Eh, işçibaşı durumun farkına varmıştı, sanırım.Well, the foreman could see he was in over his head, I guess.
Bir mola ver ve Dünya'nın farkına var.Behold the world in pause.
Ben fakir olduğumun farkında bile olmadan, Doğu Los Angeles'ta büyüdüm.So I grew up in East Los Angeles, not even realizing I was poor.
Profesörlerimin tamamen yanlış olmadıklarının farkına vardım.And I really discovered that my professors weren't completely wrong.
Farkına varmanızı istediğim iki şey var.So there's really two things I want you to realize.
Ve bu gibi yerlerde kondom satan özel şirketler bunun farkındalar.And the private companies that sell condoms in these places, they understand this.
Düşünmenizi istediğim şey, iki noktanın arasındaki farkın ne olduğu. -So that's some a particular t.
Bu bize zaman farkının yarattığı r farkını verecek. -If I were to take, and I want to visualize it.
İçimdeki hislerin hiç farkında değildim... ...ama... ...galiba sana aşığım...I was never aware of the strange feelings...inside... but... I think I'm in love with you...
Ve insanlar bunun farkındalar, ve bu bencilliği besliyor.And people can smell that, and it feeds cynicism.
Sahip olduğumuz hakların ciddi derecede... ...eksik olduğunun farkına varmalıyız.We need to recognize just how serious a deficit of rights we have.
Turuncu ve sarı okun farkını bulmamız lazım. . 46 ve 15 arasındaki fark 31'dir.So we are gonna to move 29 to the right. Maybe that is right about there. The arrow of length 29.
Bunun şununla farkına bakacağız.How that compares to this.
'Bütün bunların farkındayım''I'm aware of all of them.'
Bu durumu ancak farkına 1999'a gelince varabildik.But that's a factor that we didn't even appreciate until 1999.
Ve yaptığım şeyin öneminin bir kez daha farkına vardım.And I was hooked again on the importance of what I did.
Kendilerini hamile bulurlardı. O bir tür... İçine düştüğü durumun farkında değilmiş.And she sort of, she had no idea of the context in which she'd landed.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.I have to tell it, because there was no one to put two and two together.
Yavaş yavaş farkına vardım ki, beni bir yıldan uzun bir süredir bilen kimseyi tanımıyorum.I slowly became aware that I knew nobody that knew me for longer than a year.
Bizim hayatta kalmamızın diğerlenin hayatta kalmasına bağlı olduğunun farkındasınız.That all of our survival is tied to the survival of everyone.
Müzisyenin yaşadığı deneyimin aynısını yaşamayacağınızın farkında olun.Be aware that you're not going to experience the same thing as the performer is.
Dolayısıyla, bu tür bir ilişkiye işaret ediyorum ve diyorum ki, onun farkında olun.So this type of relationship, I point out and I say, be aware of that.
Doğru telaffuz etmediğimin farkındayım.I know I'm not pronouncing it correctly.
Yanlış telaffuz ettiğimin farkındayım.I know I'm saying it wrong.
Bunun farkında olman lazım.You must be aware of this.
Bunun farkında olursan, sezgisel olarak, ne zaman alan tanıyacağını bilirsin.If you are aware of this, intuitively you know when to allow space.
Ve batıdaki bizler neler olduğuna dair çok az şey bildiğimizin farkına vardık.And we find out in the West that we know very little about what's happening.
Farkındayım, ancak...I realise, but...
O zaman tam olarak farkına vardım ki -- bacaklarım giyilebilir heykeller olabilirdi.This is where it really hit home for me -- that my legs could be wearable sculpture.
Bu belkide herşeyin farkına varmak için geldiğim noktadır..That may be an ordeal that I should get over.
Farkına vardığın şey... ben olabilir miyim?Is the ordeal...possibly me?
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?Actually, Ha Ni and Seung Jo... you don't know that they're trying to hide something from us do you?
Farkına varmaya başladım ki dünyanın belki benim için değişik planları var.I came to realize that maybe the world has different plans for me.
Bizler pek farkında değiliz ama burnumuzda iki delik var, biliyorsunuz.We are not very aware of it, well we have two holes in our noses, you know?
Farkındayım belki diyorsunuz:And as I tell you this, I'm also aware of the fact that it sounds like, "Oh, okay, it sounds
- Sadece şu iki kesrin farkını bulmam lazım.So now we just have to subtract these two fractions.
Ve böylece farkına vardım ki, bir uzmana ihtiyacım vardı.And what I realized is I needed an expert.
İnsanlar buna sahip olabileceklerinin farkında değillerdi.People weren't aware they could have that.
Her şeyin farkındayım Ne yapayım o zaman?I know that, then what do I do?
Onun farkına varmaya başladılar ki, burada zamansız asil Paris ve gerçek Romeo ölü yatıyordu.Of her awaking,--here untimely lay The noble Paris and true Romeo dead.
Farkındalıklarını, eyleme çevirecekler.And their awareness turned into action
Washington politikacılarına görünmez olan Afrikalı çocukların... ...ve ailelerinin farkına vardılar.They realized that these African children and families Were invisible to Washington policy makers
Çünkü farkında olduğumuz, görmezden geldiğimiz... ...bir spor, bir aktivite var.Because there's a sport, there's an activity going on that we're all aware of, that we condone.
Yabancılarla çevrelenmiş ortamda bulunmanın farkındalığı artırdığını düşünmüşümdür.And I've always felt that the beauty of being surrounded by the foreign is that it slaps you awake.
Ve bir şekilde içinde onun farkına varacaksın:But you will recognise somehow inside:
Ve ben de sana diyorum: sen oradasın, ama bunun farkında değilsin.And I will tell you, you are there, but you are not aware of it.
Yolsuzluğa karşı mücadelenin hiçbir zaman kolay olmadığının farkındayım.I do realize that the fight for justice against corruption is never easy.
Umarım herkes bunun farkındadır.I wonder if everyone is aware of that.
Farkında olduğuna göre, beni sessizce takip et.Since you're well aware, just follow me.
Bir nevi vaktini boşa harcadığının farkına varamadın mı? kusura bakma yalnızca sesli düşünüyorum.Don't you realize that you kinda wasting your time I'm sorry, i'm just thinking out loud.
Aslında, utanç korkusunun beni her duygu kadar fazla yönlendirdiğinin farkına varıyorum.Actually, I realize fear of embarrassment drives me as much as any ambition.
An ve an nefesinizin hislerinin farkında kalınRemain mindful of the sensation of your breathing, moment by moment.
Basın konferansında bulunmamam üzerine... ...hakkımda bir sürü söylenti çıktığının farkındayım.I apologize. The problems caused by the press conference, have led to bad gossip around the palace.
Farkında değilsin ama... ...yaptın bile.Oppa, I don't think you know. But you already have.
Birçok kişi bunun farkında değildir.That is not the case. Every flip is an independent event.
Onun mimari güzelliğinin en çok farkında olanlar çocuklar ve genç kızlardır.It is children and teenage girls who are most keenly aware of its architectural beauty.
Her 1 metre başına 100 santim düştüğünün farkındayız.Or there are thirty six inches for every one yard.
Bunu ancak müşterilerinizi farkındalıktan satın almaya dek izleyerek öğrenirsiniz.learn that as you watch customers get from being aware of your product to purchase.
Onun farkında ol.Be aware of it.
Kendim/ben ile ilgili fikrin de gözlemlenebildiğinin farkında ol.Be aware that this idea of myself also, is observable.