Ana içeriğe geç
Sözlük

farkı ile cümle

farkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tom risklerin farkındaydı.Tom was aware of the risks.
Tom bunun farkında, değil mi?Tom is aware of that, isn't he?
Seni ne kadar özlediğimin farkında olduğunu sanmıyorum.I don't think you realize how much I miss you.
Tom ölü bir adam. Henüz farkında değil sadece.Tom's a dead man. He just doesn't know it yet.
Farkı görebiliyorsun, değil mi?You can see the difference, can't you?
Tom'un şaka yapmadığının farkındayım.I realize Tom wasn't joking.
Yüksek ateşte pişirmeyle kısık ateşte pişirmenin ne farkı var?What's the difference between boiling and simmering?
Fokurdatmayla tıkırdatmanın farkı ne?What's the difference between boiling and simmering?
Kayda alındığımızın farkında değildik.We weren't aware we were being recorded.
Belki bir gün sen beni özlediğinin farkına varacaksın.Maybe one day you will realise that you miss me.
Bunun o zaman farkına varmadım.I didn't realize that at the time.
İyice arızaya bağladın, farkında mısın?You've gone completely nuts, are you aware of that?
Onlardan hiçbir farkı yok. İyi polisi oynamaya çalışıyor sadece.She's no different from them. She's just trying to play the good cop.
Zorlukların farkında.He was aware of the difficulties.
Yanlışım olduğunun farkındayım ama başıma kakmana gerek yok!I know I made a mistake, but you needn't rub it in!
Hâlâ yapılacak çok iş olduğunun farkındayız.We know that there's still a lot of work to do.
Yapmamam gerektiğinin farkındaydım, ama yapmış bulundum.I knew I shouldn't have done it, but I did it anyway.
Düşüncelerinin farkına var.Become aware of your thoughts.
Umarım kimsenin kanunlardan üstün olmadığının farkındasındır.I hope you're aware nobody is above the law.
Çuvalladım ve bunun farkındayım.I screwed up, and I know it.
Hint fakirinden farkı yok.He is as poor as can be.
Birkaç gün öncesine kadar bunun farkında değildim.I wasn't aware of this until a few days ago.
Bunun için ne kadar çalıştığımın farkında değilsin.You don't realize how hard I've worked for this.
Çabucak uyumazsan sen farkına varmadan sabah olacak.If you don't sleep soon, it'll be morning before you know it.
Riskli olacağının farkındayım.I'm aware that it'll be risky.
Tom'un bunun farkında olması gerekir.Tom needs to be aware of this.
Timaeus fiziksel dünya ile sonsuz dünya arasındaki farkı açıklayarak başlar.Timaeus begins with a distinction between the physical world, and the eternal world.
Kara Kartallar ligde sadece bir puan farkı ile kaybetti.The Black Eagles lost the league with just one point difference.
Manipüle edilen kişi, genellikle gerçekte ne olduğunun farkında değildir.The one being manipulated is usually unaware of what is really going on.
Theo, Vincent'ın sorun yaşadığının farkına vardı.Theo recognised that Vincent was experiencing problems.
1957 yılında, bu ödülü 1 oy farkı ile Albert Camus'ya kaptırdı.In 1957, he lost the Prize to Albert Camus by one vote.
Aradaki büyük güç farkına rağmen Crispus kesin bir zafer kazanmıştır.Despite being outnumbered, Crispus won a very complete victory.
Ancak, ışık hızı bu aynı alanların farkında olmamızı engeller.However, the speed of light prevents us from being aware of these other identical areas.
Farkı yazım şekilleri Peru'da hâlâ yüksek derecede tartışmalı durumdadır.The different orthographies are still highly controversial in Peru.
Peter "yeteneğinin" farkına vardığında, Dallas, 9 to 5 ve Gizli Dosyalar tema şarkılarını çalar.When Peter discovers his "talent", he plays the theme songs from Dallas, 9 to 5 and The X-Files.
(İngilizce) Haplotype versus Haplogroup — haplogrup & haplotip arasındaki farkın açıklanması.Haplotype versus Haplogroup — the difference between haplogroup & haplotype explained.
Ayrıca kendisinin sadece varlığının farkında olduğu sürece var olduğunu söylüyor.It is also said that he can only exist as long as he is aware of himself.
Farkında olmadan Homer, kendini burlesk şovunun sahnesinde bulur.Without knowing it, Homer accidentally finds himself on stage at the burlesque show.
Genellikle çekirdek ve kılıf arasındaki indis farkı yüzde 1’den azdır.Typically the index difference between core and cladding is less than one percent.
Her iki taraf da Wehmacht yardım çabalarının kritik bir aşamaya geldiğinin farkındaydı.Both sides realized that the Wehrmacht relief efforts had reached a critical stage.
İkincisi gaz ve sıvı arasındaki farkın yok olduğu kritik noktada biter.This latter ends in the critical point where the difference between gas and liquid disappears.
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım.I am in debt to so many people.
HOMO ve LUMO arasındaki enerji farkıHOMO–LUMO boşluğu olarak adlandırılır.The energy difference between the HOMO and LUMO is termed the HOMO–LUMO gap.
Laurie senaryonun tamamını okuyana dek, House'un ana karakter olduğunun farkına varmadı.Laurie did not realize that House was the protagonist until he read the full teleplay.
Çoğu ülkede, bilgisayar bilimleri eğitiminde önemli bir cinsiyet farkı vardır.In many countries, there is a significant gender gap in computer science education.
Gamow tarafından verilen seminere katılımından sonra Max Born tünelin genelliliğinin farkına vardı.After attending a seminar by Gamow, Max Born recognised the generality of tunnelling.
Tartışma, Twinkie ve Chocodile arasındaki görünen "doku farkından" kaynaklandı.The debate arose from the seeming "texture difference" between the Twinkie and the Chocodile.
Birey hatırlamak ve bilmek arasındaki farkı ayırt etmelidir.He was referring to the distinction between knowing and remembering.
O, belki de Germanik halkların Keltlerden farkını ayırt eden ilk Akdenizli olmuştur.He may have been the first Mediterranean to distinguish the Germanic people from the Celts.
Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum.I know that I am spoiling your life, that without me you could work.
Ben bir tür "şeyler üstü"yüm, neler olduğunun tamamen farkındayım.I am kind of "above things", fully aware of what is up.
Ressam olarak gelişimi yavaş olmuştu ve kendi sınırlarının farkındaydı.His evolution as an artist was slow, and he was aware of his painterly limitations.
Ay'ın en belirgin yönü parlak ve karanlık bölgeleri arasındaki kontrast farkıdır.The most distinctive aspect of the Moon is the contrast between its bright and dark zones.
Eşeylerde görünüş farkı yoktur.There is no difference in the actual products.
Saat 17:00'de Glasgow, Alman gemilerinin farkına vardı.At 16:17, Glasgow spotted the German ships.
O sırada çiftlikteki grup, Lori'nin kayıp olduğunun farkına varır.Back on the Greene farm, the rest of the group discover Lori's absence.
Çeşitli duygusal durumlar öz farkındalık ile pekiştirilir.Various emotional states are intensified by self-awareness.
En önemli farkı daha yüksek itici kuvvet aralığında olan motorların kullanılmasıdır.The major difference is that higher impulse range motors are used.
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.He says that he doesn't know anything.
Aynı şekilde, iki dalganın faz farkı da radyan cinsinden ölçülebilir.Likewise, the phase difference of two waves can also be measured in radians.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod