Farkı söyleyebilir misin?Can you tell the difference?
Bu biraz farklı bir şeydi ve beraber takıldığım insanlar bunlardan takıyordu.It's something a bit different and the people I was hanging around with wore them.
Bu tamamen farklı bir konu.That's a horse of a different colour.
Daha önce idrarınızdaki kanı fark ettiniz mi?Have you noticed blood in your urine before?
Her iki resmin de çok benzer olduğunu fark ettin mi?Did you notice both pictures are very similar?
O, hatalarının farkındadır.He's aware of his own faults.
Eve vardığımda, cüzdanımı kaybettiğimi fark ettim.When I got home, I noticed that I had lost my wallet.
O kadar kötü hissettiğinin farkında değildim.I wasn't aware that you were feeling that bad.
Tom gök bilimi ve yıldız bilimi arasındaki farkı bilmiyor.Tom doesn't know the difference between astronomy and astrology.
O her görüşmede farklı bir şey söylüyor.She says something different in every interview.
O, güzelliğinin farkında.She is aware of her beauty.
Önündeki kavşağı fark etmedi.He didn't notice the interchange ahead of him.
Zengin, sen ve benden farklıdır.The rich are different from you and me.
Kleopatra'nın burnu daha kısa olmuş olsaydı, dünya tarihi farklı olurdu.If Cleopatra's nose had been shorter, the history of the world would be different.
Farkı anlıyor musun?Do you understand the difference?
ABD'de tuvalet ve banyonun aynı mekanda olduğunun farkında değildim.I wasn't aware that the toilet and the bath are in the same room in the United States.
Amerika Birleşik Devletleri'nde insanlar mahjong'un farklı bir sürümünü oynarlar.In the United States, people play a different version of mahjong.
Mary annesine benziyor ama onun kişiliği farklı.Mary looks like her mother, but her personality is different.
Mary annesine benziyor ama farklı bir kişiliğe sahip.Mary looks like her mother, but she has a different personality.
Eskimoların kar için doksan farklı kelimesi var.Eskimos have ninety different words for snow.
John ve Mary'nin o önemli mesele hakkında farklı fikirleri vardı.John and Mary had different opinions about that important matter.
Cidden mi? Ben fark etmedim.Seriously? I haven't noticed.
Herkes için farklı.It's different for everyone.
Düşündüğümden farklıydı.He wasn't the same as I thought he'd be.
Farklı bir şey bekliyor muydun?Were you expecting something different?
Birçok kişi "loose" ve "lose" arasındaki farkı bilmiyor gibi görünüyor.It seems that many people don't know the difference between "loose" and "lose".
Birçok insan "then" ve "than" arasındaki farkı bilmiyor gibi görünüyor.It seems that many people don't know the difference between "then" and "than".
Birçok insan "their" ve "they're" arasındaki farkı bilmiyor gibi görünüyor.It seems that many people don't know the difference between "their" and "they're".
Bilim adamları bunu farklı şekilde yorumluyor.Scientists interpret it differently.
Mini etek ve mikro etek arasındaki fark nedir?What's the difference between a miniskirt and a microskirt?
Mary Tom'a aşık ve o onun kendini fark etmesini istiyor.Mary has a crush on Tom and she wants him to notice her.
Gözlenmekte olduğumu fark ettim.I noticed I was being observed.
O, babam ve benim aramdaki bir anlaşmazlığın farkındaymış gibi görünmüyor.He doesn't seem to be aware of the conflict between my father and me.
Amerika'da yaşayan birçok farklı ırklarda insanlar vardır.There are people of many different races living in America.
Bana farklı bir şey öğretildi.I was taught something different.
Onların yaşam biçimi bizimkinden farklı.Their lifestyle is different from ours.
Sen bunu fark etmeden önce döneceğim.I'll be back before you know it.
Zarlar farklı kültürlerde farklı şekillere sahiptir.Dice have differences in design in different cultures.
Bunun farkında değildim.I was not aware of this.
Geçmişteki yaşam bugünkünden çok farklıydı.The living beings of the past were very different from those of today.
Hollanda'da nereye gidersen git farketmez, yel değirmenlerini göreceksin.It doesn't matter where you go in Holland, you'll see windmills.
Her gün farklı saatler çalışırım.I work different hours every day.
O, açık ara farkla en uzun kızdır.She's by far the tallest girl.
Bu yılın modaları geçen yılınkilerden tamamen farklı.This year's fashions are completely different from last year's.
Bana farklı bir örnek ver.Give me a different example.
Neden bunun farkında değildim?Why was I not aware of this?
Bazıları ruhaniliğin sofuluktan tamamen farklı olduğuna inanıyor.Some believe that spirituality is utterly different from religiosity.
Tom birkaç farklı yöntem denedi.Tom tried a few different techniques.
O güzelliğinin farkında değil.She's unaware of her beauty.
Sonunda hatalı olduğunu fark etti.He finally realized that he was wrong.
Tom Tanrı ile şeytan arasındaki farkı bilmiyor.Tom doesn't know the difference between God and the Devil.
O benim orada olduğumu fark etti.He noticed I was there.
Ben ailemin tavsiyesini önemsemeye başladığımda büyüdüğümü fark ettim.I realized that I had grown up when I started heeding my parents' advice.
Bu ikisi arasındaki fark nedir?What's the difference between these two?
Tom'un senden hoşlanmadığının farkında mısın?Are you aware that Tom doesn't like you?
Tom'un çok saf olduğunu fark etmedim.I didn't realize that Tom was so gullible.
Tom, Irak ve İran arasındaki farkı bilmiyor.Tom doesn't know the difference between Iraq and Iran.
Bu kültürden kültüre farklılık gösterir.It differs from culture to culture.
Bu büyük bir fark yaratıyor.It makes a big difference.
Tom bir fabl ve bir masal arasındaki farkı bilmiyor.Tom doesn't know the difference between a fable and a fairytale.