farkında ile cümle
farkında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bütün hazır yiyecekler, aslında farkında olduğumuzdan daha fazla protein içeriyor.למעשה, כל המזון המעובד מכיל יותר חלבונים מאשר אנחנו מודעים.
Bütün hazır yiyecekler, aslında farkında olduğumuzdan daha fazla protein içeriyor.في الواقع، كل أغذيتنا المصنعة تحتوي على البروتينات من شأنه أن نكون على علم.
Bütün hazır yiyecekler, aslında farkında olduğumuzdan daha fazla protein içeriyor.我々が思っているよりずっと 多くのたんぱく質を含んでいます たんぱく質は何からでも摂取できるのです
Bu ülkenin sakinleri, hiç kuşkusuz farkında mısınız, efendim, acayip. önemli kişiyi tokalaşırken bağımlısı.이 나라의 거주자, 아니 의심대로 알고, 선생님, 특히 아르 저명한 분이 함께 악수에 중독.
Bu ülkenin sakinleri, hiç kuşkusuz farkında mısınız, efendim, acayip. önemli kişiyi tokalaşırken bağımlısı.Obyvatelé této země, jak jistě víte, pane, jsou zvlášť závislý na podávání rukou s významnými osobnostmi.
Bu ülkenin sakinleri, hiç kuşkusuz farkında mısınız, efendim, acayip. önemli kişiyi tokalaşırken bağımlısı.Obyvatelia tejto krajiny, ako iste viete, pane, sú zvlášť závislý na podávaní rúk s významnými osobnosťami.
Bu ülkenin sakinleri, hiç kuşkusuz farkında mısınız, efendim, acayip. önemli kişiyi tokalaşırken bağımlısı.Prebivalci te dežele, saj ni dvoma veste, gospod, se posebej nujen zasvojen z rokovanjem z uglednih osebnosti.
Bu ülkenin sakinleri, hiç kuşkusuz farkında mısınız, efendim, acayip. önemli kişiyi tokalaşırken bağımlısı.سكان هذا البلد ، كما لا شك تعلمون ، سيدي الرئيس ، هي بشكل غريب مدمن على مصافحة شخصيات بارزة.
Bu ülkenin sakinleri, hiç kuşkusuz farkında mısınız, efendim, acayip. önemli kişiyi tokalaşırken bağımlısı.著名な人物と握手をして中毒。 それは氏ビッカーステスまたはあなた自身がなる人物を知っているかもしれないと思われました
Bu video, gezegenimizi korumaya yönelik farkındalığı yükseltmek üzere hazırlandı.Υποτιτλισμος: John Ventouris
Bu yapılanlar ve farkındalık... ...aradaki boşluk fiziki kanallarda işi zorlaştırır.몇 명이나 문의 전화를 했는지 그러한 실제 움직임이 중요하며 그 점이 물리적 채널의 어려움이기도 합니다
Bu yapılanlar ve farkındalık... ...aradaki boşluk fiziki kanallarda işi zorlaştırır.وكم عدد من اتصل برقمي المجاني، وهذه هي المسافة بين الفعل الحقيقي، وهذا هو ما يجعل الأمر صعب في القناة المادبة.
Bu yapılanlar ve farkındalık... ...aradaki boşluk fiziki kanallarda işi zorlaştırır.リアルチャネルの難点です ペイドメディアとアーンドメディアで顧客を集めても
Bu yöntemler farkındalığımızı ve etrafımızı algılayışımızı geliştiriyorlar.일종의 깊이 있는 사고과정과 집중력이 필요합니다.
Bu yöntemler farkındalığımızı ve etrafımızı algılayışımızı geliştiriyorlar.הן גורמות לנו לעבד מידע בצורה עמוקה לאמץ סוג של תשומת לב
Bu yöntemler farkındalığımızı ve etrafımızı algılayışımızı geliştiriyorlar.فهي تفرض نوع من العمق في المعالجة هي نوع من الذهن
Bu yöntemler farkındalığımızı ve etrafımızı algılayışımızı geliştiriyorlar.深い処理や 意識の集中です
Büyük ihtimalle bu durumun farkında bile değilsin.Höchstwahrscheinlich, weil man sich ihrer gar nicht bewusst ist.
Büyük ihtimalle bu durumun farkında bile değilsin.Il est plus que probable que l'on ne s'en rende pas compte
Büyük ihtimalle bu durumun farkında bile değilsin.Jopa enemmän kuin tajuat.
Büyük ihtimalle bu durumun farkında bile değilsin.Más que seguro no te das cuenta.
Büyük ihtimalle bu durumun farkında bile değilsin.Più che probabile che non ti rendi conto.
Büyük ihtimalle bu durumun farkında bile değilsin.Най-вероятно не осъзнавате това.
Bu yunus kendinin farkında.Acest delfin are conștiință de sine.
Bu yunus kendinin farkında.Cá heo này có ý thức về mình.
Bu yunus kendinin farkında.Ce dauphin a la conscience de soi.
Bu yunus kendinin farkında.Dieser Delphin hat ein eigenes Selbstbewusstsein:
Bu yunus kendinin farkında.Este delfín tiene autoconciencia.
Bu yunus kendinin farkında.이 돌고래는 자의식을 갖고 있습니다.
Bu yunus kendinin farkında.Ma samoświadomość.
Bu yunus kendinin farkında.Questo delfino ha coscienza di sé.
Bu yunus kendinin farkında.У него есть самосознание.
Bu yunus kendinin farkında.לדולפין זה יש מודעות עצמית.
Bu yunus kendinin farkında.هذا دلفين يملك وعي ذاتي.
Bu yunus kendinin farkında.ベイリーという名の 若いイルカです
CA: Bir ölçüde, farkında olmasak da bunun sorumlusu bizleriz.부분적으로는 인간의 부주의함에 의해 야기 되었죠.
CA: Bir ölçüde, farkında olmasak da bunun sorumlusu bizleriz.RP: その通りです 人間の活動が引き起こしているのです
CA: Bir ölçüde, farkında olmasak da bunun sorumlusu bizleriz.- Zum Teil versehentlich durch uns verursacht.
CA: Bir ölçüde, farkında olmasak da bunun sorumlusu bizleriz.כריס אנדרסון: במידה מסוימת נגרם על ידנו שלא, בהסח הדעת.
CA: Bir ölçüde, farkında olmasak da bunun sorumlusu bizleriz.كريس أندرسون: تسبب جزئيا بواسطتنا .. دون قصد.
"Çevrenin, yerel gıdanın ve toprakların önemine dair amaçsal bir farkındalık yaratın."Creați un obiectiv din importanța mediului, a hranei locale și a culturii solului.
"Çevrenin, yerel gıdanın ve toprakların önemine dair amaçsal bir farkındalık yaratın.Criem um sentido de missão em torno da importância do ambiente, dos alimentos locais e dos solos.
"Çevrenin, yerel gıdanın ve toprakların önemine dair amaçsal bir farkındalık yaratın.환경의 중요성, 지역 음식과 토양이 왜 필요한지를 알려줘야 합니다.
"Çevrenin, yerel gıdanın ve toprakların önemine dair amaçsal bir farkındalık yaratın.Vytvorte zmysel pre účel okolo dôležitosti životného prostredia, miestnych potravín a pôdy.
"Çevrenin, yerel gıdanın ve toprakların önemine dair amaçsal bir farkındalık yaratın."Создавайте цели, которые будут отражать важность окружающей среды, еды местного производства и почвы".
"Çevrenin, yerel gıdanın ve toprakların önemine dair amaçsal bir farkındalık yaratın.ליצור תחושת מטרה סביב החשיבות לסביבה, לתוצרת מקומית ולקרקע.
"Çevrenin, yerel gıdanın ve toprakların önemine dair amaçsal bir farkındalık yaratın.أن تخلق احساسا ساميا حول أهمية البيئة، والأغذية المحلية والتربة.
"Çevrenin, yerel gıdanın ve toprakların önemine dair amaçsal bir farkındalık yaratın.目的意識を育むべきです それを学校教育の中心に置いて下さい
CHERRY: Bunun ilk sebebi, daha çok insanın hastalığın farkında olması.A principal razão é uma maior conscientização.
CHERRY: Bunun ilk sebebi, daha çok insanın hastalığın farkında olması.La principal razón es el mejor conocimiento.
CHERRY: Bunun ilk sebebi, daha çok insanın hastalığın farkında olması.Najważniejszą przyczyną jest większa świadomość.
CHERRY: Bunun sebeplerinden biri, insanların bu konuda farkındalıklarının artmasıdır.Alasan utama adalah meningkatnya kewaspadaan.
Clinton yönetimi bu durumun tamamıyla farkındaydı.A administração Clinton estava plenamente consciente desta situação.
Clinton yönetimi bu durumun tamamıyla farkındaydı.Clintonova administrativa si byla plně vědoma těchto údajů.
Clinton yönetimi bu durumun tamamıyla farkındaydı.Die Clinton-Regierung war über diese Zahlen vollständig informiert.
Clinton yönetimi bu durumun tamamıyla farkındaydı.Het Clinton bewind was volledig op de hoogte van deze cijfers
Clinton yönetimi bu durumun tamamıyla farkındaydı.la administración Clinton era plenamente consciente de estas cifras.
Clinton yönetimi bu durumun tamamıyla farkındaydı.كانت إدارة كلينتون تدرك تماما هذه الأرقام.
Çocuklar diğer eşcinselleri tanımıyorlar, çoğunlukla tanıdıklarının da farkında değiller.Děti nemají kontakty s jinými homosexuály, nebo nevědí, že ho mají.
Çocuklar diğer eşcinselleri tanımıyorlar, çoğunlukla tanıdıklarının da farkında değiller.Deti nemajú kontakty s inými homosexuálmi, alebo nevedia, že ho majú.