falan ile cümle

falan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Eğer izbe bir adaya gidersem, o da gidip ton balığı falan avlamalı.Als ik naar een afgezonderd eiland ga, dan moet hij mee en een tonijn vangen of zoiets...
Eğer izbe bir adaya gidersem, o da gidip ton balığı falan avlamalı.Daca merg pe o insula pustie, trebuie sa vina si el.
Eğer izbe bir adaya gidersem, o da gidip ton balığı falan avlamalı.Jeśli pojadę na odosobnioną wyspę, musi pojechać i łapać tuńczyki czy coś...
Eğer izbe bir adaya gidersem, o da gidip ton balığı falan avlamalı.Jika saya pergi ke sebuah pulau terpencil, dia harus pergi dan menangkap ikan tuna atau sesuatu ..
Eğer izbe bir adaya gidersem, o da gidip ton balığı falan avlamalı.내가 어디 뭐, 원양어선 타면 걔도 같이 가서 참치잡고 막 이래야돼
Eğer izbe bir adaya gidersem, o da gidip ton balığı falan avlamalı.Nếu anh đi ra hoang đảo, cậu ấy cũng phải theo để bắt cá ngừ hay gì đó--
Eğer izbe bir adaya gidersem, o da gidip ton balığı falan avlamalı.Om jag ska till en öde ö, så måste han åka och fånga tonfisk eller nåt.
Eğer izbe bir adaya gidersem, o da gidip ton balığı falan avlamalı.Se vado in un'isola deserta, deve venire con me e pescare tonni o qualcosa del genere-
Eğer izbe bir adaya gidersem, o da gidip ton balığı falan avlamalı.Si je vais sur une île isolée, il doit aller attraper du thon ou quelque chose--
Eğer izbe bir adaya gidersem, o da gidip ton balığı falan avlamalı.Wenn ich zu einer verlassenen Insel gehe,muss er auch gehen und Thunfisch fangen oder so--
Eğer izbe bir adaya gidersem, o da gidip ton balığı falan avlamalı.Αν πάω σε κανένα απομονωμένο νησί, θα πρέπει να πάει να πιάσει τόνο ή κάτι--
Eğer izbe bir adaya gidersem, o da gidip ton balığı falan avlamalı.Если я отпралюсь на заброшенный остров, то он тоже отправится...
Eğer izbe bir adaya gidersem, o da gidip ton balığı falan avlamalı.حتى لو ذهبت إلى جزيرة منعزلة,فسيتحتم عليه مرافقتي و إصطياد التونة أو ما إلى ذلك
Eğer izbe bir adaya gidersem, o da gidip ton balığı falan avlamalı.先輩!
Eğer izleyen kast yapımcısı falan varsa diye söylüyorum.Se qualche regista di casting sta gurdando il programma.
Eğer izleyen kast yapımcısı falan varsa diye söylüyorum.Si des directeurs de casting devaient regardent.
Eğer izleyen kast yapımcısı falan varsa diye söylüyorum.Voor als er regisseurs kijken.
Eğer izleyen kast yapımcısı falan varsa diye söylüyorum.Αν με παρακολουθούν διευθυντές για κάστινγκ.
Eğer izleyen kast yapımcısı falan varsa diye söylüyorum.Если нас смотрят продюссеры!
Eğer karelerimiz falan olsaydı, bu büyük kıvrımlı bir yüzeyi temsil ediyor olurdu. -Esto podría representar esta gran superficie curva, si tuvieramos cuadrados aquí y en esta parte de acá
Eğer karelerimiz falan olsaydı, bu büyük kıvrımlı bir yüzeyi temsil ediyor olurdu. -Representaria esta grande curva de superfície, se nós tivessemos quadrados aqui e tudo isso.
Eğer karelerimiz falan olsaydı, bu büyük kıvrımlı bir yüzeyi temsil ediyor olurdu. -كان من الممكن أن تمثل سطحا كبيرا ومتعرجا لو كان لدينا تربيع، أونحو ذلك.
Eğer size yalnızca olduğu gibi ilk belki iki satırı falan çalarsam. Bu çok basit.Este foarte simplu.
Eğer size yalnızca olduğu gibi ilk belki iki satırı falan çalarsam. Bu çok basit.조금만 연주를 해서 들려 드리는게 이해가 빠르겠네요
Eğer size yalnızca olduğu gibi ilk belki iki satırı falan çalarsam. Bu çok basit.Πολύ απλό.
Eğer size yalnızca olduğu gibi ilk belki iki satırı falan çalarsam. Bu çok basit.אולי אנגן רק את שתי השורות הראשונות כפי שהן. זה מאוד פשוט.
Eğer size yalnızca olduğu gibi ilk belki iki satırı falan çalarsam. Bu çok basit.إذا قمت بلعب الأولى لكم حرفياً ربما سطرين أو شئ كهذا. إنها مباشرة للغاية.
Eğer size yalnızca olduğu gibi ilk belki iki satırı falan çalarsam. Bu çok basit.難しくはないけど
Eğer size yalnızca olduğu gibi ilk belki iki satırı falan çalarsam.Si je vous joue littéralement juste les 2 premières lignes.
Elinizi çabuk tutun. Belki gazeteye falan ilan verebilirsiniz. Yardım edecek çıkabilir.Znajdziemy je.
Erkeğini dokuz milyon bisiklete kıyasla ne kadar çok sevdiğini falan anlatıyor.그녀가 얼마나 자신의 남자를 사랑하는지 900만대의 자전거에 비교했어요.
Erkeğini dokuz milyon bisiklete kıyasla ne kadar çok sevdiğini falan anlatıyor.Jones de Reino Unido. Es sobre cuánto ama a su novio, y lo compara con nueve millones de bicicletas y así...
Erkeğini dokuz milyon bisiklete kıyasla ne kadar çok sevdiğini falan anlatıyor.To taka brytyjska Norah Jones. Porównuje to do 9 milionów rowerów, itp.
Erkeğini dokuz milyon bisiklete kıyasla ne kadar çok sevdiğini falan anlatıyor.שמדבר על כמה היא אוהבת את הבחור שלה, ובהשוואה לתשעה מליון זוגות אופניים וכן הלאה.
Erkeğini dokuz milyon bisiklete kıyasla ne kadar çok sevdiğini falan anlatıyor.حول كم هي تحب حبيبها، وبالمقارنة مع تسعة ملايين دراجة هوائية، وهكذا دواليك.
Erkeğini dokuz milyon bisiklete kıyasla ne kadar çok sevdiğini falan anlatıyor.というのも彼女はイギリスのノラ・ジョーンズ的な存在ですから ここにある歌の一節があります
Etrafı topladıktan sonra, git bir fincan kahve falan al.Assim que te endireitares, vai tomar café ou algo assim.
Etrafı topladıktan sonra, git bir fincan kahve falan al.Cuando acabes de ordenar, ve a por café.
Etrafı topladıktan sonra, git bir fincan kahve falan al.Jak posprzątasz, idź po jakąś kawę.
Etrafı topladıktan sonra, git bir fincan kahve falan al.Kun olet siivonnut, hae vaikka kahvia.
Etrafı topladıktan sonra, git bir fincan kahve falan al.Når du er klar, så tag en kop kaffe eller noget.
Etrafı topladıktan sonra, git bir fincan kahve falan al.När du har städat kan du fixa kaffe.
Etrafı topladıktan sonra, git bir fincan kahve falan al.Una volta finito di pulire, prendete del caffè.
Etrafı topladıktan sonra, git bir fincan kahve falan al.Αφού καθαρίσεις, πήγαινε να πιεις καφέ.
Etrafı topladıktan sonra, git bir fincan kahve falan al.Когда приведёте себя в порядок, выпейте кофе или что-нибудь.
Evet bu onun doğumgünü. Bu demek ki annen 30 yaşında falan.C'est son anniversaire. ça voudrait dire que ta mère a à peu près 30 ans.
Evet, gerçekten de çok güzel. Oyuncak bebek falan sanmıştım.응, 생긴건 얼마나 이쁜데 무슨 인형인 줄 알았다니까
Evet, gerçekten de çok güzel. Oyuncak bebek falan sanmıştım.Tak, i jest bardzo śliczna. na początku wzięłam ją za lalkę albo coś w tym stylu.
Evet, gerçekten de çok güzel. Oyuncak bebek falan sanmıştım.Yeah, vyzerá naozaj pekne, Najprv som si myslela, že je bábika, alebo čo.
Evet, gerçekten de çok güzel. Oyuncak bebek falan sanmıştım.Да, изглежда много красива помислих си че е кукла или нещо такова.
Evet, gerçekten de çok güzel. Oyuncak bebek falan sanmıştım.כן היא מאוד יפה... חשבתי היא בובה או משהו
Evet, gerçekten de çok güzel. Oyuncak bebek falan sanmıştım.نعم ...تبدو جدا جميله ظننتها دميه او شيء ما
Evet, gerçekten de çok güzel. Oyuncak bebek falan sanmıştım.とにかく、良かったぁ。 早く友達ができて。
Fakat çoğu aykırı insan gibi o da beceriksiz falan değildi.다른 내부고발자들처럼 괴짜이지는 않은 것만 빼면 말이지요.
Fakat çoğu aykırı insan gibi o da beceriksiz falan değildi.Но в отличие от большинства доносчиков, Джо не был мерзавцем.
Fakat çoğu aykırı insan gibi o da beceriksiz falan değildi.אלא שכמעט כמו כל המלשנים, הוא לא היה כלל סוציופט,
Fakat çoğu aykırı insan gibi o da beceriksiz falan değildi.إلا أنه تقريبًا ككل الواشين الآخرين، لم يكن رديئًا على الإطلاق،
Fakat çoğu aykırı insan gibi o da beceriksiz falan değildi.彼は風変わりではなく むしろ組織に対して そして組織の
"falanca ekonomi modelini, filanca modele; veya Macintosh'u Windows'a yeğlemek kurallara aykırı değil de특정 경제모델 대신 다른 모델을 선호하거나 윈도우 대신 매킨토시를 좋아하는 건 괜찮지만
"falanca ekonomi modelini, filanca modele; veya Macintosh'u Windows'a yeğlemek kurallara aykırı değil de"מדוע לגמרי לגיטימי לתמוך ברפובליקנים או בדמוקרטים,

İlgili Sayfalar