fa ile cümle

fa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Affedersiniz fakat sanırım bu benim koltuğum.Excuse me, but I think this is my seat.
Biftek benim favori yemeğimdir.Steak is my favorite dish.
Biftek ve havyar benim favori yemeklerim.Steak and caviar are my favorite dishes.
Bu çok fazla!That's a lot!
Üzgünüm fakat şu anda cevaplayamam.I'm sorry, but I can't answer right away.
Affedersiniz fakat telefonunuzu kullanabilir miyim?Excuse me, but may I use your telephone?
John erkek kardeşim değil fakat benim kuzenim.John is not my brother, but my cousin.
John fazla mesaiden dolayı yorgundu.John was tired from working overtime.
Bay Johnson bir bilim adamı değil fakat bir şairdir.Mr Johnson is not a scholar but a poet.
George fakir, ama her zaman mutlu.George is poor, but he's always happy.
Judy aynaya bakarak çok fazla zaman harcıyor.Judy spends a lot of time looking in the mirror.
Jack asla yalan söylemediğini söyledi fakat yalan söylüyordu.Jack said he had never told a lie, but he was lying.
Jack kırdığı tabağı sakladı fakat küçük kız kardeşi onu gammazladı.Jack hid the dish he had broken, but his little sister told on him.
Jack'in sorunu eşinin onun kazandığından daha fazla harcamasıdır.Jack's problem is that his wife spends more than he earns.
Jim bir avukat değil fakat bir doktordur.Jim is not a lawyer but a doctor.
Jim senden daha fazla suçlanmayacak.Jim is no more to blame than you are.
Jimmy'nin resimleri diğer insanlarınkinden farklıydılar.Jimmy's pictures were different from other people's.
Hatasını fark etmeden önce bir gündü.It was some time before he realized his mistake.
Fakat medeniyetler daha karmaşık hale gelirken, daha iyi iletişim metotları gerekliydi.But as civilizations grew more complex, better methods of communication were needed.
Fakat onlar bunu nasıl yapabilir?But how can they do this?
fakat onun ingilizce okumasıkötüydüBut he is bad at reading English.
Fakat bekar olmanın yararlarına rağmen, onlar birgün evlenmek istiyor.But in spite of the merits of being single, they do want to get married some day.
Fakat o rahat görünüyordu.But it looked comfortable.
Fakat onun uyarısını ihmal edemem.I cannot, however, neglect his warning.
Fakat çiftçi ona karşı çok nazikti ve ona çok şey öğretti.But the farmer was kind to him and taught him a lot.
Fakat maymun geri geldiğinde, teneke bardak her zaman boştu.But when the monkey came back, the tin cup was always empty.
Eğer Jane daha fazla dinlenmezse, O bir sinir krizi geçirebilir.If Jane does not rest more, she may have a nervous breakdown.
Daha fazla bilgi için, sayfa 16'ya bakın.For further information, see page 16.
Şimdi farklı bir soruna dönmeliyiz.We now turn to a different problem.
Aniden cüzdanının kayıp olduğunu fark etti.He suddenly noticed his wallet was missing.
Hadi! Daha fazla bekleyemem.Come on! I can't wait any more.
Rahatsız ettiğim için üzgünüm fakat bana yardım eder misiniz?Sorry to trouble you, but can you help me?
Lütfen teklifiniz hakkında daha fazla bilgi sağlar mısınız?Will you please provide more details about your proposal?
İyi yürekliliğinin oldukça farkındayım.I'm quite aware of your kindness.
Böylesine kitapları okumanın faydası nedir.What is the good of reading such books?
Böyle bir kitabı okumanın faydası yok.It is no use reading such a book.
Bu şekilde, çok fazla zamanı boşa harcarız.In this way, we waste a lot of time.
Beklediğimizden daha fazla insan partiye geldi.More people came to the party than I had bargained for.
Başına çok fazla bela olduğum için üzgünüm.I'm sorry to trouble you so much.
Konser kısaydı fakat gerçekten iyiydi.The concert was short, but it was really good.
Daha fazla sorun çıkarmaktan kaçınmaya çalış.Try to avoid making any more trouble.
Lütfen daha fazla üzülme.Please don't be sad any more.
Artık onu beklemenin faydası yok.There is no use waiting for her any longer.
Artık onu beklemenin hiçbir faydası yok.There is no use waiting for her any longer.
Onları daha fazla beklersek zaman kaybı olur.It'll be a waste of time if we wait for them any longer.
Artık onlarla konuşmanın faydası yok.It is no use talking with them any longer.
Daha fazla beklemek zaman kaybı gibi görünüyor.It seems a waste of time to wait any longer.
Daha fazla beklemek tam bir zaman kaybıdır.It's an absolute waste of time to wait any longer.
Daha fazla iş alamam.I can't take any more work.
Daha fazla iş kabul etmek istemiyorum.I don't want to take on any more work.
Bana daha fazla sıkıntı verme.Don't give me any more trouble.
Daha fazlası söylenemez.No more can be said.
Daha fazla bir indirim talep ederseniz, ödeme koşullarını değiştirmeyi öneririz.If you request a further discount, we suggest changing the terms of payment.
Meseleyi daha fazla tartışmanın faydası yok.There is no use discussing the matter further.
Sıcaklığa daha fazla dayanamıyorum.I can't put up with the heat any longer.
Bunu yapmanın faydası nedir?What's the point of doing this?
Bu araçlar faydalı gibi görünmüyor.These gadgets seem to be of no use.
Bu el yapımı eşyalar kalite olarak farklıdır.These hand-made articles differ in quality.
Bu hesaplarda fazla para var.There's too much money in these accounts.
Bunların ikisinden birine sahip olabilirsiniz, fakat ikisine birden değil.You can have either of these, but not both.

İlgili Sayfalar