falan ile cümle

falan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Öğle yemeğin için bir sandviç falan hazırlayacağım.I'll fix a sandwich or something for your lunch.
Elma, portakal falan getirdi.She brought apples, oranges, and so on.
Aması falan yok!There's no but about it!
Kendi yolundan falan çıkmanı istemiyorum.I don't want you to go out of your way or anything.
Aptal ya da falan olduğumu düşünüyor musun?Do you think I'm stupid or something?
Neden parka falan gitmiyoruz?Why don't we go to the park or something?
Sen bir polis falan mısın?Are you a cop or something?
Sana akşam yemeği falan alabilir miyim, Tom?Can I buy you dinner or something, Tom?
Ermiş falan değil o. Öyleymiş gibi duruyor sadece.He's not a saint. He just looks like one.
Sarhoş falan mısın?Are you drunk or something?
Bu bir randevu falan değil.It's not a date or anything.
Bir pizza falan sipariş edebiliriz.We could order a pizza or something.
Bir film falan izlemek ister misin?Do you want to watch a movie or something?
Benden casus falan olmaz.I'd make a terrible spy.
Aslında sadece beş dakika falan kalacağız.Actually, we'll only stay for five minutes or so.
Öyle deme, babam falan değil o benim!Don't call him my father!
Yukarıda cennet falan yok!There's no heaven up there!
"Mavi Tümen", Falanjist gönüllülerden oluşan bir tümendir.Blue lights are for the other volunteers.
MÖ 4. yüzyılda, Romalılar falanksı bırakarak daha esnek manipüle düzene geçtiler.In the 4th century, the Romans replaced it with the more flexible manipular formation.
Falanjist bir belediye başkanının oğludur.I know I am the son of a stadtholder.
Canlıların üremeleri, olgudur ama falancanın üremesi, olaydır. ^ "gerçek".There are trees, but cultivation is wanting, notwithstanding the name".
Josê Antonio Primo de Rivera Mayıs'ın ortalarında Falanjizm'e karşı gelmekten hapse konuldu.José Antonio Primo de Rivera was put in prison in mid-March in order to restrict the Falange.
Libya’da fakirlik falan yok."We are not in Libya to arm people.
Binlerce insan caddelerde gider falan.Mii de oameni în stradă".
Yasayla falan kurulmuş bir örgüt değildir.The agency was established by Order No.
Kendisini sordum, falanca diye gösterdiler.He made it clear he would plead insanity.
Mesela, abim bir parti falan kurdu, ben karışmazdım.I wasn’t a junkie per se, but I was partying.
Eğer iyi hissetmeni engellemesini isteseydim onu dikenli olarak falan yaratırdım.If I should catch you, I'll make you walk the plank.
Falanks birlikleri de vardır.However, multiple-male troops also exist.
Yani tümüyle dışarıdan gelme falan değil.Hence, not far to travel at all.
Muhtemelen... 20 kere falan.Probably... 20 times.
Ben de belki bunu gelecek yirmi yıl falan yaparım diye düşündüm.So, I thought, maybe I'll do this for the next twenty years or something.
Belki gazeteye falan ilan verebilirsiniz.Maybe place an ad in the newspapers.
Hesapladım. 30.000 falan edecek.I reckon, it'll be 30 thousand.
Ama adam ortalıktan kayboldu, üstelik para falan vermeden.But that man disappeared and didn't give me the money.
Belalı biri falan mı?And is it some thug?
Oradaki kız mı? Tehlikeli gibi biraz, otobüsün üstünde falan.- Is that a girl? ♪ (The Lumineers, "Ho Hey") ♪
Yani tamam, okuldayken falan böyle şeyler olabilir.You need to do this.
Olası sonuçlardan ürküyorlar. Bazıları sanırım onlara asıldıklarını falan düşünüyorlar.- Because they know people are mean about it and they don't want to be bullied.
Birileri ışığı falan kapatabilir mi?Does somebody want to turn the lights down or somethin'?
Hiç birşey yapmamıştım, Onu Disney World'e götürüp Playstation falan almamıştım.I hadn't done anything, hadn't taken him to Disney World or bought him a Playstation.
Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.The faithful come in their wheelchairs and crutches, and so on.
"Belki kızartmasını falan yaparız"."Maybe we can make fish sticks with it or something."
Üç hafta falan önceydi.It was like three weeks ago.
Ben pul pul olmuş falan değilim.It's not like I flaked or something.
Kuleye bi bakalım, kabartılar, kesikler, sarkmalar falan olduğunu görüyorsunuz.Then, looking up in the turret, you see there are bulges and pokes and sags and so forth.
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."This is the famous Budweiser beer, we know of no other beer, blah, blah, blah."
Çekül seviyesini, merkezi, alanı önceden ölçmek falan.Right. Perfect!" Predicated on plumb level, square and centered.
"Ay, şuraya sos bulaşmış" falan olurum.Lil' spaghetti sauce there."
İlk sırada temel ihtiyaçlarımız var -- sığınma, giyinme, yiyecek, çiftleşme falan.On the bottom tier, we have basic needs: shelter, clothing, food, water, mating and so forth.
"Test, 1,2,3" falan deSay, "testing, 1,2,3"
Ama falan istemem.Giulio, no buts!
Demek istediğim, biliyorum, bazen hayat tarzlarımız falan çok farklı.I mean, I know sometimes our lifestyles are very different, whatever.
Onlar tarihten kalma falan mı?Are they dating or something?
Kýzgýn falan deđillerdi, bildiđin canlarý sýkýlmýţtý.And they looked bored. They didn't even look angry.
Kahraman falan olmaya çalışmıyordum.You know, it wasn't like I 'm trying to be a hero or anything.
Ben de "tıp eğitimi falan almadım, hiç böyle bir iddiam olmadı" dedim.And I said, "I have no training as a doctor. I never claimed that."
Bir sapık falan mı?A stalker?
Hayali bir arkadaşım olmasına rağmen, W.P'den haberim falan yok.A person just like you! Though I have an imaginary friend, I don't know about W.P.
Ýki sene falan önceydi.It was about 2 years ago.

İlgili Sayfalar