fırtınanın ile cümle
fırtınanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.A μύτη σιωπή βασίλευε, μόνο σπασμένα σε φορές από τις κραυγές της καταιγίδας.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Een gedempte stilte heerste, alleen op gebroken tijden door de kreten van de storm.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Ein dumpfes Schweigen herrschte, nur unterbrochen bei Mal durch die Schreie des Sturms.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.En dæmpet stilhed herskede, kun brudt i gange af Skrig af stormen.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.En dov tystnad rådde, endast brytas vid gånger av skrik av stormen.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Fojtott csend uralkodott, csak a törött at alkalommal a sikoly a vihar.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Keheningan teredam memerintah, hanya rusak pada kali oleh jeritan badai.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.와 미망인. 숨막히는 침묵은 부러져 군림 태풍의 울음소리에 의해 시간.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Một sự im lặng nghẹt trị vì, chỉ bị phá vỡ tại lần bởi những tiếng la hét của cơn bão.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.O tăcere înăbuşit a domnit, doar defalcate la ori de ţipetele de furtuna.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Regnava un silenzio ovattato, rotto solo a volte dalle grida della tempesta.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Stłumiony panowała cisza, przerywana tylko w razy przez krzyki burzy.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Tlmené ticho, len na rozbité časoch výkriky v búrke.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Tlumené ticho, jen na rozbité časech výkřiky v bouři.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Um silêncio abafado reinou, apenas interrompida em vezes pelos gritos da tempestade.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Un silence feutré régnait, interrompu seulement au fois par les hurlements de la tempête.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Un silencio reinó apagada, sólo roto en veces por los gritos de la tormenta.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Vaimealta hiljaisuus vallitsi, vain rikkoutuvat kertaan shrieks myrskynsilmässä.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Zamolklo vladal molk, samo razdeljene na krat s kriki v nevihto.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Приглушений тиша, тільки ламається при раз крики шторму.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Приглушенный тишина, только ломается при раз крики шторма.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Приглушено мълчание се възцари, нарушавана само в пъти от виковете на бурята.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.ואלמנות. דממה שררה עמום, שהופרה רק על פעמים על ידי צווחות של הסערה.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.والأرامل. ساد صمت مكتوما ، يقطعه سوى في مرات من قبل الصرخات من العاصفة.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.嵐の金切り声によって倍。 各サイレント崇拝者は、意図的にそれぞれかのように、離れて、他の座っているようだ
Bu dağcılar yukarıda fırtınanın içindeyken Benim keşif gezim 3. kamptaydı.Az én expedícióm lent volt a hármas táborban, amíg azok a fiúk fent voltak a viharban.
Bu dağcılar yukarıda fırtınanın içindeyken Benim keşif gezim 3. kamptaydı.Expediţia mea era jos în tabăra trei, în timp ce tipii aceştia erau sus în furtună.
Bu dağcılar yukarıda fırtınanın içindeyken Benim keşif gezim 3. kamptaydı.La mia spedizione era giù al campo tre mentre loro erano in cima dentro la tempesta.
Bu dağcılar yukarıda fırtınanın içindeyken Benim keşif gezim 3. kamptaydı.Meine Expedition war unten in Lager 3, während diese Leute dort oben in dem Sturm waren.
Bu dağcılar yukarıda fırtınanın içindeyken Benim keşif gezim 3. kamptaydı.Mijn expeditie was beneden in kamp drie, terwijl die kerels daar boven zaten in de storm.
Bu dağcılar yukarıda fırtınanın içindeyken Benim keşif gezim 3. kamptaydı.Moja expedícia bola dole v tábore tri, zatiaľ čo títo chlapi boli tam hore v búrke.
Bu dağcılar yukarıda fırtınanın içindeyken Benim keşif gezim 3. kamptaydı.Mój zespół był w obozie trzecim, a ci goście znajdowali się na górze, w środku burzy.
Bu dağcılar yukarıda fırtınanın içindeyken Benim keşif gezim 3. kamptaydı.Mon expédition était en bas au camp III, pendant que ces gars étaient là haut dans la tempête.
Bu dağcılar yukarıda fırtınanın içindeyken Benim keşif gezim 3. kamptaydı.Моя експедиція була в третьому таборі, коли ці хлопці були наверху в штормі.
Bu dağcılar yukarıda fırtınanın içindeyken Benim keşif gezim 3. kamptaydı.Моята експедиция беше долу, в трети лагер, докато тези момчета бяха там горе, в бурята.
Bu dağcılar yukarıda fırtınanın içindeyken Benim keşif gezim 3. kamptaydı.Моя экспедиция была внизу в третьем лагере, в то время как эти парни были там во время бури.
Bu dağcılar yukarıda fırtınanın içindeyken저 위, 폭풍 속에서 그들이 등반하는 동안,
Bu dağcılar yukarıda fırtınanın içindeykenהמשלחת שלי הייתה למטה במחנה שלוש,
Bu dağcılar yukarıda fırtınanın içindeykenفقد وصل فريقنا الإستكشافي إلى المخيم الثالث
Bu dağcılar yukarıda fırtınanın içindeyken私は第三キャンプで奮闘していました
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.Ấy là những suối nước, những đám mây bị luồng gió mạnh đưa đi và sự tối tăm mờ mịt đã để dành cho chúng nó.
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.Ấy_là những suối nước , những đám mây bị luồng gió mạnh đưa đi và sự tối_tăm mờ_mịt đã để_dành cho chúng_nó .
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.Ci są studniami bez wody, obłoki od wichru pędzone, którym chmura ciemności na wieki jest zachowana.
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.Disse ere vandløse Kilder og Tågeskyer, som drives af Storvind; for dem er Mørke og Mulm bevaret.
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.Disse er vannløse brønner, skodde som drives av stormvind; mørkets natt er rede for dem.
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.Ezek víztelen kútfõk, széltõl hányatott fellegek, a kiknek a sötétség homálya van fenntartva örökre.
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.이 사람들은 물 없는 샘이요 광풍에 밀려 가는 안개니 저희를 위하여 캄캄한 어두움이 예비되어 있나니
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.Sellaiset ovat vedettömiä lähteitä ja myrskytuulen ajamia hattaroita, ja pimeyden synkeys on heille varattu.
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.Sú to bezvodne pramene, chmáry, hnané víchrom, ktorým je zachovaná mrákava tmy na večnosť.
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.Ti so studenci brez vode in megle, ki jih goni vihar, ki jim je shranjen mrak večne teme.
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.Tiť jsou studnice bez vody, a mlhy vichrem zbouřené, jimžťo mrákota tmy chová se na věčnost.
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.Се жерела безводні, хмари, хуртовиною гонимі, котрим чорна темрява на віки захована.
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.Это безводные источники, облака и мглы, гонимые бурею: им приготовленмрак вечной тьмы.
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.בארות בלי מים המה עבים נדפים בסערה אשר שמור להם חשך אפלה לעולם׃
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.هؤلاء هم آبار بلا ماء غيوم يسوقها النوء. الذين قد حفظ لهم قتام الظلام الى الابد.
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.這 些 人 是 無 水 的 井 、 是 狂 風 催 逼 的 霧 氣 、 有 墨 黑 的 幽 暗 為 他 們 存 留
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.這些 人 是 無水 的 井 、 是 狂風 催逼 的 霧氣 、 有 墨黑 的 幽暗 為 他 們 存留
Fırtınanın ne zaman geleceğini biliyorum. Havada görünmeyen kıpırtıları hissedebiliyorum.Lo so quando arriva la tempesta. io sento le vibrazioni invisibili nell'aria.
Fırtınanın ne zaman geleceğini biliyorum.Ich weiß, wenn ein Sturm heranzieht.
Fırtınanın ne zaman geleceğini biliyorum.Ik weet wanneer er storm op komst is.