farkında ile cümle
farkında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Annem hep şöyle derdi, uyanık olmalısın, aklından geçen ile bedeninin farkında olmalısın.لطالما اخبرتني امي ينبغي أن تكوني يقظة، تعرفي مالذي يدور في عقلك وجسدك
Annem hep şöyle derdi, uyanık olmalısın, aklından geçen ile bedeninin farkında olmalısın.私の母はいつも私にこう言いました 「注意深く観察して自分の精神と体に 何が起きているか知る必要がある」
An ve an nefesinizin hislerinin farkında kalınPermaneçam conscientes da sensação da vossa respiração, em cada momento.
An ve an nefesinizin hislerinin farkında kalınPermanezcan concentrados en la sensación de su respiración, momento a momento.
An ve an nefesinizin hislerinin farkında kalınRimanete consapevoli della percezione del vostro respiro, momento per momento.
An ve an nefesinizin hislerinin farkında kalınהישארו מודעים לגמרי לתחושת נשימתכם, רגע אחר רגע.
Arka planda gerçekleşen olayların farkındaolmaz. Bu noktadan ışınlar geldiğini anlar sadece.Pamatuj, toto je pravý bok této knihy.
Arka planda gerçekleşen olayların farkındaolmaz.실제로 무슨 일이 일어나는지는 정확히 알 수 없다는 것입니다
Arka planda gerçekleşen olayların farkındaolmaz.Ono nie wiem, co się tam dzieje. Ono po prostu komunikuje
Arka planda gerçekleşen olayların farkındaolmaz.Ние всички сме гледали в огледала.
Arka planda gerçekleşen olayların farkındaolmaz.את שני הקרניים-הוא לא מבין מאיפה הם יוצאות
Aslında bakarsanız, ne olduğumun farkındaydım, karşımızda başarılması zor bir iş vardı.Ce dont j'étais conscient, c'est qu'il y avait un besoin urgent d'agir.
Aslında bakarsanız, ne olduğumun farkındaydım, karşımızda başarılması zor bir iş vardı.Cóż, obawiałem się tej przytłaczającej potrzeby natychmiastowego działania.
Aslında bakarsanız, ne olduğumun farkındaydım, karşımızda başarılması zor bir iş vardı.DR: Apa yang saya sadari, bahwa ada kebutuhan untuk langsung melakukan sesuatu.
Aslında bakarsanız, ne olduğumun farkındaydım, karşımızda başarılması zor bir iş vardı.DR: Bueno, de lo que estaba consciente era, que había esta abrumadora necesidad de actuar ahora mismo.
Aslında bakarsanız, ne olduğumun farkındaydım, karşımızda başarılması zor bir iş vardı.DR: Dunque, quello di cui ero consapevole era che eravamo sopraffatti dal bisogno di agire subito.
Aslında bakarsanız, ne olduğumun farkındaydım, karşımızda başarılması zor bir iş vardı.DR: 제가 가졌던 생각은 무조건적으로 당장 해야한다는 것 뿐이었습니다.
Aslında bakarsanız, ne olduğumun farkındaydım, karşımızda başarılması zor bir iş vardı.DR: Nun, mir war bewusst, dass es dringend notwendig war, sofort zu handeln.
Aslında bakarsanız, ne olduğumun farkındaydım, karşımızda başarılması zor bir iş vardı.Ei bine, de ceea ce eram conștient în acel moment, era nevoia copleșitoare de a acționa.
Aslında bakarsanız, ne olduğumun farkındaydım, karşımızda başarılması zor bir iş vardı.ДР: Ами, онова, с което бях наясно, беше, че имаше непреодолима нужда да се действа сега.
Aslında bakarsanız, ne olduğumun farkındaydım, karşımızda başarılması zor bir iş vardı.Ну, я прекрасно осознавал то, что нужны срочные меры.
Aslında bakarsanız, ne olduğumun farkındaydım, karşımızda başarılması zor bir iş vardı.ד ר: טוב, מה שהייתי מודע לו, היה צורך מכריע לפעול כעת.
Aslında bakarsanız, ne olduğumun farkındaydım, karşımızda başarılması zor bir iş vardı.ديفيد روكويل:حسنا،ما كنت أدركه بأن هناك حاجة ملحة تتطلب منا التحرك حالا
Aslında, farkındaydık ki eğer kişisel olarak fon sağlanmasaydı asla başaramayacaktık.50만 달러 프로젝트 였죠?
Aslında, farkındaydık ki eğer kişisel olarak fon sağlanmasaydı asla başaramayacaktık.Bueno, sabíamos que si no era financiado por la empresa privada, no iba a concretarse.
Aslında, farkındaydık ki eğer kişisel olarak fon sağlanmasaydı asla başaramayacaktık.Kami tahu jika seandainya tidak didanai swasta. ini tidak akan terjadi.
Aslında, farkındaydık ki eğer kişisel olarak fon sağlanmasaydı asla başaramayacaktık.Ma questo era o non era un progetto da mezzo milione di dollari?
Aslında, farkındaydık ki eğer kişisel olarak fon sağlanmasaydı asla başaramayacaktık.Ами, знаехме, че ако не е частно финансирано, няма да се случи.
Aslında, farkındaydık ki eğer kişisel olarak fon sağlanmasaydı asla başaramayacaktık.אבל זה היה פרוייקט של חצי מיליון דולר ?
Aslında, farkındaydık ki eğer kişisel olarak fon sağlanmasaydı asla başaramayacaktık.ولكن هذا مشروع بنصف مليون دولار؟
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?De fapt, Ha Ni si Seung Jo.... nu stii ca ei incearca sa ascunda ceva de noi?
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?Egentligen, Ha Ni och Seung Jo....du vet inte att dom försöker gömma nåt från oss gör du?
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?Eigenlijk, Ha Ni en Seung Jo... je weet niet dat ze iets proberen te verbergen voor ons. Of wel?
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?En fait, Ha Ni et Seung Jo... vous l'ignorez, mais ils essaient de nous cacher quelque chose.
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?Ha Ni und Seung Jo.... versuchen etwas vor uns zu verheimlichen, weißst du?
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?In realtà, Ha Ni e Seung Jo.. non sapevi che stano cercando di nasconderci qualcosa?
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?Sebenarnya, Ha Ni dan Seung Jo.. kamu tak tahu kan kalau mereka sedang menyembunyikan sesuatu dari kita?
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?Thật ra, Ha Ni và Seung Jo...
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?V skutočnosti, Ha Ni a Seung Jo... nevieš, že pred nami niečo skrývajú?
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?W rzeczywistości Ha Ni i Seung Jo... nie wiesz, że próbują coś przed nami ukryć?
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?Βασικά, η Χα Νι και ο Σουνγκ Τζο...δεν ξέρεις οτι προσπαθούν να μας κρύψουν κάτι;
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?Вообще-то, Ха Ни и Сын Чжо...ты не знаешь, что они что-то скрывают от нас?
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?في الحقيقه ها ني و سيونغ جو .. انت لا تعرف ذلك هما يحاولان ان يخفيا شي ما عنا هل تعلم ؟
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?えっ?騙す?
Aslında, insani yardıma değer veren bu gün için farkındalık yaratmaktan oldukça etkilenmiştim.À, tôi bị thu hút bởi việc nâng cao ý thức về sự nhìn nhận Ngày Nhân đạo.
Aslında, insani yardıma değer veren bu gün için farkındalık yaratmaktan oldukça etkilenmiştim.Bom, eu estava definitivamente atraída por sensibilizar as pessoas para este dia de reconhecimento.
Aslında, insani yardıma değer veren bu gün için farkındalık yaratmaktan oldukça etkilenmiştim.음, 저는 이 날에 대한 사람들의 인식을 높일 수 있다는 점에 굉장히 끌리게 되었습니다.
Aslında, insani yardıma değer veren bu gün için farkındalık yaratmaktan oldukça etkilenmiştim.Nun, ich wollte Aufmerksamkeit erzeugen für diesen Tag der Anerkennung.
Aslında, insani yardıma değer veren bu gün için farkındalık yaratmaktan oldukça etkilenmiştim.Ну, меня безусловно привлекала идея повышение понимания необходимости признания этого дня.
Aydınlanmış kişi, tamamen akıldan özgürleşmiş bu farkındalığa erişmiştir.Aquele que despertou é totalmente um com esta consciência que é independente da mente pensante.
Aydınlanmış kişi, tamamen akıldan özgürleşmiş bu farkındalığa erişmiştir.Aquel que está despierto, es una sola cosa con esta conciencia la cual es independiente de la mente pensante
Aydınlanmış kişi, tamamen akıldan özgürleşmiş bu farkındalığa erişmiştir.De mivel tudatosak vagyunk a gondolatainkra, kell hogy legyen valami mélyebb, mint a gondolkodó elme.
Aydınlanmış kişi, tamamen akıldan özgürleşmiş bu farkındalığa erişmiştir.Den som är vaken är till fullo ett med denna medvetenhet som är oberoende av det tänkande sinnet.
Aydınlanmış kişi, tamamen akıldan özgürleşmiş bu farkındalığa erişmiştir.Iemand die ontwaakt is, is volledig één met dit gewaarzijn, dat onafhankelijk is van de denkende mind.
Aynı cümlede birkaç tezat kullandığımın farkındayım.한 마디로 말해서 모순이기도 합니다.
Aynı cümlede birkaç tezat kullandığımın farkındayım.מספר אוקסימורונים במשפט אחד.
Aynı cümlede birkaç tezat kullandığımın farkındayım.يبدو الامر متناقض قليلاً في الجملة السابقة .. ولكي أوضح
Aynı cümlede birkaç tezat kullandığımın farkındayım.慈善基金を個人 財団 そして企業から募り
Aynı şekilde, her düşüncenin arkasında yalın bilinçlilik, saf farkındalık vardır.Allo stesso modo, dietro ad ogni singolo pensiero vi è la nuda coscienza, la pura consapevolezza.
Aynı şekilde, her düşüncenin arkasında yalın bilinçlilik, saf farkındalık vardır.Begitu pula dibalik setiap pemikiran ada sebuah kesadaran yang alami.