fısıldadı ile cümle

fısıldadı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
İş arkadaşlarından biri fısıldadı.One of his colleagues whispered.
"Kapa çeneni." diye fısıldadı."Shut up," he whispered.
Ona içeri gelmesini fısıldadım.I whispered to him to come in.
Onun kulağına bir şey fısıldadı.He whispered something in her ear.
O bana bir şey fısıldadı.He whispered something to me.
Cevabı kulağıma fısıldadı.He whispered the answer in my ear.
O, ona bir şey fısıldadı.He whispered something to her.
O sana ne fısıldadı?What did she whisper to you?
O onu kulağıma fısıldadı.She whispered it in my ear.
O, bana aç olduğunu fısıldadı.She whispered to me that she was hungry.
Onun kulağına bir şeyler fısıldadı.She whispered something into his ear.
"Suda bir köpekbalığı var "diye fısıldadı."There's a shark in the water," she whispered.
Tom Mary'ye bir şeyler fısıldadı.Tom whispered something to Mary.
Tom Mary'ye en gizli sırrını fısıldadı.Tom whispered his darkest secret to Mary.
Profesörlerden biri fısıldadı.One of the professors whispered.
Onun kulağına tatlı ama anlamsız şeyler fısıldadı.He whispered sweet nothings into her ear.
Kulağına güzel ama anlamsız sözler fısıldadı.He whispered sweet nothings into her ear.
"Evet!", o, kulağıma büyüleyici sesiyle fısıldadı."Yes!", he whispered in my ear with his charming voice.
Siz beylerin fısıldadığını duydum.I heard you guys whispering.
Tom'un niçin fısıldadığını bilmiyorum.I don't know why Tom is whispering.
Ona fısıldadı: "Seni seviyorum".He whispered to him: " I love you ".
Tom Mary'ye doğru eğildi ve bir şeyler fısıldadı.Tom leaned toward Mary and whispered something.
Tom Mary'ye doğru yürüdü ve kulağına fısıldadı.Tom walked over to Mary and whispered in her ear.
Tom Mary'nin kulağına fısıldadı.Tom whispered in Mary's ear.
Tom Mary'ye hafifçe fısıldadı.Tom whispered softly to Mary.
Tom Mary'nin kulağına bir şeyler fısıldadı ve o, başını salladı.Tom whispered something in Mary's ear and she nodded.
Tom Mary'nin kulağına bir şeyler fısıldadı ve o gülümsedi.Tom whispered something into Mary's ear and she smiled.
Tom Mary'nin kulağına bir şeyler fısıldadı.Tom whispered something into Mary's ear.
Tom Mary'ye bir şeyler fısıldadı ve sonra odadan çıktı.Tom whispered something to Mary and then left the room.
Tom eğildi ve Mary'nin kulağına fısıldadı.Tom leaned over and whispered in Mary's ear.
Tom etrafa baktı ve sonra Mary'nin kulağına bir şey fısıldadı.Tom looked around and then whispered something into Mary's ear.
Tom, Mary'ye benim duyamadım bir şey fısıldadı.Tom whispered something to Mary that I couldn't hear.
Ben seninim diye sessizce fısıldadı.I am yours, she whispered quietly.
Leopold, o bana fısıldadı, kendini dizginle.Leopold, she whispered to me, restrain yourself.
Tom, Mary'nin kulağına bir şey fısıldadı.Tom whispered something in Mary's ear.
Tom öne doğru eğildi ve Mary'nin kulağına fısıldadı.Tom leaned forward and whispered into Mary's ear.
"Cadılar ağlamaz," diye usulca fısıldadı."Witches don't cry," she whispered softly.
Alice "Mary?" diye fısıldadı."Mary?" Alice whispered.
Onlar birbirlerine fısıldadılar.They whispered to each other.
O, "seni seviyorum" diye fısıldadı."I love you," he whispered.
"Seni seviyorum" diye fısıldadı."I love you," she whispered.
Biri Tom'un adını fısıldadı.Somebody whispered Tom's name.
O, sessiz ol diye fısıldadı."Quiet," he whispered.
Mary, Tom'un kulağına bir şey fısıldadı.Mary whispered something in Tom's ear.
Onların birbirlerine ne fısıldadıklarını merak ediyorum.I wonder what they're whispering to each other.
Tom Mary'ye bir şey fısıldadı ve o gülümsedi.Tom whispered something to Mary and she smiled.
Mary'nin arkadaşı ona bir şey fısıldadı.Mary's friend whispered something to her.
Sen fısıldadın.You whispered.
Tom fısıldadı.Tom whispered.
"Ölüm Bahçesi demek istiyorsun" diye fısıldadı."You mean the Garden of Death," she whispered.
Onun kulağına "Seni seviyorum" diye fısıldadı."I love you," he whispered into her ear.
Onların fısıldadıklarını duydum.I heard them whispering.
Tom duyamadığım bir şey fısıldadı.Tom muttered something that I couldn't hear.
Tom, Mary'nin yanında durdu ve onun kulağına fısıldadı.Tom stood next to Mary, whispering into her ear.
Leyla eğildi ve Sami'nin kulağına bir şey fısıldadı.Layla leaned over and whispered something in Sami's ear.
Tom eğildi ve Mary'nin kulağına bir şeyler fısıldadı.Tom leaned over and whispered something into Mary's ear.
Tom, Mary ve John'un ne fısıldadığını duymamış gibi yaptı.Tom pretended not to hear what Mary and John were whispering.
Tom'un Mary'nin kulağında bir şey fısıldadığını gördüm.I saw Tom whisper something in Mary's ear.
Tom'un arkadaşı ona bir şeyler fısıldadı.Tom's friend whispered something to him.
William bana hemen fısıldadı: "Müdür burada."Immediately, William whispered to me: "The principal is here."

İlgili Sayfalar