Ana içeriğe geç
Sözlük

far ile cümle

far kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bir fare gördüm!I saw a mouse!
Farklı şekilde tepki vermeliydim.I should've reacted differently.
Farklı bir yaklaşım öneriyorum.I suggest a different approach.
Londra'daki iklim Tokyo'nunkinden farklıdır.The climate in London is different to that of Tokyo.
Tom ve Mary her ikisi de John'u aynı zamanda fark etti.Tom and Mary both noticed John at the same time.
O model, kültürel farklılıkları silemez.That model cannot erase cultural differences.
Tom Mary'nin John'a kızgın olduğunu fark etti.Tom noticed that Mary seemed to be mad at John.
Ben bir fark yaratmak istiyorum.I want to make a difference.
Hava bile farklı kokuyordu.Even the air smelled different.
Bu sanatçının çok farklı bir tarzı var.This artist has a very distinctive style.
Bana süpürge ve faraşı ver lütfen. Yere bazı kırıntılar döktüm.Pass me the broom and dustpan, please. I spilled some crumbs on the floor.
Bu şeyi uygulamaya koymanın zor olduğunu fark ettim.I realized that putting this thing into practice was hard.
Evlerindeki farelerden kurtulduk.We got rid of the mice in their house.
Tom'un Mary'nin ne yaptığının farkında olmadığından kuşkulanıyorum.I suspect that Tom is unaware of what Mary has done.
Bu tamamen farklı.This is altogether different.
Tom'un Fransızcayla ilgilendiğini hiç farketmedim.I never realized Tom was interested in French.
Tom eksikliklerinin farkında.Tom is aware of his shortcomings.
Tom ofiste olanların iyice farkında.Tom is well aware of what is going on at the office.
Farklı işler farklı aletler gerektirir.Different jobs require different tools.
O farklı.She's different.
Her insan farklıdır.Every person is different.
Benim bir farkındalık meditasyonu uygulamam var.I have a mindfulness meditation practice.
Bir erkek ve bir kadın, farklı cinsiyetlerin insanlarıdır.A man and a woman are people of different genders.
Onlar sonu gelmiş şirketten, batan gemiyi terk eden fareler gibi kaçtılar.They fled the doomed company like rats deserting a sinking ship.
Mary aynı anda iki farklı adamla çıkıyor.Mary is dating two different guys at the same time.
Akşam yemeğini yemeyi bitirmediğini fark ettim.I noticed you didn't finish eating your dinner.
Farklı insanlar bu kazanın farklı versiyonlarını anlatırlar.Different people tell different versions of the incident.
Tom'u bugün üç farklı zamanda gördüm.I saw Tom three different times today.
Birçok açıdan farklılık gösterirler.They differ in many respects.
Bu içkinin gerçekten farklı bir tadı var.This drink has a really different flavor.
Tom beklediğimden oldukça farklı.Tom is quite different from what I expected.
Tom farklı olasılıkları düşünüyor.Tom is considering several possibilities.
Orada Fransızca konuşamayan tek kişi olacağının farkında olduğundan eminim.I'm sure you're aware that you'll be the only one there who can't speak French.
Tom, Mary'nin saçını farklı bir renge boyamış olduğunu farketmedi bile.Tom didn't even notice Mary had dyed her hair a different color.
Tom, Mary'nin saçlarını farklı bir renge boyamış olduğunu farketmedi bile.Tom didn't even notice Mary had dyed her hair a different color.
Mary'nin ona baktığını Tom bile fark etmedi.Tom didn't even notice Mary was looking at him.
Tom, Mary'yi fark etti ve onunla konuşmaya gitti.Tom noticed Mary and went over to talk to her.
Tom'un mali durumunun hayli farkındayım.I'm well aware of Tom's financial situation.
Onların hepsinin olanların farkında olduklarından eminim.I'm sure they're all aware of what happened.
Keşke işler farklı şekilde olabilseydi.I wish things could've happened differently.
Tom, Mary'nin ayak bileğinde bir dövmesi olduğunu fark etti.Tom noticed Mary had a tattoo on her ankle.
Tom'un Mary'nin gittiğini fark etmediğine şaşırdım.I'm surprised Tom didn't notice Mary leave.
Tom Mary'nin yeni bir elbise giydiğini fark etti.Tom noticed Mary was wearing a new dress.
Tom odadaki birini fark etti.Tom became aware of someone in the room.
Keşke koşullar farklı olsa.I wish the circumstances were different.
Tom farkı bilmezdi.Tom wouldn't have known the difference.
Tom'un olanların farkında olduğundan eminim.I'm sure Tom is aware of what happened.
Tom'un farkı farkedip etmediğini merak ediyorum.I wonder if Tom noticed the difference.
Tom, Mary'nin John'a bakıyor olduğunu fark etti.Tom noticed Mary was looking at John.
Tom, Mary'nin bir küpesini kaybettiğini fark etti.Tom noticed Mary had lost an earring.
Tom, Mary'nin ayrılmış olduğunu fark etmedi bile.Tom didn't even notice Mary had left.
Mary'nin gittiğini Tom bile fark etmedi.Tom didn't even notice Mary had gone.
Tom'un eksikliklerinin oldukça farkındayım.I'm well aware of Tom's shortcomings.
Burada neyin söz konusu olduğunun farkındayım.I'm aware of what is at stake here.
Burada neyin tehlikede olduğunun farkındayım.I'm aware of what is at stake here.
Ne kadar susadığımı fark etmedim.I didn't realize how thirsty I was.
Tom, Mary'nin hayal kırıklığını fark etti.Tom noticed Mary's disappointment.
Daha önce bitirdiğinin farkındayım.I'm aware you've already finished.
Tom'un ne kadar meşgul olduğunu fark etmedim.I didn't realize how busy Tom was.
Sorumluluklarımın farkındayım.I'm aware of my responsibilities.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod