Tom'un eskisi kadar mutlu olmadığını fark etmeye başladım.I began to realize that Tom wasn't as happy as he used to be.
Fransızca anlamadığını fark etmedim.I didn't realize you didn't understand French.
Fıstığa allejin olduğunu fark etmedim.I didn't realize you were allergic to peanuts.
Aç olduğunu fark etmedim.I didn't realize you were hungry.
Fransızcada bu kadar iyi olduğunu fark etmedim.I didn't realize you were so good at French.
Bu kadar aç olduğunu fark etmedim.I didn't realize you were so hungry.
Bu kadar zengin olduğunu fark etmedim.I didn't realize you were so rich.
Yorgun olduğunu fark etmedim.I didn't realize you were tired.
Bu kadar çok farklı türde böcekler olduğunu bilmiyordum.I never knew there were so many different kinds of insects.
Seni ne kadar özleyeceğimi asla fark etmedim.I never realized how much I'd miss you.
Tom'un Mary'yi ne kadar çok sevdiğini hiç fark etmedim.I never realized how much Tom liked Mary.
Tom'un Boston'a ne kadar çok gitmek istediğini hiç fark etmedim.I never realized how much Tom wanted to go to Boston.
Bu işin ne kadar stresli olacağını hiç fark etmedim.I never realized how stressful this job would be.
Ayrıntıları sonuçlandırmak için endişeli olduğunun farkındayım.I realize you're anxious to finalize the details.
Bahsettiğin sorunun farkındayım.I'm aware of the problem you're referring to.
Benim seni sevdiğim kadar çok beni gerçekten sevmediğini fark etmeye başlıyorum.I'm beginning to realize that you don't really like me as much as I like you.
O bakımdan senden farklı değilim.I'm no different than you are in that respect.
Onu üç farklı olasılığa sınırladım.I've narrowed it down to three different possibilities.
Mary Tom'un birkaç gündür tıraş olmadığını fark etti.Mary noticed that Tom had not shaved in several days.
Benimki tamamen farklı.Mine is totally different.
Hayatım şimdi farklı.My life is different now.
Farklı hedeflerimiz var.We have different goals.
Farklı görüşlerimiz var.We have different opinions.
Farklı güçlerimiz var.We have different strengths.
Tom'un Mary'nin kim olduğunu tam olarak bildiğinin şimdi farkındayız.We realize now that Tom knew exactly who Mary was.
Tom'un Mary'yi gerçekten sevmediğinin şimdi farkındayız.We realize now that Tom never really liked Mary.
Onun farkındayız.We're aware of that.
Sorunun farkındayız.We're aware of the problem.
Risklerin farkındayız.We're aware of the risks.
Durumun farkındayız.We're aware of the situation.
Ne de olsa o kadar farklı değiliz.We're not so different after all.
Tom'un ne kadar tehlikeli olduğunun farkındasın, değil mi?You realize how dangerous Tom is, don't you?
Ne yapmamız gerektiğinin farkındasın, değil mi?You realize what we have to do, don't you?
Her ikiniz de durumun farkındaydınız, değil mi?You were both aware of the situation, right?
Bizden çok farklısın.You're very different from us.
Tom'un ve benim farklılıklarımız var.Tom and I have our differences.
Tom ve Mary gerçekten uyumlu olmadıklarını fark ettiler.Tom and Mary realized that they weren't really compatible.
Tom ve Mary farklı şeyler istiyorlar.Tom and Mary want different things.
Tom bundan sonra artık yalnız olmadığının farkında oldu.Tom became aware that he was no longer alone anymore.
Tom herhangi bir değişiklik fark etmedi.Tom didn't notice any change.
Tom gözetleme kamerasını fark etmedi.Tom didn't notice the surveillance camera.
Tom burnunun kanadığını fark etmedi.Tom didn't realize his nose was bleeding.
Tom çoraplarının uymadığını fark etmedi.Tom didn't realize his socks didn't match.
Tom Mary'nin ciddi olduğunu fark etmedi.Tom didn't realize Mary was serious.
Tom Mary'nin çok yorgun olduğunu fark etmedi.Tom didn't realize Mary was so tired.
Tom Mary'nin yorgun olduğunu fark etmedi.Tom didn't realize Mary was tired.
Tom Mary'nin mutsuz olduğunu fark etmedi.Tom didn't realize Mary was unhappy.
Tom bir hata yaptığını fark etmedi.Tom didn't realize that he had made a mistake.
Tom ne olduğunu fark etmedi.Tom didn't realize what was happening.
Tom paranın nereden geldiğini fark etmedi.Tom didn't realize where the money had come from.
Tom mahkûmun kim olduğunu fark etmedi.Tom didn't realize who the prisoner was.
Tom sonunda Mary'nin kulağına bağlı bir telefon olduğunu fark etti.Tom finally noticed that Mary had a phone up to her ear.
Tom sonunda Mary'nin ona baktığını fark etti.Tom finally noticed that Mary was staring at him.
Tom daha önce Mary'nin ne kadar çekici olduğunu hiç fark etmedi.Tom had never realized how attractive Mary was before.
Tom bizden o kadar farklı değil.Tom is not that different from us.
Tom dün giydiğinden daha farklı bir şapka giyiyor.Tom is wearing a different hat than he was yesterday.
Tom Mary'nin şaka yapmadığını fark etmeden önce güldü.Tom laughed before he realized Mary wasn't joking.
Tom şirketinde çalışan çok sayıda kadın olduğunu asla fark etmedi.Tom never realized there were so many women working at his company.
Tom halı üzerinde kan fark etti.Tom noticed blood on the carpet.
Tom Mary'nin ona baktığını fark etti.Tom noticed Mary staring at him.