falan ile cümle
falan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bir dakikamız falan var.We hebben nog ongeveer een minuut over.
Bir dakikamız falan var.Wir haben noch etwas eine Minute.
Bir dakikamız falan var.Została może minuta.
Bir dakikamız falan var.Остава ни около минута.
Bir dakikamız falan var.У нас залишилася одна хвилина.
Bir dakikamız falan var.У нас осталось не больше минуты.
Bir dakikamız falan var.יש לנו בערך דקה שנותרה.
Bir dakikamız falan var.لدينا حوالي دقيقة متبقية.
Bir düşün, baba. Annem Tayvanca falan biliyor muydu?잘 생각해, 아빠.
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)Egy nap meghívnak majd a TED-re is. Ez olyan --" (Nevetés)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)Eines Tages werde ich zu TED eingeladen werden. Das ist wie --" (Lachen)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)Jednou mě pozvou do TED. Je to --" (smích)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)Jeg bliver inviteret til TED en dag. Det her er --" (Latter)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)Je serai invité à TED un jour. Tu vois -- " (Rires)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)Kiedyś zaproszą mnie na TED..." (Śmiech)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)Me invitarán a TED un día. Esto es como..." (Risas)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)Op een dag word ik uitgenodigd voor TED. Dit is als..." (Gelach)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)O să fiu invitat la TED într-o zi. Ceea ce - " (Râsete)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)Rồi một ngày nào đó cháu sẽ được mời đến TED. Việc này -- " (Tiếng cười)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)Tämä on --" (Naurua)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)그리고 언젠간 TED에 초대 받을 거에요. 이건 -- (웃음)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)"Um dia vou ser convidado para o TED..." (Risos)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)Θα με καλέσουν στο TED μια μέρα. Είναι όπως...."(Γέλια)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)И един ден ще ме поканят в TED." (Смях)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)Ля-ля-ля." смех
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)יזמינו אותי ל-TED יום אחד. זה כמו -- " (צחוק)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)قد يدعونى يوما ما للتحدث فى (تيد). إحتياجى لها مثل.." (ضحك)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)そして私の祖母がまた最高の人でした
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.Az egyik, hogy csodálatos bolygó -- a gyűrűivel és egyebekkel nagyon szép.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.D'abord, c'est une planète très attirante, il y a ces magnifiques anneaux, etc.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.첫째, 아주 매력적인 행성이죠. 고리들이 아주 예쁩니다.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.Primo, è un pianeta molto bello, ha proprio la bellezza degli anelli e così via.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.Primul, este o planetă superbă -- are frumuseţea inelelor şi aşa mai departe.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.Ten eerste is het een zeer aantrekkelijke planeet -- met de mooie ringen, enzovoorts.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.Thứ nhất, đó là một hành tinh rất hấp dẫn - mang vẻ đẹp của những chiếc nhẫn.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.To bardzo ładna planeta, ma piękne pierścienie itd.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.Uno, es un planeta muy atractivo -- tiene la belleza de los anillos y demás.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.Zaprvé, je to velmi krásná planeta, má krásné prsteny či prstence a mnoho dalšího.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.Zum einen ist der Planet sehr attraktiv, die Schönheit der Ringe und so weiter.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.Прежде всего, это очень красивая планета — с учётом красоты её колец и всего такого.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.Първо, това е много атрактивна планета -- притежава красотата на пръстените и така нататък.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.האחד, הוא כוכב מאד יפה -- יופיין של הטבעות וכדומה,
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.الأول هو أنه كوكب جذاب و هي الجاذبية التي تعطيه إياها الحلقات.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.とても美しいリングをもっています 科学者にとっても このリングは特別なんです
Birkaç yüzlük falandılar.Itu hanya berharga beberapa ratus
Birkaç yüzlük falandılar.그래 봐야 몇 십만 원 아니었어?
Birkaç yüzlük falandılar.Mas custaram apenas umas centenas.
Birkaç yüzlük falandılar.¿No había salido $100?
Birkaç yüzlük falandılar.Там всього на пару сотень було.
Birkaç yüzlük falandılar.لقد كانت مئات قليلة
Bir konuşma da adam der ki; "Falan problemim var." diğer adam da der ki;"İşte çözümü şu."Donc dans les conversations, un homme dira : " J'ai ce problème ", l'autre gars dira: " Voici la solution! "
Bir...saniye... Daha hiç bir şey konuşmadık ki... Maaş falan...Stojte, kaj pa plača in ostale stvari?
Bir sapık falan mı?Ein Stalker?
Bir sapık falan mı?Nebuna?
Bir sapık falan mı?Seorang penguntit?
Bir sapık falan mı?Una stalker?
Bir sapık falan mı?Une harceleuse ?
Bir sapık falan mı?Zboczeńcem?
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Bylo tam hodně lidí, jezdí tam věřící v kolečkových křeslech a s berlemi a tak podobně.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.C'erano molte persone - i fedeli arrivavano in sedia a rotelle, con le stampelle e così via.