fırtına ile cümle

fırtına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Aldo Leopold bunun biyolojik bir kasırga, bir tüylü fırtına olduğunu söyler.羽根の吹雪と称しました この鳥は重要な生物種として
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.Alice blickte auf, und da stand die Königin vor ihnen, mit verschränkten Armen, Stirnrunzeln wie ein Gewitter.
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.Alice felnézett, és ott állt a királynő elé őket, vele karral, komor, mint egy vihar.
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.Alice keek op, en daar stond de Koningin voor hen, met haar armen gevouwen, fronsen als een onweersbui.
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.Alice kiggede op, og der stod dronningen foran dem, med armene foldet, frowning som et tordenvejr.
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.Alice pogledal gor, in tam je stal Queen pred seboj, s svojo prekrižanimi rokami, namrščil kot nevihta.
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.Alice privit în sus, şi se aflau Regina în faţa ei, cu braţele îndoite, încruntă ca o furtună.
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.Alice såg upp och där stod drottningen framför dem, med armarna i kors, rynkar pannan som ett åskväder.
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.Alice spojrzała, i stanął Królowej przed nimi, z rękami założonymi, marszcząc brwi jak burza.
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.Alice vzhlédla, a tam stála královna před nimi, ruce založené, mračil jako bouřka.
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.Alice žmurkla, a tam stála kráľovná pred nimi, ruky založené, mračil ako búrka.
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.앨리스, 고개, 그녀의 팔을 접으면과 함께 그들 앞에 여왕 거기 서서
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.Алиса подняла глаза, и там стояла королева перед ними, скрестив руки, нахмурясь, как гроза.
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.Алис погледна нагоре и застана на кралицата пред тях с ръце, сгънати, намръщен като гръмотевична буря.
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.Аліса підняла очі, і там стояла королева перед ними, схрестивши руки, хмурячись, як гроза.
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.אליס הרימה את מבטה, ושם עמד מלכת לפניהם, בזרועות שלובות,
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.أليس حتى بدا ، وهناك وقفت الملكة أمامهم ، مع ذراعيها مطوية ،
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.雷雨のような渋面の。 "微日、陛下!"公爵夫人
Allison aslinda beni nomine eden daha once birsey soyledi beyin firtinasi hakkinda.Allison, care de fapt m-a nominalizat, a spus ceva mai devreme într-un brainstorm.
Allison aslinda beni nomine eden daha once birsey soyledi beyin firtinasi hakkinda.Allison, che ha proposto il mio nome, ha detto una cosa in un brainstorming.
Allison aslinda beni nomine eden daha once birsey soyledi beyin firtinasi hakkinda.Allison, die mich nominiert hat, sagte vorhin etwas in einem Brainstorming.
Allison aslinda beni nomine eden daha once birsey soyledi beyin firtinasi hakkinda.Allison이라고, 사실 저를 추천한 분이죠. 그녀가
Allison aslinda beni nomine eden daha once birsey soyledi beyin firtinasi hakkinda.Allison, která mě nominovala, řekla dříve něco během brainstormingu.
Allison aslinda beni nomine eden daha once birsey soyledi beyin firtinasi hakkinda.Allison, que actualmente me nominó, dijo algo antes en una reunión creativa.
Allison aslinda beni nomine eden daha once birsey soyledi beyin firtinasi hakkinda.Алисън, която всъщност ме номинира, каза нещо преди при един брейнсторминг.
Allison aslinda beni nomine eden daha once birsey soyledi beyin firtinasi hakkinda.Элисон, которая, кстати, меня и номинировала, сказала кое-что во время мозгового штурма.
Allison aslinda beni nomine eden daha once birsey soyledi beyin firtinasi hakkinda.אליסון, אשר למעשה הכתירה אותי, אמרה משהו מוקדם יותר
Allison aslinda beni nomine eden daha once birsey soyledi beyin firtinasi hakkinda.وقالت أليسون ، التي رشحتني في الواقع ، في وقت سابق
Allison aslinda beni nomine eden daha once birsey soyledi beyin firtinasi hakkinda.カナダでのリサイクル活動は
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".Aber ich entgegnete: "Der Sturm hat die Armada gewonnen. Die Götter haben ihn geschickt."
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".A ja powiedziałem: "Ale to sztorm pokonał Wielką Armadę. To bogowie zesłali sztorm."
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".Dar eu am spus: "Dar furtuna a cucerit Armada. Zeii au trimis furtuna."
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".Invece ho detto "La tempesta ha abbattuto l'Armada. Gli Dei hanno mandato la tempesta"
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".Kata saya, "Tapi badailah yang memenangkan Armada." Para dewa yang mengirimkan badai."
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".하지만 난 말했죠, "하지만 무적함대를 물리친 건 폭풍이야. 신들이 폭풍을 보내셨어."
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".Maar ik antwoordde: "De storm overwon de Armada. De goden stuurden de storm. "
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".Mais j'ai dit "C'est la tempête qui a gagné l'Armada. Les dieux ont envoyé la tempête."
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".Mas eu disse: "Mas a tempestade venceu a Armada. "Os deuses enviaram a tempestade."
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".Men jeg sagde: "Jamen stormen vandt armadaen. Guderne sendte stormen".
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".Nhưng tôi nói: "Nhưng cơn bão thắng trận Armada. Các thần linh đã đem cơn bảo đến."
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".Yo dije: "La tormenta diezmó a la Armada. Los dioses enviaron la tormenta".
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".Αλλά εγώ είπα: "Αλλά η καταιγίδα νίκησε την Αρμάδα." Οι θεοί έστειλαν την καταιγίδα."
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".А я відповів: "Непереможну армаду переміг шторм. Боги послали шторм".
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".А я ответил: "Шторм победил Непобедимую армаду. Боги послали шторм".
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".Но аз казвам: Но бурята спечели срещу Армадата. Боговете изпратиха бурята."
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".אבל אני אמרתי, "אבל הסערה ניצחה את הארמדה. האלים שלחו את הסערה"
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".ولكني قلت: "ولكن العاصفة هي التي ربحتها. والأرباب هم الذين أرسلوا العاصفة."
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".神々が嵐をもたらしたのです 私が何をしていたのわかりますか?
Ama fırtınalar çıkıyor.Dovrebbero andare in un altro Stato.
Ama fırtınalar çıkıyor.Họ lại phải di cư sang bang khác.
Ama fırtınalar çıkıyor.Muszą się wyprowadzić do innego stanu.
Ama fırtınalı bir 1942 gecesinde şansları degisti.Ale szczęście odwróciło się od nich pewnej śnieżnej nocy w 1942.
Ama fırtınalı bir 1942 gecesinde şansları degisti.Maar een stormachtige nacht in 1942 veranderde hun geluk.
Ama fırtınalı bir 1942 gecesinde şansları degisti.Tapi pada suatu malam hujan badai pada tahun 1942, merubah keberuntungan mereka.
Ama fırtınalı bir 1942 gecesinde şansları degisti.Όμως μια νύχτα με καταιγίδες το 1942 άλλαξε την τύχη τους.
Ama fırtınalı bir 1942 gecesinde şansları degisti.لكن في عام 1942 غيرت ليلة عاصفة من حظهم
Ama geriye çekilince, kendimi büyük bir fırtınanın soğuk merkezinde hissettim.Aber als ich einen Schritt zurück nahm, verspürte ich mich genau in dem kalten Auge eines riesigen Sturms.
Ama geriye çekilince, kendimi büyük bir fırtınanın soğuk merkezinde hissettim.Ale když jsem se podívala s odstupem, cítila jsem se být v studeném, tvrdém centru dokonalé bouře.
Ama geriye çekilince, kendimi büyük bir fırtınanın soğuk merkezinde hissettim.Ale keď som sa na to opäť pozrela, cítila som sa ako v mrazivom strede dokonalej búrky.
Ama geriye çekilince, kendimi büyük bir fırtınanın soğuk merkezinde hissettim.Ám amikor hátrébb léptem, egy igazi vihar kellős közepén találtam magam.

İlgili Sayfalar