Bellows FallsCity in Vermont USAБелоуз ФолсCity name (optional, probably does not need a translation)
Bellows FallsCity in Vermont USAベローズフォールズCity in Vermont USA
Ben de belki bunu gelecek yirmi yıl falan yaparım diye düşündüm.그래서 전 아마도 앞으로 10년이상은 더 이것을 해야 하지 않을까 생각했었습니다.
Ben de belki bunu gelecek yirmi yıl falan yaparım diye düşündüm.Also dachte ich, vielleicht mache ich das für die nächsten zwanzig Jahre.
Ben de belki bunu gelecek yirmi yıl falan yaparım diye düşündüm.De manera que pensé que puede ser que haré esto por los próximos veinte años o algo asi.
Ben de belki bunu gelecek yirmi yıl falan yaparım diye düşündüm.Dus ik dacht: misschien doe ik dit de komende 20 jaar of zo.
Ben de belki bunu gelecek yirmi yıl falan yaparım diye düşündüm.Je me suis dit que ça allait encore m'occuper pour vingt ans au moins.
Ben de belki bunu gelecek yirmi yıl falan yaparım diye düşündüm.M-am gandit că poate voi face asta pentru următorii 20 de ani.
Ben de belki bunu gelecek yirmi yıl falan yaparım diye düşündüm.Mi sono detto che questo mi occuperà ancora per i prossimi venti anni o giù di li.
Ben de belki bunu gelecek yirmi yıl falan yaparım diye düşündüm.Pomyślałem więc sobie, że może zajmę się tym przez jakieś kolejne 20 lat.
Ben de belki bunu gelecek yirmi yıl falan yaparım diye düşündüm.Så, jeg tænkte, måske gør jeg dette de næste tyve år eller sådan noget.
Ben de belki bunu gelecek yirmi yıl falan yaparım diye düşündüm.Szóval azt gondoltam, talán az elkövetkező húsz évben ezzel foglalkozom majd, vagy ilyesmi.
Ben de belki bunu gelecek yirmi yıl falan yaparım diye düşündüm.Tak mě napadlo, že se tím možná budu zabývat příštích dvacet let.
Ben de belki bunu gelecek yirmi yıl falan yaparım diye düşündüm.Затова си помислих, че може да правя това през следващите двайсет години, или нещо такова.
Ben de belki bunu gelecek yirmi yıl falan yaparım diye düşündüm.Поэтому я подумал, а почему бы не посвятить этому лет 20?
Ben de belki bunu gelecek yirmi yıl falan yaparım diye düşündüm.אז חשבתי שאולי אעשה זאת במשך עשרים השנים הבאות, פחות או יותר.
Ben de belki bunu gelecek yirmi yıl falan yaparım diye düşündüm.لذلك فكرت أنه ربما يمكنني أن أقوم بنفس الشيء للأعوام العشرون القادمة أو شيء من هذا القبيل.
Ben de belki bunu gelecek yirmi yıl falan yaparım diye düşündüm.この「シンプリシティーの法則」という本を書きました。
Ben de kafasını bir yere falan çarpmıştır da artık heteroseksiel olmuştur diye ummuştum.Ich habe gehofft, dass du was am Kopf hast und glaubst, du wäret hetero.
Ben de kafasını bir yere falan çarpmıştır da artık heteroseksiel olmuştur diye ummuştum.Ik hoopte dat je op je hoofd gevallen was en dacht dat je hetero geworden was.
Ben de kafasını bir yere falan çarpmıştır da artık heteroseksiel olmuştur diye ummuştum.Merde. J'espérais que tu avais eu un traumatisme crânien et que tu pensais être hétéro.
Ben de kafasını bir yere falan çarpmıştır da artık heteroseksiel olmuştur diye ummuştum.Miałam nadzieję, że dostałeś w głowę i myślisz że jesteś hetero.
Ben de kafasını bir yere falan çarpmıştır da artık heteroseksiel olmuştur diye ummuştum.Speravo in una botta in testa che ti avesse fatto pensare di essere etero.
Ben de kafasını bir yere falan çarpmıştır da artık heteroseksiel olmuştur diye ummuştum.Πίστευα ότι έχεις αμνησία και νόμιζες ότι είσαι στρέιτ.
Ben de kafasını bir yere falan çarpmıştır da artık heteroseksiel olmuştur diye ummuştum.Я надеялась, что ты ударился головой и опять стал натуралом. Такие случаи были.
Ben de kafasını bir yere falan çarpmıştır da artık heteroseksiel olmuştur diye ummuştum.あのイギリス人のラグビー選手で
Ben de "tıp eğitimi falan almadım, hiç böyle bir iddiam olmadı" dedim.A já odpověděl: "Nestudoval jsem medicínu. A nikdy jsem to netvrdil."
Ben de "tıp eğitimi falan almadım, hiç böyle bir iddiam olmadı" dedim.E le ho detto, "Non ho una formazione medica. Non ho mai preteso di averla."
Ben de "tıp eğitimi falan almadım, hiç böyle bir iddiam olmadı" dedim.En ik zei, "Ik heb geen opleiding gevolgd tot doctor. Dat heb ik nooit gezegd."
Ben de "tıp eğitimi falan almadım, hiç böyle bir iddiam olmadı" dedim.Et j'ai dit, "Je n'ai pas de formation de médecine. Je ne l'ai jamais prétendu."
Ben de "tıp eğitimi falan almadım, hiç böyle bir iddiam olmadı" dedim.Iar eu i-am răspuns: "Nu am nici un fel de educaţie în medicină. Niciodată nu am susţinut aşa ceva."
Ben de "tıp eğitimi falan almadım, hiç böyle bir iddiam olmadı" dedim."저는 의사 수련을 받은 적이 없습니다. 그렇게 말한 적도 없고요."라고 답했지요.
Ben de "tıp eğitimi falan almadım, hiç böyle bir iddiam olmadı" dedim.Odpowiedziałem: "Nie mam wykształcenia medycznego. Nigdy nie twierdziłem, że takowe posiadam."
Ben de "tıp eğitimi falan almadım, hiç böyle bir iddiam olmadı" dedim.Tôi nói là," Tôi không được đào tạo làm bác sĩ. Tôi chưa bao giờ nói thế cả."
Ben de "tıp eğitimi falan almadım, hiç böyle bir iddiam olmadı" dedim.Und ich sagte: "Ich habe keine Ausbildung gemacht, das habe ich nie behauptet"
Ben de "tıp eğitimi falan almadım, hiç böyle bir iddiam olmadı" dedim.Y yo le dije, "No tengo educación como médico. Nunca dije eso."
Ben de "tıp eğitimi falan almadım, hiç böyle bir iddiam olmadı" dedim.Και απάντησα, "Δεν έχω εκπαιδευτεί ως γιατρός. Δεν το ισχυρίστηκα ποτέ αυτό.¨
Ben de "tıp eğitimi falan almadım, hiç böyle bir iddiam olmadı" dedim.А аз отвърнах: "Нямам никакво медицинско обучение. Никога не съм твърдял това."
Ben de "tıp eğitimi falan almadım, hiç böyle bir iddiam olmadı" dedim.И я сказал: "Я не учился на врача, и никогда не говорил о себе такого".©
Ben de "tıp eğitimi falan almadım, hiç böyle bir iddiam olmadı" dedim.ואני אמרתי, "לא למדתי רפואה. מעולם לא טענתי זאת."
Ben de "tıp eğitimi falan almadım, hiç böyle bir iddiam olmadı" dedim.فقلت، "أنا لم أتدرب أبداً لأصبح طبيباً. لم أزعم ذلك حتى."
Ben de "tıp eğitimi falan almadım, hiç böyle bir iddiam olmadı" dedim.彼女は言います 「とても奇妙なことが起きていましたよ
Ben de, "Ya işte, gördüğümüz panoların hepsi, şu üstünde Çince bi yazı olan." falan dedim.A ja jej vysvetľujem: "Veď vieš, všetky tie značky, ktoré vidíme s čínskym znakom."
Ben de, "Ya işte, gördüğümüz panoların hepsi, şu üstünde Çince bi yazı olan." falan dedim.E eu: "Sabes, aqueles sinais todos que estamos a ver "com um símbolo chinês."
Ben de, "Ya işte, gördüğümüz panoların hepsi, şu üstünde Çince bi yazı olan." falan dedim.E le dico: "Ma sì dai, quei cartelli che continuiamo a vedere con su quel carattere cinese."
Ben de, "Ya işte, gördüğümüz panoların hepsi, şu üstünde Çince bi yazı olan." falan dedim.Et je dis : "Tu sais, tous les panneaux qu'on voit tout le temps avec le chinois dessus. "
Ben de, "Ya işte, gördüğümüz panoların hepsi, şu üstünde Çince bi yazı olan." falan dedim.Ik weer: "Je weet wel, al die verkeersborden met dat Chinese karakter."
Ben de, "Ya işte, gördüğümüz panoların hepsi, şu üstünde Çince bi yazı olan." falan dedim.저는,"왜 알잖아, 우리가 계속 보아온 한자로 적힌 안내판들 말이야."
Ben de, "Ya işte, gördüğümüz panoların hepsi, şu üstünde Çince bi yazı olan." falan dedim.Og jeg tænker, "I ved, alle de tegn vi bliver ved med at se med den kinesiske person på dem."
Ben de, "Ya işte, gördüğümüz panoların hepsi, şu üstünde Çince bi yazı olan." falan dedim.Pytam dalej..."No wiesz, wszystkie te znaki z chińskimi symbolami, które widziałyśmy."
Ben de, "Ya işte, gördüğümüz panoların hepsi, şu üstünde Çince bi yazı olan." falan dedim.Sanon: "Tiedäthän, se kyltti, jonka näemme vähän väliä. Siinä on kiinalainen merkki."
Ben de, "Ya işte, gördüğümüz panoların hepsi, şu üstünde Çince bi yazı olan." falan dedim.Şi eu zic: "Ştii, toate semnele astea pe care le tot vedem cu caracterul chinzesc pe ele."
Ben de, "Ya işte, gördüğümüz panoların hepsi, şu üstünde Çince bi yazı olan." falan dedim.Tak to zopakuju: "Však víš, všechny ty značky které míjíme, co na sobě mají čínské znaky."
Ben de, "Ya işte, gördüğümüz panoların hepsi, şu üstünde Çince bi yazı olan." falan dedim.Và tôi nói, "Bạn thấy đó, mấy tấm biển mà chúng ta đi ngang qua có chữ Trung Quốc trên đó đó."
Ben de, "Ya işte, gördüğümüz panoların hepsi, şu üstünde Çince bi yazı olan." falan dedim.Y le digo: "Ya sabes, esas señales que seguimos viendo que tienen caracteres chinos".
Ben de, "Ya işte, gördüğümüz panoların hepsi, şu üstünde Çince bi yazı olan." falan dedim.Και συνεχίζω: "Ξέρεις, αυτά τα σήματα που βλέπουμε όλη την ώρα με τον Κινέζικο χαρακτήρα"
Ben de, "Ya işte, gördüğümüz panoların hepsi, şu üstünde Çince bi yazı olan." falan dedim.И аз викам: "Ами нали знаеш, всички знаци които виждаме с китайския символ на тях."
Ben de, "Ya işte, gördüğümüz panoların hepsi, şu üstünde Çince bi yazı olan." falan dedim.И я, типа, " Ну, все вот эти знаки, которые мы видели, с китайским иероглифом. "
Ben de, "Ya işte, gördüğümüz panoların hepsi, şu üstünde Çince bi yazı olan." falan dedim.І я типу: "Ти знаєш, всі ці знаки, що ми весь час бачимо - з китайським ієрогліфом на них."
Ben de, "Ya işte, gördüğümüz panoların hepsi, şu üstünde Çince bi yazı olan." falan dedim.ואני אומרת, "את יודעת, כל השלטים שאנו רואים כל הזמן עם הסימן הסיני שמופיע עליהם."