Mary ve Alice'i tanıyorum, fakat kocalarıyla hiç tanışmadım.I know Mary and Alice, but I've never met their husbands.
Mary ve Alice'i tanıyorum, fakat kocalarını tanımıyorum.I know Mary and Alice, but I don't know their husbands.
Tom bize yakın yaşıyor, fakat onu çok sık görmüyoruz.Tom lives near us, but we don't see him very often.
Tom o kitabı henüz okumadı, fakat Mary okudu.Tom hasn't yet read that book, but Mary has.
Bazen okula yürüyorum, fakat sıklıkla değil.I sometimes walk to school, but not often.
Tom'u tanıyorum, fakat karısı ile daha önce hiç tanışmadım.I know Tom, but I've never met his wife.
Tom'u tanıyorum, fakat karısını tanımıyorum.I know Tom, but I don't know his wife.
Tom burada olmayacak, fakat Mary olacak.Tom won't be here, but Mary will be.
Tom Boston'u seviyor, fakat Mary sevmiyor.Tom likes Boston, but Mary doesn't.
Tom inanılır, fakat Mary değil.Tom is credible, but Mary isn't.
Tom sessiz değildi, fakat Mary sessizdi.Tom wasn't silent, but Mary was.
Tom şişman değil, fakat Mary şişman.Tom isn't fat, but Mary is.
Tom diplomatik, fakat Mary değil.Tom is diplomatic, but Mary isn't.
Tom bunu yapıyor, fakat Mary yapmıyor.Tom is doing that, but Mary isn't.
O İngilizce çalışıyor, fakat Almanca da çalışıyor.She is studying English, but she is also studying German.
Tom şarkı söylemek istemiyor, fakat söylemek zorunda.Tom doesn't want to sing, but he has to.
Tom'un çok parası var, fakat çok arkadaşı yok.Tom has a lot of money, but not many friends.
Bunu yapmamam gerektiğini biliyordum fakat yine de yaptım.I knew I shouldn't have done it, but I did it anyway.
Bir muharebeyi kaybettik, fakat harbi kazanacağız.We've lost a battle, but we'll win the war.
Arada bir soru da sorarlar, fakat genelde konuşmazlar.And firste woorke by the question, Although no truthe therein be don.
Kalbim ağır, yirmi yaşındayım, fakat yakın arkadaşım yok ".My heart is heavy, I'm twenty, but I have no close friend".
Altı yıl Juilliard'da kaldığını düşünebilirdiniz fakat kalmamıştı."You'd think he’d been at Juilliard for six years but he hasn't."
Fakat büyücü Medea bir plan yapmış ve bunu uygulamaya koyulmuştur.He also had a succession of magicians whom he honoured with great things.
Fakat, ayrıca Gautier'e bakınız.But see also Gautier.
Σ(5) bilinmiyor, fakat ≥ 4098 olarak tanımlanıyor.Σ(5) is not known but is definitely ≥ 4098.
Fakat, çok geçti: Joe, Ekim 1944'te öldürüldü.It was already too late: Joe was killed in October 1944.
Fakat Anna nihayetinde savaşı kaybetti.However Anna at last lost the war.
Fakat en azından işlerini yaptıkları gibi gözükmeleri gerekiyordu."But they had to at least look like they were doing their jobs."
Fakat Sovyetler Birliği'ndeki yoldaşlarımız onun gitmesine izin vermeyecek.But our comrades in the Soviet Union won't let him go.
Fakat bunu yapmak da, yine, Churchill'in yazdığını çarpıtmaktır."But to do this is, again, to distort what Churchill wrote."
Fakat yine de Genesis gibi projelerde görevlendirildiler.They have, however, been employed on projects such as Genesis.
Fakat hükûmetler ve bilimsel topluluklar, bu girişimlerin gönüllü sponsorlarıydı."Yet governments and scientific societies were willing sponsors of these enterprises."
Liste, beş sandalye kazandı fakat 1930 yılında yasaklandı.The list won five seats, but was banned in 1930.
Fakat dendiğine göre, "Lavan'ın iki kızı vardı ve kardeşi Rebeka'nın iki oğlu.But people were saying, "Laban has two daughters and his sister, Rebekah, has two sons.
Fakat bu karar Opel mülkiyetine olan ilgimizi veya sorumluluğumuzu sonlandıramadı.But this ruling did not end our interest in, or responsibility for, the Opel property.
Fakat bunu başarmak basit değildir ve asla alışkanlıklarla veya rutin olarak yapılmamalıdır.But it is not straightforward and should never be done by habit or routine.
Fakat bir siyasi topluluğun dışında olmak anarşik bir durumda olmaktır.But to be outside of a political community is to be in an anarchic condition.
Fakat Protestanların çoğunluğu böyle bir katliama karşı çıktı.The majority of Protestants, however, were opposed to such a slaughter.
Maçı kazanmak için oyların% 59'unu aldı, fakat kaybetti.He received 59% of the vote to get the match, but lost.
Pierre de Courtenay ne zaman öldüğü bilinmemektedir fakat muhtemelen Eylül 1219'den önce olmuştur.It is unknown when Peter of Courtenay died, but this was probably before September 1219.
Açlık grevleri tolere edildi fakat mahkûmlar hastalandıklarında serbest bırakıldılar.Hunger strikes were tolerated but prisoners were released when they became sick.
Ermenistan'daki görev süresi kısaydı, fakat muhtemelen ülkeyle olan bağlarını güçlendirdi.His service in Armenia was brief, but arguably reinforced his ties to the country.
Ailesi GRU için çalıştığını biliyordu, fakat bu konu asla konuşulmadı.His family knew he had done work for the GRU, but the subject was never discussed.
Müşterilerin "yüzde 98'i erkek" idi, fakat bazen lezbiyenler de barı ziyaret ederdi.The customers were "98 percent male" but a few lesbians sometimes came to the bar.
Fakat Schifrin, kendisiyle yapılan bir röportajda bunu yalanlamıştır.To reject the oath was made treasonous.
Fakat bir önceki bedduadan da korkarlar.They were afraid at first that (the ships) might be (lit. may be) hostile.
Belki iş bazında değildi fakat birçok şey başıma geldi.Maybe not on a work level, but a lot has happened to me.
Fakat günahları, menfaatlerinden daha büyüktür.But their sin is greater than their benefit."
Fakat oy verebilmek güzel.But it is good to be able to vote.
Fakat bu yol Ergani üzerinden sağlanan yoldur.This is the straight path.
"Biz çok uzaktayız fakat kalbimiz Fransa'daki akrabalarımız ve arkadaşlarımızla birlikte.He added, "We are far away but our hearts today with our families and friends in France.
Bir süre bu müzikten utanmıştık fakat aslında bu türde keşfedilecek çok şey varmış.For a long time we were ashamed of that sound but in fact, there's a lot to discover.
Fakat, Tillemont, tarihi 10 Eylül olarak gösterir.However, Tillemont places the date at 10 September.
Daha sonra Fransa'ya gitti fakat 1990 yılında geri döndü.Subsequently he went to France, but returned in 1990.
Vernon sert fakat teşvik edici bir insandı ve eğitimini bir öncelik haline getirdi.Vernon was strict but encouraging, and made her education a priority.
Fakat bekleneni geçti ve ilk yılı içerisinde 31.223 Altea satıldı.However, it exceeded expectations, and 31,223 Alteas were sold within the first year.
Fakat Cole ve arkadaşları herhangi bir kanunu ihlal etmemişlerdi.However, Cole and his compatriots had not broken any law.
Jornada 520 serisi 540 ile aynı form faktörüne sahipti, fakat gümüştü.The Jornada 520 series had the same form factor as the 540, but was silver.
Yani, en azından yaşadığım bir şey, fakat yaşadığım yer değil."So, at least it's something I experienced, but that's not where I live."
Fakat eğer K' dönerse biz farklı bir sonuç elde ederiz.But if K' rotates we get a different result.