fırsat ile cümle

fırsat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bize hayallerimizin olmasını ve hayallerimizi gerçekleştirme fırsatını verdi.Μας έδωσε τη δυνατότητα να έχουμε όνειρα και να τα κάνουμε πραγματικότητα.
Bize hayallerimizin olmasını ve hayallerimizi gerçekleştirme fırsatını verdi.Он дал нам возможность мечтать и воплощать наши мечты.
Bize hayallerimizin olmasını ve hayallerimizi gerçekleştirme fırsatını verdi.הוא נותן לנו את האפשרות לחלום ולהגשים את חלומותינו.
Bize hayallerimizin olmasını ve hayallerimizi gerçekleştirme fırsatını verdi.فلقد أعطانا القدرة على إمتلاك الأحلام وجعلها حقيقة
Bize hayallerimizin olmasını ve hayallerimizi gerçekleştirme fırsatını verdi.それを実現する可能性を与えてくれました そしてその成果がここに、
Bizi bilgilendirir, bize söyler, daha düşünmeye fırsat bulamadığımız cevapları verir.Ci informa, ci dice qualcosa, ci offre risposte prima ancora che pensiamo alla domanda.
Bizi bilgilendirir, bize söyler, daha düşünmeye fırsat bulamadığımız cevapları verir.Den informerer og fortæller os, og giver os svarerne, før vi overhovedet har tænkt tanken.
Bizi bilgilendirir, bize söyler, daha düşünmeye fırsat bulamadığımız cevapları verir.Ia memberitahu kita, menyuplai jawaban bahkan sebelum kita memikirkannya.
Bizi bilgilendirir, bize söyler, daha düşünmeye fırsat bulamadığımız cevapları verir.Informál minket, mesél nekünk, válaszokat ad, mielőtt még rágondoltunk volna.
Bizi bilgilendirir, bize söyler, daha düşünmeye fırsat bulamadığımız cevapları verir.Informa-nos, diz-nos, fornece-nos respostas antes sequer de pensarmos nelas.
Bizi bilgilendirir, bize söyler, daha düşünmeye fırsat bulamadığımız cevapları verir.Informuje nás, mluví s námi, dává nám odpovědi předtím, než jsme vůbec na něco pomysleli.
Bizi bilgilendirir, bize söyler, daha düşünmeye fırsat bulamadığımız cevapları verir.Informuje nas, przemawia do nas, dostarcza nam odpowiedzi, nim jeszcze zadamy pytanie.
Bizi bilgilendirir, bize söyler, daha düşünmeye fırsat bulamadığımız cevapları verir.In vorm vertelt het ons, levert het ons de antwoorden voordat we erover hebben nagedacht.
Bizi bilgilendirir, bize söyler, daha düşünmeye fırsat bulamadığımız cevapları verir.그것은 우리가 미처 생각해 보기도 전에 우리에게 답을 알려줍니다.
Bizi bilgilendirir, bize söyler, daha düşünmeye fırsat bulamadığımız cevapları verir.Ne informează, ne spune, ne oferă răspunsuri înainte chiar de a ne gândi la ea.
Bizi bilgilendirir, bize söyler, daha düşünmeye fırsat bulamadığımız cevapları verir.Nó nói cho chúng ta rằng, nó cho ta câu trả lời ngay cả khi ta chưa kịp nghĩ về nó.
Bizi bilgilendirir, bize söyler, daha düşünmeye fırsat bulamadığımız cevapları verir.Nos informa, nos cuenta, nos provee respuestas antes de haber siquiera pensado en ello.
Bizi bilgilendirir, bize söyler, daha düşünmeye fırsat bulamadığımız cevapları verir.Ενημερώνει, μας λέει, μας χαρίζει απαντήσεις πριν καν το σκεφτούμε.
Bizi bilgilendirir, bize söyler, daha düşünmeye fırsat bulamadığımız cevapları verir.Вона інформує, вона промовляє до нас, вона постачає нас відповідями навіть коли ми ще не подумали про них.
Bizi bilgilendirir, bize söyler, daha düşünmeye fırsat bulamadığımız cevapları verir.Она сообщает, она говорит нам, она обеспечивает нас ответами до того, как мы даже успели задать вопрос.
Bizi bilgilendirir, bize söyler, daha düşünmeye fırsat bulamadığımız cevapları verir.Тя ни информира, тя ни казва, предоставя ни отговори преди дори да сме се замислили.
Bizi bilgilendirir, bize söyler, daha düşünmeye fırsat bulamadığımız cevapları verir.היא מעניקה לנו מידע, היא נותנת לנו אינפורמציה לפני שאנו בכלל מודעים לזה.
Bizi bilgilendirir, bize söyler, daha düşünmeye fırsat bulamadığımız cevapları verir.ان الشكل معلومات بحد ذاته .. ان الشكل يمدنا بأجوبة قبل ان نفكر
Bizi bilgilendirir, bize söyler, daha düşünmeye fırsat bulamadığımız cevapları verir.形状は私たちが考える前に答えを教えてくれます だから私はデザイナーとして「形状」も
Bizim burada yeni iş fırsatları yaratmamız gerekli.OK. Wir müssen hier Arbeitsplätze zu schaffen. Und
Bizim için açılan bir fırsat penceresidir.Chúng tôi sẽ nhìn nó như một cánh cửa cơ hội.
Bizim için açılan bir fırsat penceresidir.Kami anggap sebagai kesempatan.
Bizim için açılan bir fırsat penceresidir. Katılımda bulunmayacağız.Nous voyons cela comme une opportunité.
Bizim için açılan bir fırsat penceresidir. Katılımda bulunmayacağız.Vi ser det som ett fönster av hopp. och vi ska inte motverka.
Bizim için açılan bir fırsat penceresidir.우리는 이 날을 기회의 장으로 보고 있습니다.
Bizim için açılan bir fırsat penceresidir.La vediamo come una finestra di opportunità.
Bizim için açılan bir fırsat penceresidir.Lo vemos como una ventana de oportunidad.
Bizim için açılan bir fırsat penceresidir.Nós vemo-lo como uma janela de oportunidade.
Bizim için açılan bir fırsat penceresidir.O vedem ca pe o sursă de oportunităţi.
Bizim için açılan bir fırsat penceresidir.Potraktujemy go jako szansę.
Bizim için açılan bir fırsat penceresidir.Úgy tekintünk rá, mint egy lehetőségre.
Bizim için açılan bir fırsat penceresidir.Vidíme to jako příležitost.
Bizim için açılan bir fırsat penceresidir.Vidimo ga kot priložnost.
Bizim için açılan bir fırsat penceresidir.We zien het als een opening.
Bizim için açılan bir fırsat penceresidir.Wir sehen es als einmalige Gelegenheit.
Bizim için açılan bir fırsat penceresidir.Το βλέπουμε σαν ένα παράθυρο ευκαιρίας.
Bizim için açılan bir fırsat penceresidir.Виждаме го като прозорец с възможности.
Bizim için açılan bir fırsat penceresidir.Ми вважаємо, що це шанс для нас.
Bizim için açılan bir fırsat penceresidir.אנחנו רואים בו חלון הזדמנויות.
Bizim için açılan bir fırsat penceresidir.ونرى انها كانت فرصة سانحة
Bizim için açılan bir fırsat penceresidir.この日には交戦を止めることにする」とありました
Bizim için, beraberce vakit geçirebilmek için bir fırsattı,우리를 위해, 그건 그냥, 서로 함께 될 수 있는 기회
Bizler şu anda bir teknolojik fırsatlar dalgasının üzerinde seyrediyoruz.Estamos a punto de surfear la ola de la oportunidad tecnológica.
Bizler şu anda bir teknolojik fırsatlar dalgasının üzerinde seyrediyoruz.Jesteśmy o krok od popłynięcia na fali technologicznej szansy.
Bizler şu anda bir teknolojik fırsatlar dalgasının üzerinde seyrediyoruz.우리는 기술 기회의 파도를 타게 될 것입니다.
Bizler şu anda bir teknolojik fırsatlar dalgasının üzerinde seyrediyoruz.Nous sommes sur le point de surfer sur la vague de l'opportunité technologique.
Bizler şu anda bir teknolojik fırsatlar dalgasının üzerinde seyrediyoruz.Stiamo per cavalcare l'onda dell'opportunità tecnologica.
Bizler şu anda bir teknolojik fırsatlar dalgasının üzerinde seyrediyoruz.Suntem pe cale să ne lăsăm purtați de valul oportunităților tehnologice.
Bizler şu anda bir teknolojik fırsatlar dalgasının üzerinde seyrediyoruz.We staan op het punt om mee te surfen op de golf van technologische mogelijkheden.
Bizler şu anda bir teknolojik fırsatlar dalgasının üzerinde seyrediyoruz.Wir sind daran, die Welle zu reiten, der technologischen Möglichkeiten.
Bizler şu anda bir teknolojik fırsatlar dalgasının üzerinde seyrediyoruz.Είμαστε έτοιμο να καβαλήσουμε το κύμα της τεχνολογικής ευκαιρίας.
Bizler şu anda bir teknolojik fırsatlar dalgasının üzerinde seyrediyoruz.На път сме да яхнем вълната на технологичната възможност.
Bizler şu anda bir teknolojik fırsatlar dalgasının üzerinde seyrediyoruz.У нас появился шанс быть на гребне прогресса.
Bizler şu anda bir teknolojik fırsatlar dalgasının üzerinde seyrediyoruz.אנחנו על סף רכיבה על הגל של הזדמנויות טכנולוגיות.
Bizler şu anda bir teknolojik fırsatlar dalgasının üzerinde seyrediyoruz.نحن على وشك أن نركب موجة من الإمكانات التكنولوجية
İlgili Sayfalar