-Olmalıydı, olabilirdi, fark etmez.-"Debería", "podría", no importa.
-Olmalıydı, olabilirdi, fark etmez.- Devia, podia... não importa.
-Olmalıydı, olabilirdi, fark etmez.Du gjorde det rigtige i dag.
-Olmalıydı, olabilirdi, fark etmez.Nemusíte říkat, co by bylo lepší.
-Olmalıydı, olabilirdi, fark etmez. Sonra bunları düşünecek bol bol vaktin olacak.. . . يجب أن تحدد الأهداف بالأشعه تحت الحمراء لتكون واضحه للضرب بالطيران
-Olmalıydı, olabilirdi, fark etmez.Suruh helikopter berpatroli sepanjang malam.
-Olmalıydı, olabilirdi, fark etmez.Каквото е трябвало да се случи се е случило.
-Olmalıydı, olabilirdi, fark etmez.היה קורה, היה יכול לקרות .זה לא משנה
Parantezi nereye koyduğumuz fark etmez.لا يهم اين تضع الاقواس
Sana göre nasıl hareket ettiğim fark etmez. Işık aynı hızda yol alır.Не важно, как я двигаюсь относительно вас, свет движется с неизменной скоростью.
Sana göre nasıl hareket ettiğim fark etmez.Non importa come mi muovo rispetto a te
Sana göre nasıl hareket ettiğim fark etmez.Peu importe la façon dont je bouge, par rapport à vous
Selsiyus veya kalvin kullanmamız fark etmez.Also wir starten mit minus 10 Grad Celsius kaltem
Sıra fark etmez, ama d s d t.Możesz to brać w dowolnej kolejności, ale niech będzie ds, dt.
Sıra fark etmez, ama d s d t.Podrías tomarlo en cualquier orden, menos dsdt
Sıra fark etmez, ama d s d t.Você pode fazer isso em qualquer ordem, seja ds dt.
Sıra fark etmez ama önce başkanı oyladığımızı varsayalım그럼, 먼저 회장을 정한다고 해 봅시다 사실 무엇을 먼저 정하든 상관 없어요
Sıra fark etmez ama önce başkanı oyladığımızı varsayalımLaten we eerst de voorzitter kiezen. Het maakt eigenlijk niet uit.
Sıra fark etmez ama önce başkanı oyladığımızı varsayalımOra, diciamo che eleggiamo per primo il Presidente. In realtà non ha importanza.
Sıra fark etmez ama önce başkanı oyladığımızı varsayalımŘekněme, že nejprve vybereme prezidenta. Na tom nezáleží.
Sıra fark etmez ama önce başkanı oyladığımızı varsayalımZałóżmy, że zajmiemy się najpierw prezesem. Kolejność nie ma znaczenia.
Sıra fark etmez ama önce başkanı oyladığımızı varsayalımСкажімо першим ми обираємо Президента. Це насправді не має значення.
Sonuçta, parantezi nereye koyduğunuz fark etmez. -ولا يهم المكان الذي تضع فيه الاقواس
Soruşturma için şanssızca durdurulmuş olanları fark etmezdim.Eu teria passado sem perceber os desafortunados que são separados dos outros para inspeção.
Soruşturma için şanssızca durdurulmuş olanları fark etmezdim.Habría pasado sin notar a los desafortunados que son elegidos para ser investigados.
Soruşturma için şanssızca durdurulmuş olanları fark etmezdim.Je serais passée sans remarquer les quelques malheureux sélectionnés pour interrogation.
Soruşturma için şanssızca durdurulmuş olanları fark etmezdim.Non avrei notato gli sfortunati scelti per un'indagine.
Soruşturma için şanssızca durdurulmuş olanları fark etmezdim.Θα είχα περάσει αποτυγχάνοντας να με παρατηρήσετε ανάμεσα σ' αυτούς τους άτυχους, που ξεχωρίσατε για έρευνα.
Soruşturma için şanssızca durdurulmuş olanları fark etmezdim.Я бы прошла, не заметив тех несчастных, выбранных для проверки.
Taban alanına da A diyelim, taban ya da tepe fark etmez. -만약 높이가 h이고 윗면 혹은 아랫면의 넓이가 주어졌다면
"Tura A", "Tura C", "Tura B", yazı, yazı; fark etmez.앞면 A, 앞면 C, 앞면 B, 뒷면, 뒷면이 나오든지.
"Tura A", "Tura C", "Tura B", yazı, yazı; fark etmez.líc A, líc C, líc B, rub, rub.
"Tura A", "Tura C", "Tura B", yazı, yazı; fark etmez.Ези А, ези С, или ези В, тура, тура.
"Tura A", "Tura C", "Tura B", yazı, yazı; fark etmez.Лице А, Лице С, Лице В, зворотній бік, зворотній бік.
Vektörü şu yukarıya da, buraya da çizebilirdim, fark etmez. B vektörünü de buraya çizebilirdim.אני יכול לצייר את וקטור b כאן,
Vektörü şu yukarıya da, buraya da çizebilirdim, fark etmez.여기 위에다 그릴 수도 있구요, 아님 저기;그런건 중요하지 않아요
Vektörü şu yukarıya da, buraya da çizebilirdim, fark etmez.Tôi có thể vẽ nó ở đây hay kia đều không quan trọng
Vektörü şu yukarıya da, buraya da çizebilirdim, fark etmez.استطيع أن أرسمه في الأعلى هنا, أو هناك; لايهم
Ve pozitif veya negatif sayıları bölüyor olmamız fark etmezdi.I znak liczby również tu nie ma znaczenia.
Ve pozitif veya negatif sayıları bölüyor olmamız fark etmezdi.여기서도, 우리가 양수로 나누냐 음수로 나누냐는 중요하지 않다.
Ve pozitif veya negatif sayıları bölüyor olmamız fark etmezdi.Nezáleží na tom, či delíme kladné alebo záporné čísla.
Ve pozitif veya negatif sayıları bölüyor olmamız fark etmezdi.Nezáleží na tom, zda dělíme kladné nebo záporné čísla. Udělám-li z nich záporná, dostáváme stejný výsledek.
Ve pozitif veya negatif sayıları bölüyor olmamız fark etmezdi.Và nó không quan trọng cho dù chúng tôi đã phân chia bởi một số tích cực hay tiêu cực.
Ve pozitif veya negatif sayıları bölüyor olmamız fark etmezdi.וזה לא משנה האם מחלקים במספר חיובי או שלילי.
Ve sonunda, benim için çok da fark etmez.A fin de cuentas no hay mucha diferencia.
Ve sonunda, benim için çok da fark etmez.E alla fine, non fa troppa differenza per me.
Ve sonunda, benim için çok da fark etmez.결국 그건 중요한 문제가 아니더라구요 저한텐
Ve sonunda, benim için çok da fark etmez.Στο τέλος, δεν έχει μεγάλη διαφορά για εμένα.
Ya da bunu zihninizde daha kolay canlandırabilirsiniz. Fark etmez.Vi vil gerne samle de variable, altså x'erne, på den ene side af ligningen.
Ya da daha şişman, uzun , zayıf , fark etmez. Önemli olan buradaki farklılıkları görebilmek.어떤 동물은 조금 더 뚱뚱하고, 덩치가 크고, 아니면 더 말랐거나
Ya da daha şişman, uzun , zayıf , fark etmez. Önemli olan buradaki farklılıkları görebilmek.Proto potřebujeme přesnější definici, než prosté rozlišování, co si je s čím podobné.
Ya da daha şişman, uzun , zayıf , fark etmez. Önemli olan buradaki farklılıkları görebilmek.והחיה הזו, וחיות אחרות בעלות פסים,
Ya da daha şişman, uzun , zayıf , fark etmez. Önemli olan buradaki farklılıkları görebilmek.وهناك حيوانات أخرى قد تكون أسمن ،أطول ،أنحف ،أغمق أو أفتح ومع ذلك نقول أنها
Zaman ve mekan fark etmez, güzelliğimi kontrol edemiyorum.A jó külső nem tudja, mikor kell visszafognia magát.
Zaman ve mekan fark etmez, güzelliğimi kontrol edemiyorum.Aku tidak bisa mengendalikan ketampananku tergantung waktu dan tempat.
Zaman ve mekan fark etmez, güzelliğimi kontrol edemiyorum.La mia bellezza č sempre fuori controllo, ovunque sia.
Zaman ve mekan fark etmez, güzelliğimi kontrol edemiyorum.Mon charme ne disparaît jamais, peu importe l'endroit où je suis.
Zaman ve mekan fark etmez, güzelliğimi kontrol edemiyorum.Vẻ đẹp này không thay đổi trong bất kì hoàn cảnh thời gian nào.
Zaman ve mekan fark etmez, güzelliğimi kontrol edemiyorum.لا أستطيع التحكم في جمالي فهو لا يعتمد على المكان و الزمان