falan ile cümle

falan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tamam, makaslarla falan oynamayı bırakın ve saçmalamayı kesin kafiye yapmama gerek yokOk quit playin' with the scissors and shit and cut the crap
Eğer izleyen kast yapımcısı falan varsa diye söylüyorum.If any casting directors are watching.
Bunu gösterip sorarlar: Bahsettiğin şey, şu kedilerin falan şarkı söylediği şey değil mi?Which is, are you talking about the thing with the singing cats?
"Yani, yapabileceğimiz bir şey yoktu" falan bile dememişti.And Malcolm said nothing about it, "Well, there was nothing we could do," or anything of that sort.
Ulusal gğvenlik falanNational security and all that.
Bunu onunla iki gün boyunca beraberken elli kadar kere falan tekrarladı.He repeated that about 50 times in the two days I was with him.
Biraz agresif falan gibi de konuşuyordum, o yüzden kendimi biraz frenledim.I'm talking a little too aggressively, whatever, so you know, I slowed down.
Hiç bir zaman o değildi, falan...It was never him.
"Bilirsiniz, beklenmedik bir sey oldu mu, iyi misiniz?" falan filan.I said:
Ve bir kitap da yaklaşık 1 megabayt yer kaplar, yani, Microsoft Word'e aktarırsanız falan.And a book, if you had a book, is about a megabyte, so -- you know, if you had it in Microsoft Word.
Kadınlar buna değer," falandı.Sorry. Women are worth it."
Annem Tayvanca falan biliyor muydu?Did Mom possibly speak Thai or anything like that?
Orada sarı ışık falan yoktur.There is no yellow light present at all.
Yazdığımız zaman, 2.7 falan filan, biraz çirkin bir sayı. -This number is kind of ugly when you write it out, 2.7 whatever, whatever.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Three days later it faded, and a week later, no more complaining anywhere.
Ve Countrywide bunu milyon kere falan yapar.But then Countrywide would do this like, a million times.
İnsanlar kansere çare buluyor ya da köprüler inşa ediyor falan değiller.People were not curing cancer or building bridges.
Hatıralarınızı, bağınızı falan.Your memories and associations and so on.
Bu arada, bunlar benim çocuklarım, ve tabii ki harikalar falan.(Laughter) By the way, these are my kids, which, of course, are wonderful and so on.
Çocukken sürekli karikatürler falan çiziyordum.And I was, as a kid, constantly drawing comic books, and so on.
Şimdi diyebilirsiniz ki, Charles, sen bize yalan söylüyorsun ve falan filan, ama doğru değil.Now you say, Charles, you are really lying to us, and so on, but that's not true.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.One, it's a very attractive planet -- it just has the beauty of the rings and so on.
Arkamızı kollayacağını falan söyledin sanmıştım.I thought you said you were gonna give us some cover?
En büyük silahlarımız şaşkınlık, falan,filan,falan,filanOur chief weapon is surprise, blah, blah, blah, blah.
Uyuţturucu falan?Of course. How about drugs?
Harika falan deđil.- That's not awesome. - That's not awesome, man.
Çünkü senle baloya falan gelmem.You're pretty horrible. Mann:
Ya eğer böyle şüpheci olduğumdansa. Bir yığın casus romanı falan okurum ben. Ya eğer--(Gülmeler)Well, what if -- because I'm suspicious like that.
Tarihi bir olay. Afganistan'a UNAMA ve WHO ve sivil toplumlar falan yardımcı olabilecek miydi?Could it work in Afghanistan with UNAMA and WHO and civil society, etc., etc., etc.?
"Burada kural falan yok, bir is basarmaya calisiyoruz."Hell, we ain't got no rules around here, we're trying to accomplish something."
Ve kocaman bir gezegeni falan andırıyor.And it looks like a whole planet or something.
Ve bunlar burnumun akmasına falan sebep oluyorlar.And they're causing me to have a runny nose and whatnot.
Mozart'ı kastediyor. ortadan üçüncü sırada falan gibi (kahkahalar) olan Mozart'ı.He means Mozart, which is -- (Laughter) -- like a third seat from the center.
Merak ediyorum da, evde bitmeyen bir havuç stoğunuz falan mı var?I'm wondering, do you have an unlimited supply of carrots at home?
Yüzde iki falandır herhâlde diye düşünerekI said, "What percentage of your feed is chicken?"
Düşünecek olursanız, dünya durmuş falan değil.So if you think about it, the world hasn't stopped either.
"Ne demek okulu bırakmak istiyorum? O halde buraya dönemezsin!" falan derler.What are you talking about that you want to leave school?
Üyelik falan da istemiyordu.You didn't have to be a member then.
Bilirsiniz, elektrikten ve manyetik çekimden falan sorumlu olan kuvvetten bahsediyoruz.You know, the force responsible for electricity and magnetic attraction and so forth.
Ve muhtemelen 10 dakika falan oradaydık, ta ki müdürler 911'i arayana kadar.And we were there probably 10 minutes before the managers decided to dial 911.
Bu, bazı kız falan tehlikeli geliyor.That sounds dangerously like some girlfriend stuff.
Bu demek ki annen 30 yaşında falan.That would make your Mom about 30 years old.
Yani "kiyomoto"yu falan mý söylüyorsun?So you sing "kiyomoto"?
Bu 1000 borçlunun sadece 200ü işini falan kaybedecek. -Of these 1,000 borrowers, 200 of them are just going to lose their job or whatever.
"Peki giriş bölümü falan yazdıysak?"*If you have written like an introductory chapter, or like-?
Bu arada, 5 Doktora öğrencisi falan sınıfta galiba.By the way! As an aside, I think we have like 5 PhD students in my class.
Yarışma falan olmucak.There will be no challenges.
Mimarinin bir hizmet işi olduğunu düşünürdüm. Müşterilerin hoşuna gitmek gerektiğini falan sanırdım.I thought that architecture was a service business and that you had to please the clients and stuff.
"Geldiğinde anlatırız" falan dediler"When you get here we'll explain it." Blah, blah, blah.
Papa'nýn falanca bir rahibi huzuruna kabul ettiđini dođrulayan gazeteleri.São uns escravos vermelhos.
Hasta falan değilsin, değil mi?You're not sick, right?
Oyuncak bebek falan sanmıştım.I thought she was a doll or something.
Sen onun isteyerek düştüğünü falan mı sanıyorsunYou think she fell because she wanted to?
Bir tavuk falan?A chicken?
Hiç borcum yok, öğrenim kredilerimi falan ödedim kapattım.I paid off my college loans, everything.
Ne bu ya? Mezunlar toplantısı falan mı?What is this, a class reunion?
Bu çocuk... ...bir yerden araţtýrýp falan kapýný çalarsa... ...faka basma diye söylüyoruz.If this kid hears about you and knock your door, don't be surprised
Bu adam var ya, bu adam bu alemin oyuncusu falan deđil.Do you know who this guy is? This guy is not a player in our world.
Yok ya abi, yeni bir ţey falan bulmadým.No, abi. I didn't find anything new.
Vah bana, ne olurdu, ben falanı dost tutmasaydım!Woe alas, ah would I had not taken so-and-so as friend!

İlgili Sayfalar