fırtınalar ile cümle
fırtınalar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Yağmurlu dönemlerin başlanıç ve bitişleri gökgürültülü fırtınalarla geçer.雨季の始めと終わりには激しい雷雨に見舞われる。
Kuvvetli toz ve kum fırtınaları görülür.砂嵐あるいは砂の嵐とも言われる。
Ülkenin doğusunda seyrek olarak güçlü fırtınalar görülür, ancak kıyı bölgelerinde fırtınalar yaygındır.激しい嵐は東部ではあまり起こらないが、海岸部では頻繁に起こる。
Set korkunç fırtınaların tanrısı oldu.セト - 嵐の神。
Atmosfer güçlerini de o yönetir; şimşekler fırtınalar, onun buyruğundadır.空界,指由虛空構成的界,是色聚之間的間隙與界線,其特徵為無障礙。
Daha az tehlikeli fırtınalar 1921’de ve 1960'ta geniş çaplı bir radyo kesintisi bildirildiğinde olmuştu .在1921年和1960年發生較小的磁暴,都造成廣泛的無線電干擾。
Ehriman bazen gökten ateşler yağdırır, bazen fırtınalar koparır ve iyiliğe ve iyilere hep zulüm eder.天庭設有玉樞院,為職掌雷霆生發、賞善罰惡的機構。
Atlantik kasırga mevsimi Atlas Okyanusu'nda kasırga ve tropikal fırtınaların oluştuğu döneme verilen addır.然而据大西洋飓风数据库记载,系统此时已经组织成热带风暴。
Bu fırtınalar; Kore ve Japonya dahil olmak üzere Doğu Asya'nın diğer bölgelerine de yayılır.這些故事甚至影響了日本和韓國等東亞地區。
Stadyumun diğer adı Fırtınalar Meydanıdır.风暴之地的私生子姓风暴。
CME'lere popüler medyada genellikle "Güneş fırtınaları" veya "uzay fırtınaları" denir.ICME는 언론에서 종종 "태양폭풍" 혹은 "우주폭풍"등으로 언급된다.
Daha az tehlikeli fırtınalar 1921’de ve 1960'ta geniş çaplı bir radyo kesintisi bildirildiğinde olmuştu .1921년과 1960년에는 보다 덜 심각한 태양폭풍이 있었으며, 광범위한 전파 두절이 보고되었다.
Oldukça fazla rüzgar sebebiyle de şehirde sık sık kum fırtınalarına rastlanır.최근에 사막화 때문에 도시에는 거의 해마다 모래폭풍이 찾아온다.
Rüzgarlar ve fırtınalar onun emrindedir.폭풍우와 고생이 묘청의 탓으로 여겨졌기 때문이다.
Ehriman bazen gökten ateşler yağdırır, bazen fırtınalar koparır ve iyiliğe ve iyilere hep zulüm eder.‘착한 일을 하는 사람에게는 하늘이 복을 주고 악한 일을 하는 사람에게는 하늘이 재앙을 준다.’는 孔子(공자)의 말로 상선벌악(賞善罰惡)과 그 뜻을 같이 하고 있음을 알 수 있다.
Adlar seçilirken aynı kasırga havzasında oluşan fırtınaların ayırt edilmesine önem verilmektedir.같은 지역에 여러 개의 태풍이 발생할 경우 혼선을 피하기 위해 이름을 붙인다.
Ülkenin doğu kıyıları belirli aralıklarla şiddetli tropikal fırtınalara ve siklonlara maruz kalabilmektedir.עם זאת, כל החוף המזרחי פגיע לסופות טרופיות (טייפונים והוריקנים), חלקן קשות.
CME'lere popüler medyada genellikle "Güneş fırtınaları" veya "uzay fırtınaları" denir.ИКМИ често биват наричани от медиите „космически бури“ или „слънчеви бури“.
Rüzgarlar ve fırtınalar onun emrindedir.В тяхна власт са вятърът и гръмотевиците.
Kar fırtınaları Washington'a ortalama her dört ila altı yılda bir etki eder.Виелиците оказват въздействие на Вашингтон средно веднъж на всеки четири или шест години.
Yükseklerde fırtınalar bazen çok şiddetli olur.В най-високите части на защитената територия са често срещани силните бури.
Yenilen Seth çöle sürüldü ve fırtınaların tanrısı oldu.Освен бог на чужденците, Сет става и бог на пустинята.
Fırtınalar yapabilir.Възможни са пясъчни бури.
Çok şiddetli esen tropik fırtınalar ve tayfunlar Timor Denizi'nin bulunduğu yerde olağan doğa olaylarıdır.Тайфунът е рядко срещано бедствие за населените места.Тайфуните се срещат и на остров Тайван.
Viracocha güneşin ve fırtınaların tanrısıdır.Уитсилопочтли е богът на слънцето и войната.
Sık sık büyük fırtınalar meydana gelir.Često uzrokuje velike poplave.
Yağmurlu dönemlerin başlanıç ve bitişleri gökgürültülü fırtınalarla geçer.Početak i kraj kišnog razdoblja obilježavaju snažne grmljavinske oluje.
Geçtiği yerde kasırgalar, fırtınalar kopar.Kad su ljuti, šalju tuču i oluje.
Fırtınalara neden olur.Po jarných búrkach.
Güneş lekeleri, kendi kendine sürekli tekrar eden fırtınalar gibi düşünülebilir.Zistili, že zatmenia Slnka sa periodicky opakujú.
Şehirde sıklıkla kum fırtınaları görülür.Na Floride sa často vyskytujú hurikány.
Hızlı büyüme yapar ama kısa ömürlüdür ve kolayca fırtınalardan zarar görür.Rýchlo vysychá a je ľahko opracovateľné, ľahko však podlieha hnilobe.
Kasırgalara, fırtınalara, tayfunlara ve hortumlara sebep olur.Slednji lahko ustvari tornade, nevihte, strele...
Yenilen Seth çöle sürüldü ve fırtınaların tanrısı oldu.Oziris pa se je umaknil v puščavo in postal bog mrtvih.
Sık sık büyük fırtınalar meydana gelir.Pogoste so močne padavine.
Sık sık büyük fırtınalar meydana gelir.Tuo metu neretai pasitaiko uraganų.
Kar fırtınaları Washington'a ortalama her dört ila altı yılda bir etki eder.Lumetormid tabavad Washingtoni keskmiselt kord 4–6 aasta tagant.
Fırtınalar seyrek görülür.Ka ees ootavad tormid.
Fırtınalar yapabilir.Tekkida võib udu.
En şiddetli hortumlar bu fırtınaların altında oluşur.Rannavallid moodustuvad suuremate tormide käigus.
Ama fırtınalar çıkıyor.Dovrebbero andare in un altro Stato.
Ama fırtınalar çıkıyor.Họ lại phải di cư sang bang khác.
Ama fırtınalar çıkıyor.Muszą się wyprowadzić do innego stanu.
Başka bir eyalete taşınmaları gerekiyor. Ama fırtınalar çıkıyor.Algumas pessoas querem viver em um estado e eles querem se casar eles então tem que se mudar para outro estado
Başka bir eyalete taşınmaları gerekiyor. Ama fırtınalar çıkıyor.Mais il faut déménager à un autre état.
Başka bir eyalete taşınmaları gerekiyor. Ama fırtınalar çıkıyor.Sólo deben mudarse a otro estado.
Başka bir eyalete taşınmaları gerekiyor. Ama fırtınalar çıkıyor."竜巻もあるし 行きたくない でも行かなきゃ結婚できない"
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.Aku bisa melihat sejelas mungkin bahwa semua brainstorm membaik Bobbie keluar pengetahuan.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.나는 이러한 모든 brainstorms 바비을 개선 있다고 노골적으로 최대한 볼 수 지식.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.Ik kon zo duidelijk mogelijk te zien dat al deze brainstorms waren het verbeteren van Bobbie uit van kennis.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.Jag kunde se så tydligt som möjligt att alla dessa brainstorming var bättre Bobbie ut av kunskap.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.Jeg kunne se så tydeligt som muligt, at alle disse brainstorms var forbedre Bobbie ud af viden.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.Láttam a világosan lehetséges, hogy mindezek a brainstorms voltak javítása Bobbie ki a tudás.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.Saatoin nähdä yhtä selvästi kuin mahdollista, että kaikki nämä aivoriihiä paranivat Bobbie ulos tiedon.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.Tôi có thể thấy rõ ràng nhất có thể rằng tất cả những brainstorms được cải thiện Bobbie kiến thức.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.Viděl jsem, jak je to možné tak jasně, že všechny tyto skic se zlepšovaly Bobbie se znalostí.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.Videl sem, kot očitno je mogoče, da so vsi ti soočanja idej je bilo izboljšanje Bobbie ven znanja.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.Videl som, ako jasne je to možné, že všetky tieto skíc sa zlepšovali Bobbie sa znalostí.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.Widziałem, jak po prostu, jak to możliwe, że wszystkie te burzy mózgów poprawiają Bobbie się wiedzy.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.Θα μπορούσα να δω ως απλά του δυνατού, ότι όλες αυτές οι brainstorms ήταν η βελτίωση Bobbie έξω της γνώσης.