Ana içeriğe geç
Sözlük

fıs fıs ile cümle

fıs fıs kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Pamuk yerine fıstık ektik.We planted peanuts instead of cotton.
Volkan dışarıya alev ve duman fışkırtıyor.The volcano is belching out flames and smoke.
Bazı çocuklar fıstık ezmeli sandviç getirdiler, bazıları jambonlu ve diğerleri peynirli.Some children brought peanut butter sandwiches, some ham, and others cheese.
İş arkadaşlarından biri fısıldadı.One of his colleagues whispered.
Fişimi kaybettim. Hâlâ bir geri ödeme alabilir miyim?I lost my receipt. Can I still get a refund?
Maria her zaman bilgelik sözleri fısıldıyor.Maria always whispers words of wisdom.
Fıstık ezmesi ve jöle, lütfen.Peanut butter and jelly, please.
Ben fişinizi yazarken siz de lütfen bekleyin/iz.Please wait a moment while I write out your receipt.
Volkan aniden fışkırdı, birçok kişiyi öldürdü.The volcano erupted suddenly, killing many people.
Bu havai fişekler muhteşem.These fireworks are spectacular!
Bu hayvanlar havai fişek gürültüsüyle ürkütüldü.These animals were startled by the noise of the fireworks.
Adı Tom Fisher olan çocuk budur.This is the boy whose name is Tom Fisher.
"Kapa çeneni." diye fısıldadı."Shut up," he whispered.
Geçen yaz bir köprüdeki havai fişek gösterisini izleyerek eğlendik.We enjoyed watching the fireworks on a bridge last summer.
Dün gece havai fişek fabrikasında bir patlama meydana geldi.Last night an explosion took place at a fireworks factory.
Ona içeri gelmesini fısıldadım.I whispered to him to come in.
Oğlan bir avuç yer fıstığı topladı ve onları küçük bir kutuya koydu.The boy gathered a handful of peanuts and put them in a small box.
Yemek fişlerini nasıl kullanırım?How do I use meal tickets?
O onunla her zaman fısıldayarak konuşuyor.He is always speaking to her in whisper.
Onun kulağına bir şey fısıldadı.He whispered something in her ear.
O fısıldayarak konuştu.He spoke under his breath.
O, radyonun fişini taktı.He plugged in the radio.
O bana bir şey fısıldadı.He whispered something to me.
Cevabı kulağıma fısıldadı.He whispered the answer in my ear.
O, ona bir şey fısıldadı.He whispered something to her.
O ona fısıldayarak "Seni seviyorum." dedi.He said to her under his breath, "I love you."
Onlar havai fişekler attılar.They set off fireworks.
O sana ne fısıldadı?What did she whisper to you?
O onu kulağıma fısıldadı.She whispered it in my ear.
O, bana aç olduğunu fısıldadı.She whispered to me that she was hungry.
O, benimle fısıldayarak konuştu.She spoke to me in a whisper.
Onun kulağına bir şeyler fısıldadı.She whispered something into his ear.
Akşama kadar kalıp havai fişekleri izleyelim.Let's stay until nightfall and watch the fireworks.
Dün akşam, annemle babamın fısıldaştıklarını duydum.I heard my parents whispering last night.
Fişini unutma.Don't forget the receipt.
Havai fişek görüyorum!I see fireworks!
Anal fissürler tedavi edilebilir mi?Are anal fissures curable?
Kutlamalar muhteşem bir havai fişek gösterisi ile sonuçlandı.The celebrations culminated in a spectacular fireworks display.
Fish'n'chips, en ünlü İngiliz yemeğidir.Fish'n'chips is the most famous English food.
Köpeğini fıstık ezmesi ile beslemeyi hiç düşündün mü?Have you ever tried feeding your dog peanut butter?
"Suda bir köpekbalığı var "diye fısıldadı."There's a shark in the water," she whispered.
Çoğu çocuk fıstık ezmeli sandviç yemekten hoşlanır.Many children enjoy eating peanut butter sandwiches.
Tom radyonun fişini taktı ve onu açtı.Tom plugged in the radio and turned it on.
Tom öğle yemeği için kendine bir fıstık ezmeli sandviç hazırladı.Tom made himself a peanut butter sandwich for lunch.
Tom'un fıstığa allerjisi var.Tom is allergic to peanuts.
Tom bir çocukken, yer fıstığı yiyemezdi.Tom couldn't eat peanuts when he was a child.
Tom fıstığın haricinde neredeyse her şeyi yiyebiliyor.Tom can eat just about anything but peanuts.
Tom bir kaşık dolusu fıstık ezmesi yedi.Tom ate a spoonful of peanut butter.
Tom Mary'ye bir şeyler fısıldadı.Tom whispered something to Mary.
Tom Mary'ye en gizli sırrını fısıldadı.Tom whispered his darkest secret to Mary.
Tom kendine bir fıstık ezmeli ve jöleli sandviç yaptı.Tom made himself a peanut butter and jelly sandwich.
Tom lambanın fişini çekti.Tom unplugged the lamp.
Tom ütünün fişini çekti.Tom unplugged the iron.
Tom bazı havai fişekleri ateşledi.Tom set off some fireworks.
Tom kendine fıstık ezmeli sandviç yaptı.Tom made himself a peanut butter sandwich.
Tom fıstık ezmesi kavanozunun kapağını yerine koydu.Tom put the lid back on the peanut butter jar.
Fiş nerede?Where is the receipt?
Profesörlerden biri fısıldadı.One of the professors whispered.
Onun kulağına tatlı ama anlamsız şeyler fısıldadı.He whispered sweet nothings into her ear.
Kulağına güzel ama anlamsız sözler fısıldadı.He whispered sweet nothings into her ear.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod