fa ile cümle
fa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Çok fazla istiyorsun.You're asking for too much.
Dünya nüfusunun üçte birinden fazlası kıyı yakınında yaşar.More than a third of the world population lives near a coast.
Favori şarkılarımdan biri Hungry Spider'dır.One of my favorite songs is Hungry Spider.
Ben daha fazla istiyorum.I want more.
Papua Yeni Gine'de, Papualılar tarafından konuşulan 850 farklı dil vardır.In Papua New Guinea, there are 850 different languages spoken by Papuans.
Ne yazık ki fazla boş vaktim olmayacak.Unfortunately I will not have much free time.
Onun tablolarından biri, açık artırmada bir milyon dolardan daha fazla getirdi.One of his paintings fetched more than a million dollars at auction.
O benden on kilo fazla geliyor.He weighs ten more kilos than me.
Bunu farklı olan biriyle değiştirir misin?Could you change it for a different one?
Kötü bir aşçı ve bir zehirleyici arasındaki tek fark niyettir.The only difference between a bad cook and a poisoner is the intent.
Kutuyu açtım fakat o boştu.I opened the box, but it was empty.
Fare ne kadar hızlı olursa, kilise mezarlığı o kadar büyük olur.The faster the mouse, the bigger the churchyard.
Unutamam fakat ne olduğunu hatırlamam.I can't forget, but I don't remember what.
Çok fazla yersen kilo alırsın.You will get fat if you eat too much.
Onlar farklılıklarını giderdi.They ironed out their differences.
Çok fazla yemek, sağlığın için zararlıdır.Eating too much is bad for your health.
Onun söylediklerine çok fazla önem yüklüyorsun.You attach too much importance to what he says.
Facebook, Çin'de engellidir.Facebook is blocked in China.
Bu otelin faks numarası kaç?What's the fax number for this hotel?
Özgeçmişim hakkında çok fazla endişelenmiyorum.I don't worry so much about my resume.
Onun evinin yanında oturuyorum fakat onu nadir görüyorum.I live near her house, but I seldom see her.
Annem ayaklarımın temiz olmadığını fark etti.My mother noticed that my feet weren't clean.
Birbirimizi anlamaya çalışarak yakınlaşırız fakat sadece birbirimizi incitiriz ve ağlarız.We get closer, trying to understand each other, but just hurt each other and cry.
Bu cümleler zamana göre farklı.These sentences only differ with respect to tense.
Eğer onu ağabeyi ile karşılaştırırsanız, farkı göreceksiniz.If you compare him with his older brother, you'll see the difference.
Farkı çok kolay görebilirsin.You can see the difference very easily.
Farkı çok kolay bir şekilde görebileceksin.You'll be able to see the difference very easily.
Farkları çok kolay görebilirsin.You can see the differences very easily.
Farkları çok kolay bir şekilde görebileceksin.You'll be able to see the differences very easily.
Sabah erken kalkmak sağlığın için faydalıdır.It's good for your health to get up early in the morning.
O kızlar fahişe.Those girls are prostitutes.
Kız kardeşim fasulyeleri soydu.My sister shelled the beans.
Favori cümlen ne?What is your favorite sentence?
Ne dersen de farketmez, sana asla inanmayacağım.No matter what you say, I will never believe you.
O zengin fakat bir dilenci gibi yaşar.He's rich, but he lives like a beggar.
O fabrika oyuncaklar üretir.That factory manufactures toys.
O fabrika oyuncaklar yapar.That factory makes toys.
Hiç kimsenin üç farklı doğum tarihi olamaz.No one can have three different birth dates.
Yarım saatten daha fazla bir süredir onları gözden kaybettik.We lost sight of them over half an hour ago.
O başladığı işle çok çok fazla para kazanıyor.She's making money hand over fist with the business she started.
Herkesin, hiçbir fark gözetilmeksizin, eşit iş karşılığında eşit ücrete hakkı vardır.Everyone, without any discrimination, has the right to equal pay for equal work.
Farkında olmadan ona tamda bilmek istediğini anlattı.Unwittingly, he told her exactly what she wanted to know.
Burada bir şömine vardı fakat sanırım o yıkıldı.There used to be a fireplace here but I guess it's been torn down.
Sonunda o antik radyo için 500 dolardan fazla ödemek zorunda kaldım.In the end, I had to fork over $500 for that antique radio.
Tekneyle gezi, arabayla olandan daha fazla zaman alır.A trip by boat takes more time than one by car.
Bavyera'da çok sayıda bira fabrikası bulunuyor.There are a lot of breweries in Bavaria.
Lima fasulyesinin rengi yeşildir.Green is the color of lima beans.
Farlar çalışmıyor.The headlights don't work.
İçecekler için toplam fatura 7000 dolara ulaştı.The total bill for drinks came up to 7000 dollars.
Klava her şeyi fazla basitleştiriyor.Klava oversimplifies everything.
Mucizeler meydana gelir, sadece biz olayların akışı içerisinde onların farkına varmayız.Miracles do exist, but we just don't notice them in the flow of events.
Onu çağırıyorum fakat o gelmiyor.I'm calling her, but she's not coming.
Çocukken odamda yalnız başına kitap okuyarak çok fazla zaman geçirdim.When I was a child, I spent many hours reading alone in my room.
Bugün dünkünden daha fazla bulutlar var.There are more clouds today than yesterday.
Etrafa baktım ve benimkinin yoldaki tek araba olduğunu fark ettim.I looked around and noticed that mine was the only car on the road.
Etrafıma baktım ve onun yolda tek araba olduğunu fark ettim.I looked around and noticed that it was the only car on the road.
"Biriyle" ve "birine" konuşmak arasında önemli bir fark vardır.There's an important difference between talking "with" someone and talking "to" them.
Daha fazla sebze ye.Eat more vegetables.
Bir ev sadece bir binadan daha fazlasıdır.A home is more than a mere building.
Sen hatırlamayabilirsin fakat ben asla onu unutmayacağım.You may well not remember, but I'll never forget it.