fa ile cümle
fa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O, fanatiklere müdahale etti.He interfered with the fans.
O, Fransızcayı İngilizceden çok daha fazla bilir.He knows French, much more English.
O, Paul'ün onu ağaç ettiğini fark etti.He realized Paul had stood him up.
O, benim sahip olduğumdan çok daha fazla paraya sahiptir.He has much more money than I have.
Hatalarını henüz fark etmedi.He has not realized his mistakes yet.
Bir kibrit çaktı fakat onu çabucak söndürdü.He struck a match, but quickly put it out.
Mary'nin onu aldattığını sonunda fark etti.He finally realized that Mary had made a fool of him.
Diğer sigarayı yaktı fakat onu derhal söndürdü.He lit another cigarette, but immediately put it out.
Daha fazla para biriktirmek için sıkı çalıştı.He worked hard so as to save more money.
O, daha fazlası için elini uzattı.He held out his hand for more.
O, daha fazla umutsuz kanıt arayışı içinde.He is in desperate search of further evidence.
O, dün gece çok fazla içmiş olmalı.He must have drunk too much last night.
O sadece iyi bir vuruşçu değil fakat aynı zamanda harika bir savunma.He is not only a good batter but also a wonderful defense.
Londra'nın fakir bir bölgesinde yaşar.He lives in a poor district of London.
Onun bunu kasten yaptığını fark ettim.It occurred to me that he had done it on purpose.
Onun 100 dolardan daha fazla parası yok.He has no more than 100 dollars.
Onun 10,000 yenden daha fazla parası yok.He had no more than 10,000 yen.
O, karanlıktan faydalanarak kaçtı.He escaped under cover of the darkness.
O, öncekinden farklıdır.He's different from before.
Sigara içerdi fakat artık içmiyor.He used to smoke, but now he doesn't.
Eskisinden çok daha fazla çalışıyor.He studies much harder than before.
O, bir ofis çalışanından daha fazlası değil.He is nothing more than a clerk.
Fakirlere sürekli yardım etmeye gayret etti.He has consistently endeavored to help the poor.
O, bütün hayatı boyunca fakir kaldı.He remained poor all his life.
O çok çalıştı fakat başarısız oldu.He tried hard, but failed.
Çok çalıştı fakat başarısız oldu.He tried hard, but he failed.
O sadece İngilizce değil fakat aynı zamanda Almanca da konuşur.He can speak not only English but also German.
O bir İngiliz vatandaşı fakat Hindistan'da yaşıyor.He is a British citizen, but lives in India.
O keskin bir ağrının farkındaydı.He was aware of a sharp pain.
O bir şey görmediğini söylüyor. Fakat onun söylediğinin doğru olduğuna inanmıyorum.He says that he saw nothing. However, I don't believe what he says is the truth.
O, evden istasyona çok fazla yük taşımak zorunda kaldı.He had to carry many loads from the house to station.
Şarkı söylemekten hoşlanmıyordu fakat onlar ona şarkı söylettiler.He didn't like to sing but they made him sing.
O fazla çalışmaktan hastalandı.He got sick from overwork.
O, fazla çalışmaktan öldü.He died from overwork.
O, fazla çalışmaktan dolayı yorgundur.He is tired from overwork.
O görünüşte varlıklı fakat gerçekte değildir.He is wealthy in appearance but not in reality.
Okula daha fazla çalışmadığı için pişman oluyor.He regrets not having worked harder at school.
İzlendiğinin farkındaydı.He was aware of being watched.
Onun gözlemi şiddetli fakat o çok az diyor.His observation is sharp, but he says very little.
O tehlikenin farkındaydı.He was aware of the danger.
O, tehlikenin farkında olmalı.He must be aware of the danger.
Beklenebilenden daha fazlasını teklif etti.He offered more than could be expected.
O bir öğretmen olarak çalışıyor fakat aslında bir casus.He works as a teacher, but actually he is a spy.
O zengin ve ben fakirim.He is rich and I am poor.
O, zengin değil fakat mutludur.He's not rich, but he's happy.
O, bir fantezi dünyasında yaşıyor.He lives in a world of fantasy.
O, fakir insanlara asla tepeden bakmaz.He never looks down on poor people.
O, fakir olmaktan çok uzak, aslında çok parası var.He is far from poor, in fact he has a lot of money.
O, karar vermede yavaş fakat eylem yapmada hızlıdır.He is slow to decide, but he is quick to act.
O, trafik sinyalinin üzerindeki küçük kamerayı fark etmedi.He didn't notice the small video camera above the traffic signal.
O bir fabrikada çalışır.He works in a factory.
O bir fabrikada çalışıyor.He works in a factory.
Parasını yüksek faiz oranıyla ödünç veriyor.He lends money at a high rate of interest.
Onun iyi bir fastballı vardır.He has a good fastball.
O, Amerika Birleşik Devletleri'nde büyüdü fakat onun ana dili Japonca.He was raised in the States, but his mother tongue is Japanese.
O, Birleşik Devletler'de büyüdü fakat onun ana dili Japonca.He was raised in the States, but his mother tongue is Japanese.
O, ABD'de büyüdü fakat onun ana dili Japonca.He was raised in the States, but his mother tongue is Japanese.
O, Amerika'da büyüdü fakat onun ana dili Japonca.He was raised in the States, but his mother tongue is Japanese.
O şu anda burada çalışmıyor fakat burada çalışırdı.He doesn't work here now, but he used to work here.
O hâlâ zaman zaman romanlar yazar fakat eskisi kadar sık değil.He still writes novels from time to time, but not as often as he used to.