Ana içeriğe geç
Sözlük

fahişelik ile cümle

fahişelik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Gençliklerinde Mısırda fahişelik ettiler. Memeleri orada okşandı, erdenliklerini orada yitirdiler.De bolede i deres Ungdom i Ægypten: der krammedes deres Bryster, der krænkede man deres Jomfrubarm.
Gençliklerinde Mısırda fahişelik ettiler. Memeleri orada okşandı, erdenliklerini orada yitirdiler.그들이 애굽에서 행음하되 어렸을 때에 행음하여 그들의 유방이 눌리며 그 처녀의 가슴이 어루만진 바 되었었나니
Gençliklerinde Mısırda fahişelik ettiler. Memeleri orada okşandı, erdenliklerini orada yitirdiler.Smilnily v Egypte, smilnily vo svojej mladosti; tam boly mačkané ich prsia a tam opiplali hruď ich panenstva.
Gençliklerinde Mısırda fahişelik ettiler. Memeleri orada okşandı, erdenliklerini orada yitirdiler.и блудили они в Египте, блудили в своей молодости; там измяты груди их, и там растлили девственные сосцы их.
Gençliklerinde Mısırda fahişelik ettiler. Memeleri orada okşandı, erdenliklerini orada yitirdiler.Те блудствуваха в младостта си; там бяха налягани гърдите им, и там бяха стискани девствените им съсци.
Gençliklerinde Mısırda fahişelik ettiler. Memeleri orada okşandı, erdenliklerini orada yitirdiler.ותזנינה במצרים בנעוריהן זנו שמה מעכו שדיהן ושם עשו דדי בתוליהן׃
Gençliklerinde Mısırda fahişelik ettiler. Memeleri orada okşandı, erdenliklerini orada yitirdiler.وزنتا بمصر. في صباهما زنتا. هناك دغدغت ثديّهما وهناك تزغزغت ترائب عذرتهما.
Gençliklerinde Mısırda fahişelik ettiler. Memeleri orada okşandı, erdenliklerini orada yitirdiler.他 們 在 埃 及 行 邪 淫 、 在 幼 年 時 行 邪 淫 . 他 們 在 那 裡 作 處 女 的 時 候 、 有 人 擁 抱 他 們 的 懷 、 撫 摸 他 們 的 乳
Gençliklerinde Mısırda fahişelik ettiler. Memeleri orada okşandı, erdenliklerini orada yitirdiler.他 們在 埃及 行邪淫 、 在 幼年 時行 邪淫 . 他 們在 那 裡作處 女的 時候 、 有人 擁抱 他 們的懷 、 撫摸 他 們的乳
‹‹ ‹Kızını fahişeliğe sürükleyip rezil etme. Yoksa fahişelik yayılır ve ülke ahlaksızlıkla dolup taşar.Chớ nhục con gái ngươi khiến nó làm kỵ nữ, để trong xứ không có điều dâm loạn và đầy dẫy những ác dục.
‹‹ ‹Kızını fahişeliğe sürükleyip rezil etme. Yoksa fahişelik yayılır ve ülke ahlaksızlıkla dolup taşar.Chớ nhục con_gái ngươi khiến nó làm kỵ nữ , để trong xứ không có_điều dâm_loạn và đầy_dẫy những ác dục .
‹‹ ‹Kızını fahişeliğe sürükleyip rezil etme. Yoksa fahişelik yayılır ve ülke ahlaksızlıkla dolup taşar.Du sollst deine Tochter nicht zur Hurerei halten, daß nicht das Land Hurerei treibe und werde voll Lasters.
‹‹ ‹Kızını fahişeliğe sürükleyip rezil etme. Yoksa fahişelik yayılır ve ülke ahlaksızlıkla dolup taşar.네 딸을 더럽혀 기생이 되게 말라 음풍이 전국에 퍼져 죄악이 가득할까 하노라
‹‹ ‹Kızını fahişeliğe sürükleyip rezil etme. Yoksa fahişelik yayılır ve ülke ahlaksızlıkla dolup taşar.Nepoškvrníš svojej dcéry tým, že by si ju oddal smilstvu, aby nesmilnila zem a bola by zem plná mrzkosti.
‹‹ ‹Kızını fahişeliğe sürükleyip rezil etme. Yoksa fahişelik yayılır ve ülke ahlaksızlıkla dolup taşar.Nepoškvrňuj dcery své, dopouštěje smilniti jí, aby země nesmilnila a nebyla naplněna nešlechetností.
‹‹ ‹Kızını fahişeliğe sürükleyip rezil etme. Yoksa fahişelik yayılır ve ülke ahlaksızlıkla dolup taşar.Ontheilig uw dochter niet door haar te laten prostitueren, anders zal het land worden vervuld met schanddaden.
‹‹ ‹Kızını fahişeliğe sürükleyip rezil etme. Yoksa fahişelik yayılır ve ülke ahlaksızlıkla dolup taşar.אל תחלל את בתך להזנותה ולא תזנה הארץ ומלאה הארץ זמה׃
‹‹ ‹Kızını fahişeliğe sürükleyip rezil etme. Yoksa fahişelik yayılır ve ülke ahlaksızlıkla dolup taşar.لا تدنس ابنتك بتعريضها للزنى لئلا تزني الارض وتمتلئ الارض رذيلة.
‹‹ ‹Kızını fahişeliğe sürükleyip rezil etme. Yoksa fahişelik yayılır ve ülke ahlaksızlıkla dolup taşar.不 可 辱 沒 你 的 女 兒 、 使 他 為 娼 妓 . 恐 怕 地 上 的 人 專 向 淫 亂 、 地 就 滿 了 大 惡
‹‹ ‹Kızını fahişeliğe sürükleyip rezil etme. Yoksa fahişelik yayılır ve ülke ahlaksızlıkla dolup taşar.不可辱沒 你 的 女兒 、 使 他 為 娼妓 . 恐怕 地上 的 人專 向 淫亂 、 地 就 滿 了 大惡
‹‹Kızkardeşi Oholiva bunu gördü, ama şehveti ve fahişelikleri kızkardeşininkinden daha utanç vericiydi.Det så hendes Søster Oholiba, og dog kom hun i endnu værre Brynde og bolede endnu værre end Søsteren.
‹‹Kızkardeşi Oholiva bunu gördü, ama şehveti ve fahişelikleri kızkardeşininkinden daha utanç vericiydi.그 아우 오홀리바가 이것을 보고도 그 형보다 음욕을 더하며 그 형의 간음함보다 그 간음이 더 심하므로 그 형보다 더 부패하여 졌느니라
‹‹Kızkardeşi Oholiva bunu gördü, ama şehveti ve fahişelikleri kızkardeşininkinden daha utanç vericiydi.Oholiba, adiknya melihat kejadian itu, tetapi ia lebih bernafsu melakukan perzinahan daripada Ohola
‹‹Kızkardeşi Oholiva bunu gördü, ama şehveti ve fahişelikleri kızkardeşininkinden daha utanç vericiydi."Su hermana Oholiba vio esto, pero corrompió su deseo más que la otra; su lujuria sobrepasó a la de su hermana
‹‹Kızkardeşi Oholiva bunu gördü, ama şehveti ve fahişelikleri kızkardeşininkinden daha utanç vericiydi.ותרא אחותה אהליבה ותשחת עגבתה ממנה ואת תזנותיה מזנוני אחותה׃
‹‹Kızkardeşi Oholiva bunu gördü, ama şehveti ve fahişelikleri kızkardeşininkinden daha utanç vericiydi.فلما رأت اختها أهوليبة ذلك افسدت في عشقها اكثر منها وفي زناها اكثر من زنى اختها.
‹‹Kızkardeşi Oholiva bunu gördü, ama şehveti ve fahişelikleri kızkardeşininkinden daha utanç vericiydi.他 妹 妹 阿 荷 利 巴 雖 然 看 見 了 、 卻 還 貪 戀 、 比 他 姐 姐 更 醜 . 行 淫 亂 、 比 他 姐 姐 更 多
‹‹Kızkardeşi Oholiva bunu gördü, ama şehveti ve fahişelikleri kızkardeşininkinden daha utanç vericiydi.他 妹妹 阿荷利巴 雖然 看 見了 、 卻還貪戀 、 比他 姐姐 更 醜 . 行淫亂 、 比他 姐姐 更多
Sana verdiğim altın, gümüş süslerden erkek suretleri yaptın, onlarla fahişelik ettin.네가 또 나의 준 금 은 장식품으로 너를 위하여 남자 우상을 만들어 행음하며
Sana verdiğim altın, gümüş süslerden erkek suretleri yaptın, onlarla fahişelik ettin.ותקחי כלי תפארתך מזהבי ומכספי אשר נתתי לך ותעשי לך צלמי זכר ותזני בם׃
Sana verdiğim altın, gümüş süslerden erkek suretleri yaptın, onlarla fahişelik ettin.واخذت امتعة زينتك من ذهبي ومن فضتي التي اعطيتك وصنعت لنفسك صور ذكور وزنيت بها.
Sana verdiğim altın, gümüş süslerden erkek suretleri yaptın, onlarla fahişelik ettin.你 又 將 我 所 給 你 那 華 美 的 金 銀 、 寶 器 、 為 自 己 製 造 人 像 、 與 他 行 邪 淫
Sana verdiğim altın, gümüş süslerden erkek suretleri yaptın, onlarla fahişelik ettin.你 又 將 我 所 給 你 那華 美 的 金銀 、 寶器 、 為自己 製造 人像 、 與 他 行邪淫
Şehvet düşkünü komşuların Mısırlılarla fahişelik ettin. Fahişeliklerini artırmakla beni öfkelendirdin.Ai curvit cu Egiptenii, vecinii tăi, cu trupul plin de vlagă, şi ţi-ai înmulţit curviile, ca să Mă mînii.
Şehvet düşkünü komşuların Mısırlılarla fahişelik ettin. Fahişeliklerini artırmakla beni öfkelendirdin.Du bedrev otukt med egyptierna, dina grannar med det stora köttet, ja, mycken otukt till att förtörna mig.
Şehvet düşkünü komşuların Mısırlılarla fahişelik ettin. Fahişeliklerini artırmakla beni öfkelendirdin.Du bolede med Ægypterne, dine sværlemmede Naboer, og drev din Bolen vidt og krænkede mig.
Şehvet düşkünü komşuların Mısırlılarla fahişelik ettin. Fahişeliklerini artırmakla beni öfkelendirdin.Du drev hor med Egyptens sønner, dine kjøttfulle naboer, og du drev stadig hor, så du vakte min harme.
Şehvet düşkünü komşuların Mısırlılarla fahişelik ettin. Fahişeliklerini artırmakla beni öfkelendirdin.하체가 큰 네 이웃나라 애굽 사람과도 행음하되 심히 음란히 하여 내 노를 격동하였도다
Şehvet düşkünü komşuların Mısırlılarla fahişelik ettin. Fahişeliklerini artırmakla beni öfkelendirdin.Блудствувала си и с Египтяните, Едрите си съседи, И като си блудствувала, твърде много си Ме разгневила.
Şehvet düşkünü komşuların Mısırlılarla fahişelik ettin. Fahişeliklerini artırmakla beni öfkelendirdin.ותזני אל בני מצרים שכניך גדלי בשר ותרבי את תזנתך להכעיסני׃
Şehvet düşkünü komşuların Mısırlılarla fahişelik ettin. Fahişeliklerini artırmakla beni öfkelendirdin.وزنيت مع جيرانك بني مصر الغلاظ اللحم وزدت في زناك لاغاظتي
Şehvet düşkünü komşuların Mısırlılarla fahişelik ettin. Fahişeliklerini artırmakla beni öfkelendirdin.你 也 和 你 鄰 邦 放 縱 情 慾 的 埃 及 人 行 淫 、 加 增 你 的 淫 亂 、 惹 我 發 怒
Şehvet düşkünü komşuların Mısırlılarla fahişelik ettin. Fahişeliklerini artırmakla beni öfkelendirdin.你 也 和 你 鄰邦 放 縱情慾 的 埃及人 行淫 、 加增 你 的 淫亂 、 惹 我 發怒
Tümü altın madeninde çalışıyor, büyük kısmı fahişelik ve başka şeyle yapıyordu.Alle diese Mädchen gingen in die Goldmine, sie waren hauptsächlich Prostituierte, oder machten andere Dinge.
Tümü altın madeninde çalışıyor, büyük kısmı fahişelik ve başka şeyle yapıyordu.Alle disse piger tog til guldminen, og de var hovedsageligt prostituerede og lavede andre ting.
Tümü altın madeninde çalışıyor, büyük kısmı fahişelik ve başka şeyle yapıyordu.Alle meisjes gingen naar de goudmijn, waar ze voornamelijk prostituees waren en ze deden nog andere dingen.
Tümü altın madeninde çalışıyor, büyük kısmı fahişelik ve başka şeyle yapıyordu.그 학생들은 모두 금광으로 갔는데 거기에 있는 여자애들은 대부분 매춘이나 다른 일들을 하고 있었죠.
Tümü altın madeninde çalışıyor, büyük kısmı fahişelik ve başka şeyle yapıyordu.Semua gadis pergi ke tambang emas, dan mereka pada umumnya melacur, melakukan hal-hal lain.
Tümü altın madeninde çalışıyor, büyük kısmı fahişelik ve başka şeyle yapıyordu.Tất cả những cô gái này phải đến mỏ vàng, họ chủ yếu là gái mại dâm làm những việc khác
Tümü altın madeninde çalışıyor, büyük kısmı fahişelik ve başka şeyle yapıyordu.Toate aceste fete s-au dus la mina de aur, şi erau predominant prostituate făcând şi alte lucruri.
Tümü altın madeninde çalışıyor, büyük kısmı fahişelik ve başka şeyle yapıyordu.Todas elas trabalhavam na mina de ouro e a maior parte eram prostitutas que faziam outras coisas.
Tümü altın madeninde çalışıyor, büyük kısmı fahişelik ve başka şeyle yapıyordu.Todas habían ido a las minas de oro, eran en su mayoría prostitutas que hacían otras cosas.
Tümü altın madeninde çalışıyor, büyük kısmı fahişelik ve başka şeyle yapıyordu.Tutte le ragazze andavano alle miniere d'oro, ed erano in prevalenza prostitute, che facevano altre cose.
Tümü altın madeninde çalışıyor, büyük kısmı fahişelik ve başka şeyle yapıyordu.Wszystkie poszły do kopalni złota, i były w większości prostytutkami, które robiły też inne rzeczy.
Tümü altın madeninde çalışıyor, büyük kısmı fahişelik ve başka şeyle yapıyordu.Όλα τα κορίτσια πήγαιναν στο χρυσορυχείο και ήταν κατά κύριο λόγο πόρνες που έκαναν άλλα πράγματα.
Tümü altın madeninde çalışıyor, büyük kısmı fahişelik ve başka şeyle yapıyordu.Все они работали на золотом руднике и в основном занимались проституцией или ещё чем-нибудь.
Tümü altın madeninde çalışıyor, büyük kısmı fahişelik ve başka şeyle yapıyordu.Всички тези момичета ходеха в златната мина и бяха преобладаващо проститутки, правеха други неща.
Tümü altın madeninde çalışıyor, büyük kısmı fahişelik ve başka şeyle yapıyordu.כל אותן נערות הועברו למכרה הזהב, ורובן הוזנו ועשו דברים אחרים.
Tümü altın madeninde çalışıyor, büyük kısmı fahişelik ve başka şeyle yapıyordu.كل هؤلاء الفتيات ذهبن إلى منجم الذهب، وكانت غالبيتهن مومسات يقمن بأمور أخرى.
Tümü altın madeninde çalışıyor, büyük kısmı fahişelik ve başka şeyle yapıyordu.大多数が 売春や 他のことをしていました 私たちはそうした少女50人を連れて
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod