Ana içeriğe geç
Sözlük

fark ile cümle

fark kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Farklı gruplarda uçan bir grup kaz vardı.There was a bunch of geese flying in different groups.
Tom Mary'nin giysilerinin yıkanmadığını fark etti.Tom noticed Mary's clothes hadn't been washed.
Tom, Mary'nin yatağında uyunmadığını fark etti.Tom noticed Mary's bed hadn't been slept in.
Tom Mary'nin akşam yemeğini pişirmeye bile başlamadığını fark etti.Tom noticed Mary hadn't even started to cook dinner.
Gelenekleri farklı bağlamlarda devam ettirmek zordur.It's difficult to keep traditions in different contexts.
O nasıl farklı?How is that different?
Tom'un söylediği her şeyin bir yalan olduğunu fark etmiyor musun?Don't you realize everything Tom said was a lie?
Sanırım o onu fark etmeni istiyor.I think she wants you to notice her.
Senin onu fark etmeni istediğini düşünüyorum.I think he wants you to notice him.
Tom'un ne yaptığını ben bile fark etmedim.I didn't even notice what Tom was doing.
Tom'un ne giyiyor olduğunu fark etmedim bile.I didn't even notice what Tom was wearing.
Tom'un ne zaman gittiğini ben bile fark etmedim.I didn't even notice when Tom left.
Ben bile Tom'un kimle içeriye girdiğini fark etmedim.I didn't even notice who Tom came in with.
Ben bile seni fark etmedim.I didn't even notice you.
Tom'un gittiğini fark etmedim.I didn't notice Tom had gone.
Farklı olmanın nasıl bir şey olduğunu biliyorum.I know what it's like to be different.
Seni bu kadar özleyeceğimin hiç farkına varmamıştım.I never realized how much I would miss you.
Ben burada yeni olduğumun farkındayım ama bir önerim var.I realize I'm new here, but I have a suggestion.
Benim fark ettiğimizden çok daha fazla ortak yönümüz var.We have a lot more in common than I realized.
Bu kadar ayyuka çıktığımızı fark etmedik.We didn't realize we were being so loud.
Herkes fark etti.Everyone noticed.
Bu farklı.It's different.
O, farklı olmak istiyor.He wants to be different.
O farklı olmak istiyor.She wants to be different.
Sadece farklı olmak istiyorum.I just want to be different.
Bizim işleri farklı olarak yapmamız gerekiyor.We need to do things differently.
Onlar Tom'un burada olmadığını fark edemeyebilir.They might not notice that Tom isn't here.
Bu az önce söylediğimden ne kadar farklı?How is that different from what I just said?
Senin gibi güzel bir kız kesinlikle fark edilir.A pretty girl like you will definitely be noticed.
Tom ve Mary farklı eyaletlerde yaşar.Tom and Mary live in different states.
Tom ve Mary farklı eyaletlerde yaşıyorlar.Tom and Mary live in separate states.
Tom ve Mary farklı devletlerde yaşıyorlar.Tom and Mary live in separate states.
İsrail Parlementosu dört ay içindeki İsrail seçimlerinden sonra farklı görünecek.The Knesset will look different after the Israeli elections within four months.
O farklıydı.That was different.
Onu herkes fark etti.Everyone noticed that.
Herkes onu fark etti.Everyone noticed her.
Farklı görünmek istiyorum.I want to look different.
Tom Mary'nin sağ kolunda bir kurşun yarası fark etti.Tom noticed a gunshot wound in Mary's right arm.
Tom bir elmas ve bir zümrüt arasındaki farkı bilmiyor.Tom does not know the difference between a diamond and an emerald.
Onun farkındayım.I do notice it.
Tom'un sonunda Mary'nin ondan hoşlanmadığını fark edeceğini düşünüyordum.I thought Tom would eventually realize Mary didn't like him.
Tom'un farklı olacağını düşündüm.I thought Tom would be different.
Tom'un Mary'nin burada olmadığını fark etmediğini düşünmüştüm.I thought Tom wouldn't notice that Mary wasn't here.
Onun burada olmadığını onun fark etmeyeceğini düşündüm.I thought she wouldn't notice that he wasn't here.
Çocuklar ondan farklıydı.The children were different from her.
Herhangi bir fark göremiyorum.I can't see any difference.
Ben sadece onu az önce fark ettim.I only just noticed it.
Tom'un farklı olduğunu düşünmüştüm.I thought Tom was different.
Tom'un burada olmadığını farketmeyeceğini düşündüm.I thought you wouldn't notice that Tom wasn't here.
Ben senin farklı olacağını düşündüm.I thought you'd be different.
Tom'un senden hoşlanmadığını sonunda fark edeceğini düşünüyordum.I thought you'd eventually realize Tom didn't like you.
Amerikan ve İngiliz İngilizcesi arasındaki fark nedir?What's the difference between American and British English?
Aslında gerçekten bir yelkenliye ihtiyacım olmadığını fark ediyorum.I realize I don't actually really need a sailboat.
Gerçek ve yalanlar arasındaki farkı söylemek zor.It's hard to tell the difference between the truth and lies.
80'lerde işler gerçekten oldukça farklıydı.In the 80's, things were really quite different.
Tom zorda olduğunun farkına vardı.Tom realized he was in trouble.
Tom sıkıntıda olduğunun farkına vardı.Tom realized he was in trouble.
Tom henüz başının belada olduğunu fark etmiyor.Tom doesn't yet realize he's in trouble.
Sanki kızım onun gerçek annesi olmadığımın biraz farkında gibi görünüyor.It seems as if my daughter is faintly aware that I'm not her real mother.
O, filmin sonunda çok farklıdır.She's very different at the end of the film.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod