Fark etmez.It doesn't make a difference.
Hiç fark etmez.It doesn't make any difference.
Çoğu insan bunu fark etmeyecek.Most people won't notice that.
O, hiç fark yapmaz.That doesn't make any difference.
Tom bile beni farketmedi.Tom didn't even notice me.
Tom farkına varmış gibi görünmüyordu.Tom didn't seem to notice.
Tom farkettiğimi düşünmüyordu.Tom didn't think I noticed.
Sadece bir şey fark ettim.I just realized something.
Tom ucuz şarap ve pahalı şarap arasındaki farkı açıklayamıyor.Tom can't explain the difference between cheap wine and expensive wine.
Tom benim fark etmediğim şeyleri fark etti.Tom noticed things I didn't.
Tom muhtemelen onu fark etmedi.Tom probably didn't notice that.
Hepimizin sonuçların farkında olduğunu düşünüyorum.I think we're all aware of the consequences.
Yaptığım her tercihin bir sonucu olduğunun farkındayım.I'm aware that every choice I make has a consequence.
Fark edeceğimi düşünmedin, değil mi?You didn't think I'd notice, did you?
Geç kaldığımızı fark etmedim.I didn't realise we were late.
Şirketin olduğunu fark etmedim.I didn't realize you had company.
Tom'u tanıdığını fark etmedim.I didn't realize you knew Tom.
Senin Kanadalı olduğunu fark etmedim.I didn't realize you were Canadian.
Şüpheli bir şey fark etmedim.I didn't notice anything suspicious.
Onun sen olduğunu fark etmedim.I didn't realize it was you.
Tom'un golf oynadığını fark etmedim.I didn't realize Tom played golf.
Tom'un çok aptal olduğunu fark etmedim.I didn't realize Tom was so stupid.
Uyanık olduğunu fark etmedim.I didn't realize you were awake.
Tom'un biraz farklı olduğunu her zaman düşündüm.I always thought that Tom was a bit different.
Her zaman farklı olmak istedim.I always wanted to be different.
Tom'un farkı söyleyemeyeceğinden eminim.I bet Tom can't tell the difference.
"Silly" ve "stupid" arasında bir fark var.There's a difference between silly and stupid.
Swingerlar ve swing dansçıları farklıdırlar.Swingers and swing dancers are different.
Saatimi kontrol ettim ve bir saat erken geldiğimi fark ettim.I checked my watch and realized I was an hour early.
Acı içinde olduğunu fark etmekten kendimi alamadım.I couldn't help but notice that you're in pain.
Tom'u farkedemedim.I couldn't spot Tom.
Senin orada olduğunu fark etmedim bile.I didn't even notice you were there.
Tom'un bir kız kardeşi olduğunu fark etmedim bile.I didn't even realize Tom had a sister.
Ne kadar aç olduğumu fark etmedim.I didn't realize how hungry I was.
Ben onun çok geç olduğunu fark etmedim.I didn't realize it had gotten so late.
Bunun bir sır olduğunu fark etmedim.I didn't realize it was a secret.
Çok geç olduğunun farkına varmadım.I didn't realize it was so late.
İşlerin bu kadar kötü olduğunu fark etmedim.I didn't realize things were so bad.
Planlanan bir toplantımız olduğunu fark etmemiştim.I didn't realize we had a meeting scheduled.
Saatin kaç olduğunu fark etmedim.I didn't realize what time it was.
Burada olduğunu fark etmedim.I didn't realize you were here.
Fark ettin mi, bilmem; ama Tom senin kızına abayı yakmış gibi duruyor.I don't know if you've noticed, but Tom seems to have fallen in love with your daughter.
Bunun ne gibi bir fark yaratacağını anlamış değilim.I don't see how this changes anything.
Birinin Tom'un ne yaptığını fark ettiğini sanmıyorum.I don't think anyone noticed what Tom did.
Kimsenin Tom'un yaptığını fark ettiğini sanmıyorum.I don't think anyone noticed what Tom did.
Herhangi birinin bizim ne yaptığımızı farkettiğini sanmıyorum.I don't think anyone noticed what we did.
Seni ne kadar sevdiğimi fark ettiğimi sanmıyorum.I don't think I realized how much I loved you.
Tom'un Mary'nin onu ne kadar çok sevdiğini fark ettiğini sanmıyorum.I don't think Tom realized just how much Mary loved him.
Ben farkı görmekte başarısız oluyorum.I fail to see the difference.
Ben farkı göremiyorum.I can't see the difference.
Farklı deneyimler farklı seçeneklere öncülük eder.Different experiences lead to different choices.
Sanırım canım farklı bir şey yemek istemedi.I guess I felt like eating something different.
Farklı bir şey denemek zorunda kaldım.I had to try something different.
Tom'un ne kadar sıkıcı olduğunu fark etmedim.I hadn't realized how boring Tom was.
Tom'un ne kadar çılgın olduğunu fark etmedim.I hadn't realized how crazy Tom was.
Tom'un ne kadar zengin olduğunu fark etmedim.I hadn't realized how rich Tom was.
Ben neler olduğunu fark etmemiştim.I hadn't realized what was going on.
Sen bahsedinceye kadar Tom'un saç tıraşı olduğunu gerçekten fark etmedim.I hadn't really noticed Tom got a haircut until you mentioned it.
Gerçekten fark etmedim.I hadn't really noticed.
Granit ve kumtaşı arasındaki farklılığı söyleyebilir misiniz?Can you tell the difference between granite and sandstone?