fa ile cümle

fa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Bilimcilere göre atmosfer yıldan yıla gittikçe daha fazla ısınıyor.According to scientists, the atmosphere is getting warmer year after year.
Ev almak isteyenlerin sayısı oldukça fazla.There are a great many people trying buy houses.
Benim arka bahçe on kişiden daha fazlasını barındırabilir.My backyard can hold more than ten people.
Bu fabrikada yüzlerce kişi çalışır.Hundreds of people work in this factory.
Ben farkına varmadan önce karanlık oldu.It became dark before I knew it.
Fazla bir şey taşıma.Don't carry anything to excess.
Bir şey denemenin faydası yok.It's no use trying anything.
Ne yapılması konusunda benim görüşüm onunkinden farklıydı.My view was different from his as to what should be done.
Bir şey bilmiyormuşsun gibi davranmanın bir faydası yok.It is no use your pretending that you know nothing.
Sana çok fazla teşekkür edemem.I cannot thank you too much.
Herhangi bir değişiklik fark ettiniz mi?Did you notice any change?
Başarılı olmak istiyorsa, daha fazla çalışması gerekir.If he wants to succeed at all, he must work harder.
Fanilanı giyebilirsin.You can wear your undershirt.
Bir müzisyen seslerdeki küçük farkları anlayabilir.A musician can appreciate small differences in sounds.
Konuşan sözlük artık bir fantezi değil.A talking dictionary is no longer a fantasy.
O, tavan arasındaki farelerden kurtulmak zorunda olduğunu söylüyor.He says he must get rid of the mice that are in the attic.
Okinawa'nın Çin'e Honshu'dan daha yakın olduğunun farkında mısın?Are you aware that Okinawa is closer to China than to Honshu?
Biraz tuz istedim fakat kavanozda hiç yoktu.I wanted some salt, but there was none in the jar.
Çok fazla sigara içtiğim için boğazım ağrıyor.I have a sore throat because of too much smoking.
İstasyona kadar bir milden daha fazla değil.It is no more than a mile to the station.
İstasyon 3 kilometreden daha fazladır.It is more than 3 kilometers to the station.
Onu istasyonda bir saat bekledim fakat o görünmedi.I waited for him at the station for an hour, but he didn't show up.
İngilizce konuştuğunda tonlama için daha fazla dikkat et.Pay more attention to intonation when you speak English.
İngilizce konuşmak faydalılar.Speaking English is useful.
İngilizce konuşmak faydalıdır.Speaking English is useful.
İngilizce diplomasi ve turizmde faydalıdır.English is useful in diplomacy and tourism.
İş faaliyetlerimizi güçlendirmemiz için bunu yeniden organize etmeliyiz.We need to reorganize it in order to strengthen our business activities.
Ne mutlu ki, faturayı ödemek için yeterli parası vardı.Luckily he had enough money to pay the bill.
Kaderle kavga etmenin faydası yoktur.It is no use quarreling with fate.
Çok fazla egzersiz yarardan çok zarar getirebilir.Too much exercise can do more harm than good.
Yağmur yağıyordu fakat o dışarı gitti.It was raining, but he went out.
Şiddetli yağmur yağıyordu fakat o arabayla gezmekte ısrar etti.It was raining hard, but she insisted on going for a drive.
Bir insan çok fazla içebilir fakat bir insan asla yeterince içmez.One can drink too much, but one never drinks enough.
Çok fazla içmek hayatınızı bir harabe yapacaktır.Too much drinking will make your life a ruin.
Çok fazla içtim ve yer ayaklarımın altında dönüyor gibi görünüyordu.I drank too much and the ground seemed to spin under my feet.
Bir kerede çok fazla yemek yememelisin.You must not eat too much food at one time.
Çalışkan bir işçi olmasına rağmen fakir kaldı.He remained poor despite being a hard worker.
Bir baba 100'den daha fazla okul müdürüdür.One father is more than a hundred schoolmasters.
Bir saat bekledim fakat o görünmedi.I waited for an hour, but he didn't appear.
Bir saatten fazla bir süredir seni bekliyorum.I've been waiting for you for over an hour.
Büyüyen bir çocuk daha fazla gıda gerektirir.A growing child requires more food.
Doktor ona çok fazla çalışmayı bırakmasını önerdi.The doctor advised him to stop working too much.
Doktor ona daha fazla egzersiz yapmasını tavsiye etti.The doctor advised him to do more exercise.
Doktor bana çok fazla yemek yemememi tavsiye etti.The doctor advised me not to eat too much.
Doktor çok fazla içmememi tavsiye etti.The doctor advised me not to drink too much.
Doktor çok fazla sigara içmememi tavsiye etti.The doctor advised me not to smoke too much.
Doktor daha fazla egzersiz yapmamı tavsiye etti.The doctor advised me to take more exercise.
Doktor faturaları birikimlerimizi gerçekten azaltıyor.Doctors' bills really cut into our savings.
Fark bu: o senden daha çok çalışıyor.The difference is this: he works harder than you.
Çeşitli farklarına rağmen Joan ve Ann arkadaşlar.In spite of their various differences, Joan and Ann are friends.
Ben çok farklı görünüyorum.I look very different.
Aşağıdaki parça iyi bilinen bir fabldan bir alıntıdır.The following passage is a quotation from a well-known fable.
Düşündüğüm gibi, yüklenici bugün daha fazla zaman isteyerek geri döndü.Just like I thought, the contractor came back today, begging for more time.
Bu kitabı ucuz olduğu için değil fakat yararlı olduğu için almanı istiyorum.I want to buy this book not because it is cheap, but because it is useful.
Üzgünüm fakat henüz mümkün değil.I'm sorry, but it's just not possible.
Sevmek kolay fakat sevilmek zordur.It is easy to love, but hard to be loved.
Sevmekte sevilmekten daha fazla zevk vardır.There is more pleasure in loving than in being loved.
Sevilmemek üzücüdür fakat sevememek çok daha üzücüdür.It is sad not to be loved, but it is much sadder not to be able to love.
Fakirlere gülmemeliyiz.We must not laugh at the poor.
Bazı konularda onlardan farklıyız.We differ from them in some respects.

İlgili Sayfalar