Tom farklı bir yaklaşım denedi.Tom tried a different approach.
Tom Mary'nin kendisini sevdiğini fark ettiğinde şaşırdı.Tom was surprised when he realized Mary liked him.
Tom ne olduğunun farkında değildi.Tom was unaware of what had happened.
Tom odadaki her gözün onun üstünde olduğunun çok farkındaydı.Tom was very aware that every eye in the room was on him.
Tom olağandışı bir şey olduğunun farkında değildi.Tom wasn't aware that anything out of the ordinary had occurred.
Tom o kadar sessizdir ki etrafta olduğunu hiç fark etmezsin.Tom is so quiet you never know he's around.
Ben senin onunla ilgilendiğini fark etmedim.I didn't realize you were interested in it.
Durumun ciddi olduğunu fark etmedim.I didn't realize how serious the situation was.
Tom'un faaliyetlerinin tamamen farkındayım.I am fully aware of Tom's activities.
Keşke işler farklı olabilse.I wish things could have been different.
O sorunun önemini fark etmedim.I didn't realize the importance of that problem.
Ne söylersen söyle farketmez, senden nefret ediyorum!No matter what you say, I hate you!
Genç adamın bana baktığını fark ettim.I noticed that the young man was looking at me.
Makyaj fark yaratır.Makeup makes a difference.
Hepimiz farklı dünyalarda yaşarız.We all live in different worlds.
Onlar iki farklı şeydir.Those are two different things.
Okulumuz bittiği zaman farklı yönlere gideceğimizi biliyorduk.We knew that we were going to go in different directions when our school finished.
Birinden hoşlanmak ve birini sevmek arasındaki fark nedir?What's the difference between liking and loving someone?
Tom'un ailesinin ne kadar para kazandığının farkında olduğunu düşünüyor musun?Do you think Tom realizes how much money his parents make?
Bu bir fark yaratacak mı?Will that make a difference?
Tom'un bana baktığını fark ettim.I noticed that Tom was looking at me.
Tanrı'nın planının farklı olduğunu biliyoruz.We know God's plan was different.
İki dönemin arasındaki fark açık değil.The difference between the two terms is not clear.
Onu gördüğüm ilk andan beri, onun farklı olduğunu biliyordum.From the very first time I saw her, I knew she was different.
Onun farklı olduğunu biliyordum.I knew she was different.
Ona ilk baktığım andan itibaren, onun farklı olduğunu biliyordum.From the moment I first laid eyes on him, I knew he was different.
Ona ilk baktığım zaman, onun farklı olduğunu biliyordum.When I first laid eyes on him, I knew he was different.
Tom bir sorun olduğunun farkında değildi.Tom wasn't aware that there was a problem.
Tom Mary'nin zaten eve gittiğinin farkında değildi.Tom wasn't aware that Mary had already gone home.
Tom hiç kimsenin kendisini dinlemediğinin farkında değildi.Tom wasn't aware that nobody was listening to him.
Benden daha uzun olduğunu daha önce fark etmedim.I never noticed before that you're taller than me.
Bugün daha önce fark etmediğimiz birkaç soruna rastladık.We discovered a few problems today that we'd never noticed before.
Öğrencilerim sonunda daha önce hiç fark etmedikleri şeyleri görüyorlar.My students are finally seeing things they never noticed before.
Bunu daha önce fark etmediğime inanamıyorum.I can't believe I never noticed that before.
Sanırım onu daha önce fark etmedim.I guess I never noticed it before.
Odanın etrafına baktım ve daha önce fark etmediğim bir sürü şey gördüm.I looked around the room and saw a lot of things I never noticed before.
Ben hariç odadaki herkesin bir takım elbise giydiğini fark ettim.I noticed that everyone in the room except me was wearing a suit.
Daha önce hiç fark etmediğin bir şey buldun mu?Did you find anything you'd never noticed before?
Bu açık farkla şimdiye kadar yaptığım en havalı şey.This is by far the coolest thing we've ever done.
Bu açık farkla şimdiye kadar yaptığımız en iyi şey.This is by far the best thing we've done so far.
Cümle doğru ama onu farklı bir biçimde ifade edebilirdim.The sentence is correct, however, I would word it differently.
Çok az fark var.There's a slight difference.
Sen fark etmeden önce Tom geri dönecek.Tom will be back before you know it.
Tom sonunda yanlış bir şey olduğunu fark etti.Tom finally realized there was something wrong.
Hiç fark etmezdi.It wouldn't have made any difference.
Artık hiç fark etmez.It doesn't make any difference anymore.
Ben zaten üç farklı yol denedim.I've already tried three different ways.
Ben zaten üç farklı metot denedim.I've already tried three different methods.
Ben zaten üç farklı yaklaşım denedim.I've already tried three different approaches.
Onu yapmak herhangi bir fark yaratmazdı.Doing that wouldn't have made any difference.
Keşke işler farklı olabilseydi.I wish things could've been different.
Tom izlendiğini fark etmedi.Tom didn't notice that he was being followed.
Tom Mary'nin parmağında bir alyans fark etti.Tom noticed a wedding ring on Mary's finger.
Çok gevşediğimi fark etmedim.I didn't realize I was getting so flabby.
Çok şişmanladığımı fark etmedim.I didn't realize I was getting so fat.
Ah, seni fark etmediğim için kusura bakma. Buradan sadece oyunu görebiliyorum.Oh, sorry for not noticing you. I can only see it (the game) from here.
Ne tuhaf, onu fark etmedim.Strange to say, I didn't notice it.
Tom'un sağ gözünün altında farklı bir yara izi vardı.Tom has a distinctive scar under his right eye.
Tom neler olduğunu farketmeye başlıyordu.Tom was beginning to realize what was going on.
Az önce neyi fark ettim biliyor musun?You know what I just realized?