farkında ile cümle

farkında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Eğer bir şeyi anlamıyorsanız, onun içeriğinin farkında olmamanızdandır.If you don't understand something, it's because you aren't aware of its context.
Onun seni ne kadar çok sevdiğinin farkında mısın?Are you aware of how much she loves you?
Okinawa'nın Çin'e Honshu'dan daha yakın olduğunun farkında mısın?Are you aware that Okinawa is closer to China than to Honshu?
Sürücüler trafik kurallarının farkında olmalı.Drivers should be aware of the traffic rules.
Zaten onun farkındaydı.Already he was aware of it.
Fizikçi, nükleer füzyonun potansiyel tehlikesinin farkındaydı.The physicist was aware of the potential danger of nuclear fusion.
İyi yürekliliğinin oldukça farkındayım.I'm quite aware of your kindness.
Senin bu kadar hasta olduğunun farkında değildim.I wasn't aware that you were so ill.
Orada hiç kimse varlığımın farkında değildi.Nobody was conscious of my presence there.
Biz ne olup bittiğinin farkındaydık.We were alive to what was going on.
Biz ne olduğunun farkındaydık.We were alive to what was going on.
Durumun önemli olduğunun tam olarak farkındayız.We are fully aware of the importance of the situation.
Durumun öneminin tam olarak farkındayım.We are fully aware of the importance of the situation.
Bana bakan adamın farkında değildim.I was not conscious of a man looking at me.
Hilenin farkında değildim.I was not aware of the trick.
Ben tehlikenin farkındaydım.I was aware of the danger.
Ben tamamen tehlikenin farkındaydım.I was fully alive to the danger.
Ben gerçeğin farkındaydım.I was aware of that fact.
Gerçeğin farkındayım.I am aware of the fact.
Yağmur yağdığında kalçamın ağrıdığının farkındayım.I am aware that my hip aches when it rains.
İzlenildiğimin farkındaydım.I was aware of being watched.
Ben yatmaya gittikten sonra bile, salondaki seslerin farkındaydım.Even after I went to bed, I was conscious of the voices in the parlor.
Tehlikenin farkında olduğuna kesin gözüyle baktım.I took it for granted that you were aware of the danger.
Ben onun varlığının farkında değildim.I was not aware of his presence.
Toplantıda onun yokluğunun farkında değildim.I was not aware of his absence from the meeting.
Eksikliklerimizin farkında olmalıyız.We should be conscious of our shortcomings.
Kız tehlikenin farkındaydı.The girl was aware of the danger.
Hayatımda geriye baktığımda, ben ne kadar çok zamanı boşa harcadığımın farkındayım.When I look back on my life, I realize how much time I wasted.
Siyasi farkındalık edinmek zaman alır.Developing political awareness takes time.
Beni izleyen birinin farkında değildim.I wasn't conscious of anyone watching me.
Şüphesiz onun yokluğunun farkındasın.You are doubtless aware of his absence.
O, tehlikenin farkında değildi.He was not aware of the danger.
O, zorluğun farkında mıdır?Is he aware of the difficulty?
O, gerçeğin farkında gibi görünüyor.It seems that he is aware of the fact.
Sorunların farkında gibi görünmüyor.He doesn't seem to be aware of the problems.
O keskin bir ağrının farkındaydı.He was aware of a sharp pain.
İzlendiğinin farkındaydı.He was aware of being watched.
O tehlikenin farkındaydı.He was aware of the danger.
O, tehlikenin farkında olmalı.He must be aware of the danger.
O buradaki varlığımın farkında değildi.He was not conscious of my presence here.
O benim varlığımın farkındaydı fakat benimle selamlaşmadı.He was aware of my presence but he did not greet me.
O, duygularımın farkında gibi görünüyor.He seems to be aware of my feelings.
Kazanın sebebi olduğunun tamamen farkındadır.He fully realizes that he was the cause of the accident.
O, durumun farkında değildi.He was unaware of the situation.
O, hatasının farkındaydı.He was conscious of his mistake.
Hatasının farkında değil gibi görünüyor.He seems to be unaware of his mistake.
Kötü davranışlarının farkında değil.He is unconscious of his bad manners.
Onun varlığının farkındaydı.He was conscious of her presence.
Onlar beni uyarıncaya kadar tehlikenin farkında değildim.I was not aware of the danger until they warned me.
Onlar gerçeğin farkında gibi görünüyorlar.They seem to be conscious of the fact.
Onlar zorlukların farkındalar.They are aware of the difficulties.
Onun yokluğunun farkında değildim.I was not aware of her absence.
Hiç kimse onun edebi yeteneğinin farkında değil.No one was aware of her literary talent.
Hatasının farkında değildi.She was unconscious of her mistake.
O, tehlikenin farkında olmayabilir.She may not be aware of the danger.
Farkında olmadan tam yanımdan geçti.She passed right by me without noticing.
O günahının farkında değil.She is unconscious of her sin.
O, güzelliğinin farkında değil.She is not aware of her beauty.
O, onun gözlerinin farkındaydı.She was aware of his eyes.
O, onların ona karşı olan düşmanca duygularının farkındaydı.She was aware of their hostile feelings toward her.
İlgili Sayfalar