Bazen en kötü düşmanınız hemen yanınızda yatar ve siz bunun farkında değilsinizdir.Sometimes, your worst enemy is sleeping right next to you and you don't realize it.
Fadıl, Leyla'nın nereden gitmiş olduğunun farkında değildi.Fadil was unaware of where Layla had gone.
Köpekbalıkları ve tavşanlar arasındaki farkı anlatamam.I can't tell the difference between sharks and rabbits.
Tom ve Mary arasındaki yaş farkı yaklaşık üç yıldır.The age difference between Tom and Mary is about three years.
Muhtemelen hiçbir farkı fark etmiyorsunuz bile.You're likely not to even notice any difference.
Aralarındaki yaş farkı oldukça fazla.The age gap between them is rather large.
Tom, Mary'nin Fransızca konuşamadığının farkında değildi.Tom wasn't aware that Mary couldn't speak French.
Tom izlediğinin farkında değildi.Tom wasn't aware that he was being watched.
Tom izlediğinin farkındaydı.Tom was aware that he was being watched.
Farkı farketme ihtimaliniz yok.You're not likely to notice the difference.
Muhtemelen farkı farketmeyeceksin.You're not likely to notice the difference.
Herhangi birimiz bunun farkında olmadan yetersiz beslenmeye maruz kalabilir!Any one of us could suffer from malnutrition without being aware of it!
Yapmanız gereken üçüncü şey bu yeteneği geliştireceğinizin farkına varmakThe third thing you have to do is develop this ability to notice.
Tom dönüm noktası ile yaş dönümü arasındaki farkı bilmiyor.Tom doesn't know the difference between climax and climacteric.
Başarısızlığa müsamaha göstermediğimizin farkında olman gerekir.You should be aware that we do not tolerate failure.
Karşı karşıya olduğumuz sorunların farkındayım.I'm well aware of the problems we face.
Sorunların farkındayım.I'm well aware of the problems.
Tehlikelerin farkındayım.I'm well aware of the dangers.
Kiminle uğraştığımın farkındayım.I am well aware who I'm dealing with.
Tom'un mekansal farkındalığı yoktur.Tom has no spatial awareness.
O gerçeğin tamamen farkındayım.I'm well aware of that fact.
Babanın kim olduğunun farkındayım.I'm well aware of who your father is.
Tom, Putin ile Stalin arasındaki farkı anlayamıyor.Tom can't tell the difference between Putin and Stalin.
O, durumun farkında.She's aware of the situation.
Onun ne kadar saçma olduğunun farkında mısın?Do you realize how ridiculous that is?
Durumun farkında mısınız?Are you aware of the situation?
O planın ne kadar aptalca olduğunun farkında mısın?Do you realize how stupid that plan is?
Bu planın ne kadar gülünç olduğunu farkında mısın?Do you realize how ridiculous that plan is?
O fikrin ne kadar gülünç olduğunun farkında mısın?Do you realize how ridiculous that idea is?
Tom'un durumunun farkında mısınız?Are you aware of Tom's situation?
Başarısızlığının farkına varmalısın.You must recognize your failure.
Doğru ile yanlış arasındaki farkı anlamıyor musun?Don't you understand the difference between right and wrong?
Tom bunu yapması gerektiğinin farkında değildi.Tom didn't realize he should do that.
Onun Tom için farkı nedir?What difference does that make to Tom?
Tom hâlâ Mary'nin ondan nefret ettiğinin farkında değil.Tom still doesn't realize that Mary hates him.
Tom bunu yapmaması gerektiğinin farkında değildi.Tom didn't realize he shouldn't do that.
Tom'un bunu yapmamı istediğinin farkında değildim.I didn't realize that Tom wanted me to do that.
Tom ayrılmak zorunda olduğunun farkında değildi.Tom didn't realize he had to leave.
Tom onu yapamayacağının farkında değildi.Tom didn't realize he wasn't going to be able to do that.
Leyla stalklandığının farkında değildi.Layla was unaware that she was being stalked.
Farkın ne olduğunu sana söyleyeyim mi?Shall I tell you what the difference is?
Durumun ciddiyetinin farkındayım.I am well aware of the seriousness of the situation.
Durumun ciddiliğinin farkındayım.I am well aware of the gravity of the situation.
Tom Mary'nin ne yaptığının farkında değildi.Tom isn't aware of what Mary did.
Tom, Mary'nin bunu yaptığının farkında değil.Tom isn't aware that Mary did that.
Tom Mary'nin yaptıklarının farkında değil.Tom is unaware of what Mary is doing.
Fotoğrafımın çekildiğinin farkında değildim.I wasn't aware that I was being photographed.
Hata yaptığımın farkına varmadım.I didn't realize I'd made a mistake.
Tom neler olduğunun farkında gibi görünüyor.Tom seems aware of what's going on.
Tom, Mary'nin ne yaptığının farkında gibi görünmüyordu.Tom didn't seem to be aware of what Mary was doing.
Tom, bunun her zaman kolay olmadığının farkında.Tom is aware it's not always easy.
Ne olduğunun farkındayım.I'm aware of what happened.
Tom, Mary'nin bunu yaptığının farkında gibi görünüyor.Tom seems to be aware that Mary did that.
Tom, Mary'nin yaptıklarının farkında gibi görünüyor.Tom seems to be aware of what Mary did.
Tom Mary'nin ayrıldığının farkında bile değildi.Tom didn't even realize Mary had left.
Tom, Mary'nin ayrıldığının farkında değildi.Tom didn't realize Mary had left.
Tom, Mary'nin bunu henüz yapmadığının farkında görünmüyordu.Tom seemed to be unaware that Mary hadn't yet done that.
Hiçkimse Tom'un acı çektiğinin farkında değildi.Nobody realized Tom was in pain.
Tom'un onu öpeceğimi umduğunun farkında değildim.I wasn't aware that Tom was hoping I'd kiss him.
Tom'un eve çoktan gitmiş olduğunun farkında değildim.I wasn't aware that Tom had already gone home.