Ana içeriğe geç
Sözlük

far ile cümle

far kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
4
ORT. KELİME
Cilt rengi fark etmez.Skin color makes no difference.
Çoğu insan bunun farkında değil.Most people don't realize this.
Tom, Mary'nin öldüğünü fark etti.Tom realized that Mary was dead.
Her mahalle farklıdır.Each neighborhood is different.
Her semt farklıdır.Each neighborhood is different.
Hayat Tom için çok farklıydı.Life was very different for Tom.
Yaşam Tom için çok farklıydı.Life was very different for Tom.
Kadınlar farklı muamele görür.Women are treated differently.
Kadınlara farklı biçimde davranılır.Women are treated differently.
Her zaman farklılıklarımız olacak.We'll always have differences.
Farklılık ilgi çekicidir.The difference is interesting.
Fark takdir edilir.The difference is appreciated.
İnsanlar fark etmeye başlıyorlar.People are starting to notice.
Bu daha farklı olamazdı.It couldn't be more different.
Herhangi biri bir modeli fark eder mi?Does anybody notice a pattern?
O çok pahalı bir fare satın aldı.She bought a very expensive mouse.
Fark yaratmamız gerekiyor.We have to make a difference.
Bu farklı bir şeydi.This was something different.
Tom onun bir şüpheli olduğunu fark etti.Tom realized he was a suspect.
Tom, bir görevi olduğunu fark etti.Tom realized he had a mission.
Tom konuşamadığını fark etti.Tom realized he couldn't talk.
Fark çok büyük olabilir.The difference could be huge.
Tom ihtimallerin farkındadır.Tom is well aware of the odds.
İnsanlar farklı şekillerde ölür.People die in different ways.
Şimdi o farklı bir hikayedir.Now that's a different story.
Hiçbir şey fark etmez.Nothing makes any difference.
Benim için gerçekten farklı.It's really different for me.
Şimdi farklı bir yerdeyim.I'm in a different place now.
Ne dediğinin farkında mısın?Do you realize what you said?
Hangi sorunu fark ettin?What problem did you notice?
Ne bunu bu kadar farklı yaptı?What made this so different?
Onun farkında olmak zorundayız.We have to be aware of that.
Bu sefer farklıydı.This time, it was different.
Tom kendisinin hiç farklı olmadığını söyledi.Tom said he was no different.
Biraz farklı olacak.It'll be a little different.
Bireysel sonuçlar farklı olabilir.Individual results may vary.
Onun çok iyi farkındayım.I'm very well aware of that.
Böyle bir kanunun farkında değilim.I'm not aware of such a law.
Böyle bir yasanın farkında değilim.I'm not aware of such a law.
Tom farklı bir ligdedir.Tom is in a different league.
Tom kaygıların farkında.Tom is aware of the concerns.
Aslında fark etmedim bile.I really didn't even notice.
Ne kadar aptal olduğumu fark ettim.I realized how stupid I was.
Tom'un farklı bir stratejisi vardı.Tom had a different strategy.
Analistler onu farklı görüyorlar.Analysts see it differently.
Bu sefer neden farklı?Why is this time different?
Tom öncekinden farklı mı?Is Tom different than before?
Kesinlikle fark edildiler.They certainly got noticed.
Onların tarzları farklıdır.Their styles are different.
Fark dramatiktir.The difference is dramatic.
İnsanlar fark edecekler.People are going to notice.
Ben onu oldukça farklı biçimde görüyorum.I see it quite differently.
Tom farklı bir şey gördü.Tom saw something different.
Tom, Mary'nin silahı olduğunu fark etti.Tom realized Mary had a gun.
Onlar neden bu kadar farklılar?Why are they so different?
Onları farklı yapan nedir?What makes them different?
Farklılıklarımız oldu.We've had our differences.
O zamanlar zaman farklıydı.Times were different then.
Tom'un farklı bir görüşü var.Tom has a different opinion.
O büyük bir farktı.That was a big difference.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod