Ben uzun zaman önce gerçeği fark etmeliydim.I should've realized the truth a long time ago.
Tom ne yaptığının farkında mı?Is Tom aware of what he did?
Bir blender birlikte farklı gıdaların karışımı sağlar.A blender lets you mix different foods together.
Farklı bir şekilde gittim.I went a different way.
Tom'un onu kırdığını fark etmedim.I didn't realize Tom broke that.
Tom'un burada yaşadığını fark etmedim.I didn't realize Tom lives here.
Umarım fark etmez.I hope she doesn't notice.
Umarım o fark etmez.I hope he doesn't notice.
Umarım Tom fark etmez.I hope Tom doesn't notice.
Tom'un evli olduğunu fark etmedim.I didn't realize Tom was married.
Tom'un hasta olduğunun farkında değildim.I wasn't aware that Tom was sick.
Bence Tom bir fark yapabilir.I think Tom could make a difference.
Kimse Tom'un orada olmadığını fark etmedi.No one noticed that Tom wasn't there.
Tom'un burada mutsuz olduğunun farkında değildim.I wasn't aware that Tom was unhappy here.
Bunu kıranın Tom'un olduğunu fark etmemiştim.I didn't realize Tom was the one who broke that.
Garip ayrıntılar fark ettim.I noticed strange details.
Sonunda vampirlerin var olduğunu fark ettim.I finally realized that vampires exist.
Sanırım onu fark etmedin.I guess you didn't realize that.
Onun ne anlama geldiğini fark etmedim.I didn't realize what that meant.
Maaşım bana uymuyor. Farklı bir iş arayacağım.My salary doesn't suit me. I am going to look for a different job.
Düğün düzenleme sitesi ile tanışma sitesi arasında ne fark vardır?What's different between a wedding arrangement site and a dating site?
Bana dik dik baktığını fark ettim.I noticed that you were staring at me.
Hiç kimse farklı hissetmek veya dışarıda bırakılmak istemiyor.No one wants to feel different or left out.
Tom, bunu farklı bir şekilde yapmayı denememizi önerdi.Tom suggested that we try doing this a different way.
Tom ne olduğunu fark eden ilk kişiydi.Tom was the first one to realize what was happening.
Tom ne olduğunu fark etmek için çok meşguldü.Tom was too busy to notice what was happening.
Tom çabucak bir şeyin yanlış olduğunu fark etti.Tom quickly realized that something was wrong.
Aramızda büyük bir yaş farkı var.There is a large age difference between us.
O tamamen farklı bir fenomendir.That's a completely different phenomenon.
Fark gece ve gündüz gibidir.The difference is like night and day.
Kocamın durumu farklı.My husband's situation is different.
Anlamlı farklılıklar bulundu.Significant differences were found.
O belirgin biçimde farklı bir yaklaşım.It's a markedly different approach.
Bütün o bağlantıların farkındayım.I'm aware of all those connections.
Onun hakkında oldukça farklı düşünüyorum.I think about it quite differently.
Herkes bunun ciddi olduğunun farkındaydı.Everyone realized this was serious.
Farklı bir şey yapıyor musun?Are you doing anything differently?
Bu projeyi farklı kılan nedir?What makes this project different?
Yarın oldukça farklı olabilir.Tomorrow might be quite different.
Farklı olanlar biziz.We're the ones who're different.
Hepimizin farklı ödevleri vardı.We all had different assignments.
Bu sefer bir şey farklı mıydı?Was anything different this time?
Farklar önemliydi.The differences were substantial.
Aramızdaki fark bu.That's the difference between us.
Ben farklı bir şey yapmazdım.I wouldn't do anything different.
Tom'u da seviyorum ama farklı bir şekilde.I love Tom, too, but in a different way.
Bunu aylar önce fark etmeye başladım.I began noticing this months ago.
Tom'un yaklaşımı biraz farklıdır.Tom's approach is somewhat different.
Tom ve ben o kadar da farklı değiliz.Tom and I are not all that different.
Sadece farklı görüşlerimiz var.We just have differing opinions.
Sadece artık onu fark etmiyoruz.We just don't notice it anymore.
Tom farklı bir bakış açısı sundu.Tom offered a different perspective.
Tom farklı bir perspektif önerdi.Tom offered a different perspective.
O bu yılki fark.That's the difference this year.
Tom bunun bir şaka olmadığını fark etti.Tom realized that it wasn't a joke.
Keseli sıçanlar, fareler ile ilgili değildir.Opossums aren't related to rats.
Bence bir fark yaratacak.I think it'll make a difference.
Bu kezi farklı kılan şey nedir?What makes this time different?
Tom'un yaklaşımı farklı olacak.Tom's approach will be different.
Onlar fark yaratabilirler.They could make the difference.