboard of Mary's car.
Tom bunun umutsuz olduğunu fark etti.Tom realized it was hopeless.
Tom bir fark yaratmaya çalıştı.Tom tried to make a difference.
Tom diğer çocuklardan farklı hissetti.Tom felt different from the other children.
Tom çabucak diğer çocuklardan farklı olduğunu fark etti.Tom quickly realized that he was different from the other children.
Diğer çocuklardan farklı göründüğü için Tom'la alay edildi.Tom was teased because he looked different from the other children.
Tom Mary'nin ona baktığını fark etmekten kendini alamadı.Tom couldn't help noticing that Mary was staring at him.
Tom'un sakal bırakmaya başladığını fark ettim.I noticed that Tom has started growing a beard.
Tom gizli planımızın farkındaydı.Tom was aware of our secret plan.
Farklı bir tane deneyelim.Let's try a different one.
Bunu şimdi mi fark ettin?You just now noticed this?
Gerçekten olan şey senin söylediğinden biraz farklı.What actually happened is a bit different from what you said.
Ölüm hiç bir şekilde yaşamdan farklı değildirDeath in no way differs from life.
Tom dışarıda park etmiş koyu mavi bir araba fark etti.Tom noticed a dark blue car parked outside.
Tom neden olduğu tüm sorunların farkında değil gibi görünüyor.Tom doesn't seem to be aware of all the problems he's causing.
Tom, Mary'nin onunla konuşmadığını fark etti.Tom realized Mary wasn't talking to him.
Tom Mary'nin artık dinlemediğini fark eder etmez konuşmayı durdurdu.Tom stopped talking as soon as he noticed Mary wasn't listening anymore.
Yapmakla yapmamak arasındaki fark; yapmaktır.The difference between doing and not doing is doing.
Birçok farklı tipte Alman ekmeği vardır.There are many different types of German bread.