Ana içeriğe geç
Sözlük

fark ile cümle

fark kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Sanırım onun hakkında uzun süre düşündüğünde o farklıdır.I suppose it's different when you think about it over the long term.
Ondan sonra, ayrıldım ama onların evinde çantamı unuttuğumu fark ettim.After that, I left, but then I realized that I forgot my backpack at their house.
Eğer bir şeyi anlamıyorsanız, onun içeriğinin farkında olmamanızdandır.If you don't understand something, it's because you aren't aware of its context.
Teoride, teori ve pratik arasında hiçbir fark yoktur. Fakat pratikte, var.In theory, there is no difference between theory and practice. But, in practice, there is.
Teoride, teori ve uygulama arasında farklılık yok. Ama uygulamada var.In theory, there is no difference between theory and practice. But, in practice, there is.
Yavaş yavaş, kendi yazılarındaki iyileşmeyi fark edeceksin.Little by little, you will notice improvement in your writings.
Onun seni ne kadar çok sevdiğinin farkında mısın?Are you aware of how much she loves you?
Senin yaşam felsefen benimkinden farklı.Your philosophy of life varies from mine.
Senin fikirlerin benimkinden farklı.Your ideas are different from mine.
Fikriniz benimkinden tamamen farklı.Your idea differs entirely from mine.
Senin fikrin benimkinden çok farklı.Your opinion is far different from mine.
Söylediğin şey ondan duyduğum şeyden oldukça farklı.What you say is quite different from what I heard from him.
Sizin yöntem benimkinden farklı.Your method is different from mine.
Umarım farkı görecek kadar beynin vardır.I hope you have brains enough to see the difference.
Senin fikrinle benimki arasında temel bir fark vardır.There is a fundamental difference between your opinion and mine.
Sen bana söyleyene kadar ben bu belgenin önemini farketmemiştim.I hadn't recognized the importance of this document until you told me about it.
Ben seni odaya girerken fark ettim.I noticed you entering my room.
Kabul etsende etmesende fark etmez.It makes no difference whether you agree or not.
Bugün ya da yarın gitmen pek fark yaratmayacak.It will not make much difference whether you go today or tomorrow.
Gidip gitmemen fark yaratmaz.It makes no difference whether you go or not.
Kuvvetli rüzgar farklı yerlerde elektrik tellerini kesti.The strong wind cut the electric wires in several places.
Taklit ve gerçek elmaslar arasındaki fark nedir?What is the difference between imitation and real diamonds?
O geldikten sonra nerede olduğunu fark etmek biraz zamanını aldı.It took him a moment to realize where he was after he came to.
O, masanın üstündeki bir mektubu fark etti.He noticed a letter on the desk.
Hatalarını fark etmek onun sadece birkaç dakikasını aldı.It took him only a few minutes to realize his mistakes.
Seyirci onun performansına farklı şekillerde tepki gösterdi.The audience reacted in different ways to her performance.
Ne kadar çok öğrenirsek, cehaletimizi o kadar iyi farkederiz.The more we learn, the better we realize our ignorance.
Ne kadar çok öğrenirsek, ne kadar az bildiğimizi o kadar çok farkederiz.The more we learn, the more we realize how little we know.
Şehirde yaşamak kırsalda yaşamaktan oldukça farklıdır.Living in the town is quite different from living in the country.
İnsanlar yurt dışına çıktıklarında farklı davranır mı?Do people behave differently when they go abroad?
Her ne zaman yurtdışına gitsem saat farkı ve ishalden rahatsız olurum.Whenever I go abroad, I suffer from jet lag and diarrhea.
Bir şirketin yönetimi bir şirketin mülkiyetinden farklıdır.Management of a company is different from ownership of a company.
Biz zengin ya da fakir olup olmadığımıza göre, olayları farklı görürüz.We see things differently, according to whether we are rich or poor.
Bu soruna farklı açılardan yaklaşmalıyız.We should approach this problem from different angles.
Hafif bir düşünce farkımız vardı.We had a slight difference of opinion.
Bir şarkıcı olduğunu düşündüğüm kız farklı bir kişi olduğunu kanıtladı.The girl who I thought was a singer proved to be a different person.
Ben farkına varmadan önce karanlık oldu.It became dark before I knew it.
Ne yapılması konusunda benim görüşüm onunkinden farklıydı.My view was different from his as to what should be done.
Herhangi bir değişiklik fark ettiniz mi?Did you notice any change?
Bir müzisyen seslerdeki küçük farkları anlayabilir.A musician can appreciate small differences in sounds.
Okinawa'nın Çin'e Honshu'dan daha yakın olduğunun farkında mısın?Are you aware that Okinawa is closer to China than to Honshu?
Fark bu: o senden daha çok çalışıyor.The difference is this: he works harder than you.
Çeşitli farklarına rağmen Joan ve Ann arkadaşlar.In spite of their various differences, Joan and Ann are friends.
Ben çok farklı görünüyorum.I look very different.
Bazı konularda onlardan farklıyız.We differ from them in some respects.
Adamın onun odasına girdiğini fark ettik.We noticed the man enter her room.
Londra Tokyo'dan iklim olarak farklıdır.London is different from Tokyo climatically.
Londra'nın iklimi Tokyo'nunkinden farklıdır.London's climate differs from that of Tokyo.
Lucy beni terkedinceye kadar onu ne kadar çok sevdiğimi farketmedim.It was not until Lucy left me that I realized how much I loved her.
Aslan ve kaplan kedinin iki farklı türüdür.The lion and the tiger are two different species of cat.
Aslanlar ve leoparlar arasındaki fark nedir?What's the difference between lions and leopards?
Avrupa'da bir sürü farklı insan var.There are a lot of different people in Europe.
Yetenek farkını onlara gösterdim.I showed them the difference of ability.
Dikkatli bir okuyucu hatayı fark ederdi.A careful reader would have noticed the mistake.
Daha deneyimli bir avukat, dava ile farklı bir şekilde ilgilenirdi.A more experienced lawyer would have dealt with the case in a different way.
Tabii ki yaşam tarzımız Amerika'dan farklı.Of course our lifestyle is different from America.
Amerikalılar Japonlardan farklı bir şekilde cevap verirdi.Americans would have responded differently from Japanese.
O çok geçmeden hatayı fark eder.It won't be long before he realizes the mistake.
Oldukça farklı bir nedenden dolayı ona yazdım.I wrote to him for quite another reason.
Her geçen gün daha fazla insan sigaranın zararlarının farkına varıyor.More and more people are becoming aware of the dangers of smoking.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
fark ile cümle - fark kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App