Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.Den som øker sitt gods ved rente og ved overmål, han samler for den som forbarmer sig over de fattige.
Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.De som förökar sitt gods genom ocker och räntor, han samlar åt den som förbarmar sig över de arma.
Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.El que aumenta sus riquezas con usura e intereses acumula para el que se compadece de los pobres
Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.Hvo Velstand øger ved Åger og Opgæld, samler til en, som er mild mod de ringe.
Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.Joka kartuttaa varojaan korolla ja voitolla, kokoaa niitä sille, joka vaivaisia armahtaa.
Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.Kdor blago svoje množi z oderuštvom in podraževanjem, nabira ga njemu, ki bo milostno delil siromakom.
Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.Kdo rozmnožuje statek svůj lichvou a úrokem, shromažďuje tomu, kdož by jej z milosti chudým rozděloval.
Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.중한 변리로 자기 재산을 많아지게 하는 것은 가난한 사람 불쌍히 여기는 자를 위하여 그 재산을 저축하는 것이니라
Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.Kto rozmnaża majętność swoję z lichwy i z płatu, temu ją zbiera, który ubogiemu szczodrze będzie dawał.
Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.O que aumenta a sua riqueza com juros e usura, ajunta-a para o que se compadece do pobre.
Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.Ten, kto rozmnožuje svoj majetok úžerou a úrokom, shromažďuje ho tomu, kto sa zľutováva nad chudobnými.
Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.Wer sein Gut mehrt mit Wucher und Zins, der sammelt es für den, der sich der Armen erbarmt.
Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.Ο αυξανων την περιουσιαν αυτου δια τοκου και πλεονεξιας συναγει αυτην δια τον ελεουντα τους πτωχους.
Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.Който умножава имота си с лихварство и грабителство Събира го за този, който показва милост към сиромасите.
Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.Умножающий имение свое ростом и лихвою соберет его для благотворителя бедных.
Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.מרבה הונו בנשך ובתרבית לחונן דלים יקבצנו׃
Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.المكثر ماله بالربا والمرابحة فلمن يرحم الفقراء يجمعه.
Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.人 以 厚 利 加 增 財 物 、 是 給 那 憐 憫 窮 人 者 積 蓄 的
Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.人 以 厚利 加增 財物 、 是 給那憐憫窮 人者 積蓄的
Fakat çoğunlukla bunlar sadece faiz kredileridir.Ale z velké části jsou to úvěry bez úroku.
Fakat çoğunlukla bunlar sadece faiz kredileridir.例えば、Aローンがここにあります。
Fakat elimde bu faizden gelen indirim var.Agora eu tenho esta dedução de juros.
Fakat elimde bu faizden gelen indirim var.Ahora tengo esta deducción de intereses.
Fakat elimde bu faizden gelen indirim var.Bây giờ tôi có khấu trừ lãi suất.
Fakat elimde bu faizden gelen indirim var.Jetzt habe ich dieses Interesse Abzug.
Fakat elimde bu faizden gelen indirim var.Teď si mohu ze základu daně odepsat úrok.
Fakat elimde bu faizden gelen indirim var.Τώρα έχω την μείωση των φόρων μου.
Fakat elimde bu faizden gelen indirim var.私は歳入庁に、私は実際に1年あたり、 5.5万ドルを稼いでいますと、
Fakat kafa karıştırmamak için buralara hiç girmeyelim Sonuç olarak yılda 45000 lira faiz ödüyorumAle dla ułatwienia kwota jaką płacę przez rok to 45,000 dolarów.
Fakat kafa karıştırmamak için buralara hiç girmeyelim Sonuç olarak yılda 45000 lira faiz ödüyorumAle pro zjednodušení tohle je úrok, který platím 45 000 dolarů ročně.
Fakat kafa karıştırmamak için buralara hiç girmeyelim Sonuç olarak yılda 45000 lira faiz ödüyorumMas, para simplificar, este é o juros que eu estou pagando. $ 45.000 por ano.
Fakat kafa karıştırmamak için buralara hiç girmeyelim Sonuç olarak yılda 45000 lira faiz ödüyorumNhưng để đơn giản, đây là số lãi tôi sẽ trả, 45,000 USD một năm.
Fakat kafa karıştırmamak için buralara hiç girmeyelim Sonuç olarak yılda 45000 lira faiz ödüyorumPero por simplicidad, este es el interés que estoy pagando $45,000 por año.
Fakat kafa karıştırmamak için buralara hiç girmeyelim Sonuç olarak yılda 45000 lira faiz ödüyorumΓια να το απλουστεύσουμε ας πούμε ότι ο τόκος που πληρώνω ετησίως είναι $45,000.
Fakat kafa karıştırmayalım diye sadece faize dayalı kredi aldım diyelim. -Aber für die Einfachheit dieses Beweises, sage ich nur, dass ein Hypothek.
Fakat kafa karıştırmayalım diye sadece faize dayalı kredi aldım diyelim. -Ale dla uproszczenia będę zakładał, że wzięliśmy kredyt tylko ze spłacalnymi odsetkami.
Fakat kafa karıştırmayalım diye sadece faize dayalı kredi aldım diyelim. -Ale pro zjednodušení budu mluvit jen o hypotéce s úrokem.
Fakat kafa karıştırmayalım diye sadece faize dayalı kredi aldım diyelim. -Mais, pour simplifier mon argumentaire, je vais juste dire qu'on prend ici un prêt à remboursement in fine.
Fakat kafa karıştırmayalım diye sadece faize dayalı kredi aldım diyelim. -Mas pela simplicidade deste argumento, eu vou dizer que nós estamos fazendo uma hipoteca de somente-juros.
Fakat kafa karıştırmayalım diye sadece faize dayalı kredi aldım diyelim. -Χάριν απλότητας του επιχειρήματος, θα υποθέσουμε ότι παίρνουμε ένα δάνειο με αποπληρωμή μόνο του τόκου.
Fakat kafa karıştırmayalım diye sadece faize dayalı kredi aldım diyelim. -住宅ローンの利息だけやりましょう。 そして多分、余分なコスト削減で、
Fiyatı yükselecek, paranın fiyatı olan faiz yükselecek, yani kredi faizleri yükselecek.Cena wzrośnie, cena pożyczania pieniędzy jest oprocentowanie.
Fiyatlar artarsa, faiz oranları da artar GSMH küçülecektir.Ceny idą w górę,stopy procentowe rosną, PKB się kurczy.
Fiyatlar artarsa, faiz oranları da artarReálný HDP by klesl a my bychom se dostali sem.
Fiyatlar artarsa, faiz oranları da artarЦіни ростуть. Відсоткові ставки можуть збільшитися.
FV_ ANNUITY( tutar; faiz; dönemler)FV_ANNUITY(bedrag;rente;perioden)
FV_ ANNUITY( tutar; faiz; dönemler)FV_ ANNUITY( beløb; rente; perioder)
FV_ ANNUITY( tutar; faiz; dönemler)FV_ANNUITY(Betrag; Zins; Perioden)
FV_ ANNUITY( tutar; faiz; dönemler)FV_ annuity (cantitate; dobîndă; perioade;)
FV_ ANNUITY( tutar; faiz; dönemler)FV_ ANNUITY( částka; úrok; období)
FV_ ANNUITY( tutar; faiz; dönemler)FV_ANNUITY(importe; interés; periodos)
FV_ ANNUITY( tutar; faiz; dönemler)FV_ ANNUITY( kwota; stopa procentowa; okresy)
FV_ ANNUITY( tutar; faiz; dönemler)FV_ annuity( összeg; kamatláb; időszakok)
FV_ ANNUITY( tutar; faiz; dönemler)FV_ ANNUITY( quantia; taxa; períodos)
FV_ ANNUITY( tutar; faiz; dönemler)FV_ANNUITY(somme & #160;; intérêt & #160;; période)
FV_ ANNUITY( tutar; faiz; dönemler)FV_ ANNUITY( suma; úrok; obdobia)
FV_ ANNUITY( tutar; faiz; dönemler)FV_ annuity( summa; korko; jaksoja)
FV_ ANNUITY( tutar; faiz; dönemler)FV_ ANNUITY( summa; ränta; perioder)
FV_ ANNUITY( tutar; faiz; dönemler)FV_ANNUITY(totale; interesse; periodi)
FV_ ANNUITY( tutar; faiz; dönemler)FV_ ANNUITY( znesek; obrestna mera; obdobja)