Onu uygulamak için birkaç fırsatları vardı.They had few opportunities to practice it.
Mark topu istediğinden daha yükseğe fırlattı.Mark threw the ball higher than he wanted.
Bunu yapmak için hiç fırsatım olmadı.I didn't have any opportunity to do that.
Bu Tom'un fırında pişirdiği bir pasta.This is a pie that Tom baked.
Tom bunu yapmak için çok fırsatı olmadığını söylüyor.Tom says he doesn't have many opportunities to do that.
Tom, bunu yapmak için çok fazla fırsatı olmadığını söyledi.Tom said he doesn't have many opportunities to do that.
Geçen yaz bunu yapma fırsatım vardı.I had the opportunity to do that last summer.
Dişlerimi fırçalamam gerektiği kadar sık fırçalamıyorum.I don't brush my teeth as often as I should.
Tom'un bunu yapmak için birçok fırsatı vardı.Tom had many opportunities to do that.
Tom hâlâ her fırsatta yapıyor bunu.Tom still does that whenever he can.
Tom'un geri dönme fırsatı vardı.Tom had an opportunity to come back.
Tom bana pek fırsat tanımadı.Tom didn't really give me a chance.
Tom pantolonuna bulaşan çamuru fırçayla temizledi.Tom brushed the dirt off his pants.
Tom'un bunu yapacak fırsatı vardı.Tom had an opportunity to do that.
Tom bunu yapmak için bir fırsat daha yakalamıştı.Tom got another chance to do that.
Diş fırçamı kullandın mı?Did you use my toothbrush?
Ben bir fırında çalışıyorum.I work at a bakery.
Yapma fırsatım olsa bunu yaparım.I'd do that if I had the chance to.
Fırtına ne kadar sürdü?How long did the storm last?
Hangi diş fırçası benim?Which toothbrush is mine?
Tom bunu yapmak için bir fırsata kavuşacak.Tom is going to get an opportunity to do that.
Tom fırsatını buldukça çikolatalı dondurma yer.Tom eats chocolate ice cream whenever he can.
Tom kızının saçlarını fırçaladı.Tom brushed his daughter's hair.
Tom artık bir fırında çalışıyor.Tom now works at a bakery.
Fırında ekmek var.There's bread in the oven.
Her yemekten sonra dişlerimi fırçalamaya çalışıyorum.I try to brush my teeth after every meal.
Tom hindiyi fırına koydu.Tom put the turkey in the oven.
Tom jambonu fırının içine koydu.Tom put the ham in the oven.
Dişlerimi fırçalamak istiyorum.I want to brush my teeth.
Dişlerimi fırçalamalıyım.I need to brush my teeth.
Fırtına sırasında mahallede birkaç ağaç patladı.Several trees blew down in our neighborhood during the storm.
Geçen haftanın fırtınası mahallede birçok ağaca zarar verdi.Last week's storm damaged many trees in our neighborhood.
Fırsat bulursan o filmi izlemelisin.You should watch that movie if you get the opportunity.
Mary yanlışlıkla Tom'un omzunu fırçaladı.Mary accidentally brushed Tom's shoulder.
Tom fırında patates yedi.Tom ate a baked potato.
Bunu yapmak için bir fırsatım vardı.I had an opportunity to do that.
Tom şapkasının karını fırçayla temizledi.Tom brushed the snow off his hat.
Mikrodalga fırınım yok.I don't have a microwave oven.
Tom'un bunu yapması için bir fırsatı var.Tom got an opportunity to do that.
Bu kurabiyeler fırından yeni çıkmış.These cookies are fresh from the oven.
Uçak fırtına nedeniyle havalanamadı.The plane was unable to take off due to the storm.
Uçak fırtına nedeniyle kalkamadı.The plane was unable to take off due to the storm.
Sami fırsat aramak için Kanada'ya gitti.Sami went to Canada, looking for opportunity.
Meteotsunamiler fırtınaların neden olduğu büyük dalgalardır.Meteotsunamis are large waves caused by storms.
Tom dişlerini fırçalamak zorunda.Tom has to brush his teeth.
Tom bir fırıncıdır.Tom is a baker.
25 yaşında olan Mary bir fırıncıdır.Mary, who is 25 years old, is a baker.
Kayaları fırlatma!Don't throw rocks!
Sami dişlerini fırçalamak için banyoya gitti.Sami went to the bathroom to brush his teeth.
Tüm uçuşlar kar fırtınası nedeniyle ertelendi.All flights are delayed due to the blizzard.
Sami ölümcül bir fırtınayı harekete geçirdi.Sami has set a deadly storm in motion.
Sami'nin gemisi bir fırtınada battı.Sami's ship sank in a storm.
Sami, kar fırtınasından kaçmak için bir buz mağarası inşa etti.Sami built an ice cave to escape the blizzard.
Bugün bir roket fırlatılışı var mı?Is there a rocket launch today?
Fırını açın.Open the oven.
Fırını aç.Open the oven.
Sami'nin Leyla'yı öldürmek için bol zaman ve bol fırsatı vardı.Sami had ample time and ample opportunity to kill Layla.
Sami'nin bir fırsatı vardı.Sami had an opportunity.
Sami'nin karşısına bir fırsat çıktı.Sami had an opportunity.
Fırıncı mısın?Are you a baker?