falan ile cümle
falan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
22 eksi 15 --bütün bu komşudan ondalık alma işlemlerini falan yapalım-- 2, 12 oldu.22 минус 15, посчитаем
22 eksi 15 --bütün bu komşudan ondalık alma işlemlerini falan yapalım-- 2, 12 oldu.25 minus 15- vi skulle kunna göra hela grejen med minnessiffran- ett, tolv.
22 eksi 15 --bütün bu komşudan ondalık alma işlemlerini falan yapalım-- 2, 12 oldu.Dwadzieścia dwa minus 15 - możemy zrobić całości przewozu rzeczy-jeden, dwanaście.
22 eksi 15 --bütün bu komşudan ondalık alma işlemlerini falan yapalım-- 2, 12 oldu.Huszonkettőből tizenöt-- csinálhatjuk az átvivős-kiegészítős módszerrel-- egy, tizenkettő.
22 eksi 15 --bütün bu komşudan ondalık alma işlemlerini falan yapalım-- 2, 12 oldu.Vingt deux moins quinze, nous pourrions le faire d'un coup, un, douze. Douze moins cinq donne sept.
30.000 falan edecek.Zdzieram kasę z tych buraków.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.1週間後にはもうどこにも不平はありませんでした (笑)
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.3일 후에 작품은 사라졌고 일주일 후에는 어느곳에도 더이상 불평은 없었습니다.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Ba ngày sau nó mờ dần, và một tuần sau, không còn than vãn ở đâu nữa.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Čez tri dni je napis zbledel, čez en teden pa pritoževanja ni bilo nikjer več.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Drei Tage später verblasste es und eine Woche später, gab es kein Beschwerden mehr.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Drie dagen later vervaagde het en een week later waren er nergens nog klachten.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Dupa trei zile a disparut, si o saptamana mai tarziu, nu se mai plangea nimeni nicaieri.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Három nappal később kifakult, és egy héttel később nem volt több panaszkodás.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı. (Kahkahalar)Tres días despues, se estaba desvaneciendo, una semana despues, ninguna queja en ningun lado (risas)
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.O tri dni neskôr to vybledlo a o týždeň neskôr už nebolo nikde žiadne sťažovanie sa.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Po třech dnech nápis vybledl a o týden později zmizely i stížnosti.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Tiga hari kemudian tulisan itu lenyap dan seminggu kemudian, tidak ada lagi keluhan.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Tre giorni dopo il cartellone sfumò, ed una settimana dopo, non c'erano più lamentele.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Três dias depois desvaneceu-se e, uma semana mais tarde, já não havia queixas em parte alguma.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Trois jours plus tard cela disparaissait, et une semaine plus tard, plus aucune plainte nulle part.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Trzy dni później wyblakł, a po tygodniu nie było już więcej narzekania.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Τρείς ημέρες αργότερα ξεθώριασε, και μία εβδομάδα μετά, δεν υπήρχαν καθόλου παράπονα.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Три дни по-късно започна да изчезва и седмица по-късно, нямаше повече оплаквания никъде.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Через три дні все вицвіло, а ще через тиждень ніде більше не було скарг.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Через три дня все выцвело, а еще через неделю нигде больше не было жалоб.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.שלושה ימים אחרי זה כבר דהה, וכעבור שבוע, אין יותר תלונות בשום מקום.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.بعد ثلاثة أيام بهت لونها, وبعد أسبوع, لا مزيد من الشكوى على أي حال.
40. yaş günü. Eğer izleyen kast yapımcısı falan varsa diye söylüyorum.でも役年齢は30から50ね
50 bin dolara falan etrafına bir ev inşa ettim.5만 달러 정도 들여서 집을 지었습니다.
50 bin dolara falan etrafına bir ev inşa ettim.ועבור בערך 50 אלף בניתי בית סביב זה.
50 bin dolara falan etrafına bir ev inşa ettim.وبنينا حوله المنزل بحوالي ٥٠ ألفا
50 bin dolara falan etrafına bir ev inşa ettim.周りの人が興奮していたよ
Acı verdiğini falan söyleyemem.Det har ikke været svært.
Acı verdiğini falan söyleyemem.Det har inte varit smärtsamt.
Acı verdiğini falan söyleyemem.En sanoisi, että se on ollut tuskallista.
Acı verdiğini falan söyleyemem.Não diria que foi doloroso, nem nada disso.
Acı verdiğini falan söyleyemem.Nie powiem, żeby to bolało.
Acı verdiğini falan söyleyemem.No me ha parecido doloroso.
Acı verdiğini falan söyleyemem.Non direi che è stato doloroso.
Acı verdiğini falan söyleyemem.Δεν θα το έλεγα "οδυνηρό".
Acı verdiğini falan söyleyemem.Не скажу, что было больно.
Afganistan'a UNAMA ve WHO ve sivil toplumlar falan yardımcı olabilecek miydi?Működhet-e ez Afganisztánban, összefogva az UNAMA-val, a WHO-val, a civil társadalommal, stb., stb.?
Afganistan'a UNAMA ve WHO ve sivil toplumlar falan yardımcı olabilecek miydi?Zou het in Afghanistan met UNAMA, de WGO en de civiele samenleving, enz. kunnen aanslaan?
"ah, evet oyun yazarıydı falan filan" demek yerine,"네 맞아요, 저는 작가 시절에 이래저래 했지요."라는 말 대신,
"ah, evet oyun yazarıydı falan filan" demek yerine,"Oh ja, ik was toneelschrijver, en bla bla bla," zei ze: "Oh toneelschrijver.
"ah, evet oyun yazarıydı falan filan" demek yerine,במקום להגיד, "אה כן, הייתי מחזאית, וזה מה שבלה בלה בלה,"
"ah, evet oyun yazarıydı falan filan" demek yerine,بدلاً من أن تقول، "آه نعم، كنت كاتبة مسرحية و كذا و كذا و كيت،"
"ah, evet oyun yazarıydı falan filan" demek yerine,「劇作家と言えば みんな私が劇作家と知っているわね
"Ah, hadi oğlum gidelim." falan diyorlar."Ămm, hai să-l luăm de aici."
"Ah, hadi oğlum gidelim." falan diyorlar."Eh... vámonos".
"Ah, hadi oğlum gidelim." falan diyorlar."Heu, on l'emmène."
"Ah, hadi oğlum gidelim." falan diyorlar."어어, 애를 데려갑시다."
"Ah, hadi oğlum gidelim." falan diyorlar."Musimy już iść".
"Ah, hadi oğlum gidelim." falan diyorlar."Uh, prendiamolo".
"Ah, hadi oğlum gidelim." falan diyorlar.היי, מה ההבדל?
"Ah, hadi oğlum gidelim." falan diyorlar.يجب أن نبعد صغارنا عنه
Ailen İngiliz falan mıydı?Ouah. Euh.
(Alkış) Bir dakikamız falan var.一分ほど時間が余りました。
Allahtan yerimi falan bildirmiştim. Ama beni göz altına aldılar.תודה לאל. הודעתי על המיקומים וכל השאר.