İki dönemin arasındaki fark açık değil.The difference between the two terms is not clear.
Onu gördüğüm ilk andan beri, onun farklı olduğunu biliyordum.From the very first time I saw her, I knew she was different.
Onun farklı olduğunu biliyordum.I knew she was different.
Ona ilk baktığım andan itibaren, onun farklı olduğunu biliyordum.From the moment I first laid eyes on him, I knew he was different.
Ona ilk baktığım zaman, onun farklı olduğunu biliyordum.When I first laid eyes on him, I knew he was different.
Tom bir sorun olduğunun farkında değildi.Tom wasn't aware that there was a problem.
Tom Mary'nin zaten eve gittiğinin farkında değildi.Tom wasn't aware that Mary had already gone home.
Tom hiç kimsenin kendisini dinlemediğinin farkında değildi.Tom wasn't aware that nobody was listening to him.
Benden daha uzun olduğunu daha önce fark etmedim.I never noticed before that you're taller than me.
Bugün daha önce fark etmediğimiz birkaç soruna rastladık.We discovered a few problems today that we'd never noticed before.
Öğrencilerim sonunda daha önce hiç fark etmedikleri şeyleri görüyorlar.My students are finally seeing things they never noticed before.
Bunu daha önce fark etmediğime inanamıyorum.I can't believe I never noticed that before.
Sanırım onu daha önce fark etmedim.I guess I never noticed it before.
Odanın etrafına baktım ve daha önce fark etmediğim bir sürü şey gördüm.I looked around the room and saw a lot of things I never noticed before.
Ben hariç odadaki herkesin bir takım elbise giydiğini fark ettim.I noticed that everyone in the room except me was wearing a suit.
Daha önce hiç fark etmediğin bir şey buldun mu?Did you find anything you'd never noticed before?
Bu kedi fareleri kovalamaz.This cat doesn't chase mice.
Bu açık farkla şimdiye kadar yaptığım en havalı şey.This is by far the coolest thing we've ever done.
Bu açık farkla şimdiye kadar yaptığımız en iyi şey.This is by far the best thing we've done so far.
Cümle doğru ama onu farklı bir biçimde ifade edebilirdim.The sentence is correct, however, I would word it differently.
Çok az fark var.There's a slight difference.
Sen fark etmeden önce Tom geri dönecek.Tom will be back before you know it.
Tom sonunda yanlış bir şey olduğunu fark etti.Tom finally realized there was something wrong.
Hiç fark etmezdi.It wouldn't have made any difference.
Artık hiç fark etmez.It doesn't make any difference anymore.
Ben zaten üç farklı yol denedim.I've already tried three different ways.
Ben zaten üç farklı metot denedim.I've already tried three different methods.
Ben zaten üç farklı yaklaşım denedim.I've already tried three different approaches.
Onu yapmak herhangi bir fark yaratmazdı.Doing that wouldn't have made any difference.
Keşke işler farklı olabilseydi.I wish things could've been different.
Tom izlendiğini fark etmedi.Tom didn't notice that he was being followed.
Tom Mary'nin parmağında bir alyans fark etti.Tom noticed a wedding ring on Mary's finger.
Çok gevşediğimi fark etmedim.I didn't realize I was getting so flabby.
Çok şişmanladığımı fark etmedim.I didn't realize I was getting so fat.
Ah, seni fark etmediğim için kusura bakma. Buradan sadece oyunu görebiliyorum.Oh, sorry for not noticing you. I can only see it (the game) from here.
Ne tuhaf, onu fark etmedim.Strange to say, I didn't notice it.
Tom'un sağ gözünün altında farklı bir yara izi vardı.Tom has a distinctive scar under his right eye.
Tom neler olduğunu farketmeye başlıyordu.Tom was beginning to realize what was going on.
Az önce neyi fark ettim biliyor musun?You know what I just realized?
Tom, Mary'nin parmağındaki yüzüğü fark etti.Tom noticed the ring on Mary's finger.
Tom boş odaya girdi ve hemen küllükte yanan bir sigara fark etti.Tom entered the empty room and immediately noticed a lit cigarette in the ashtray.
Biraz fare zehiri satın almam gerekir.I need to buy some rat poison.
Kimse beni fark etmedi.Nobody noticed me.
"May I" ve "Can I" arasındaki fark nedir?What's the difference between "May I" and "Can I"?
Farkın ne olduğunu biliyor musun?Do you know what the difference is?
Bir fare yakaladı.He caught a mouse.
Tom, Maria'nın perişan olduğunu fark etti.Tom realized that Maria was miserable.
İyi ile kötü arasındaki farkı anlatmak her zaman kolay değildir.It's not always easy to tell the difference between good and bad.
Tom, ucuz ve pahalı şarap arasındaki farkı söyleyemez.Tom can't tell the difference between cheap and expensive wine.
Cevaplar, anlama yetisinin farklı derecelerini gösterir.Answers display different degrees of understanding.
Tom büyük bir hata yapabileceğini fark etti.Tom realized he could be making a big mistake.
Tom yardım etmek için yapabileceği bir şey olmadığını fark etti.Tom realized there was nothing he could do to help.
Tom hata yaptığını fark etti.Tom realized he had made a mistake.
Senin ve benim aramdaki fark budur.That's the difference between you and me.
Tom bağcıklarının çözülmüş olduğunu fark etmedi.Tom didn't notice that his shoes were untied.
Senin ve Tom'un bu kadar yakın olduğunu fark etmedim.I didn't realize you and Tom were so close.
Beni fark ettiğin için teşekkür ederim.Thank you for seeing me.
Tom'un haklı olduğunu fark ettim.I realized Tom was right.
Bunun gerçekten fark yaratacağını düşünüyor musun?Do you think it would actually make a difference?
Piyasada mevcut şampuanların kalitesinde büyük bir fark vardır.There is big difference in the quality of shampoos available in the market.