Fırtınadan sonra bir sakinlik vardı.There was a calm after the storm.
Nereden bir fırça satın alabilirim?Where can I buy a brush?
Mikrodalga fırının nasıl kullanıldığını hiç öğrenmedim.I never learned how to use a microwave oven.
Her fırsattan yararlanın.Take advantage of every opportunity.
Çarpışma sonucunda yolculardan birisi fırladı.As a result of the collision, one of the passengers was thrown out.
Ellerimi yıkamak ve dişlerimi fırçalamak zorundayım.I have to wash my hands and brush my teeth.
Fırsatı kaçırma.Don't waste the opportunity.
Tom kapıdan fırladı.Tom rushed out the door.
Tom bir fırsat yakalayamadı.Tom didn't get a chance.
Tom'un eline fırsat geçmedi.Tom didn't stand a chance.
Tom fırsatı yakalamayacak.Tom won't get the opportunity.
Elimize fırsat geçmedi.We didn't stand a chance.
Dişlerini fırçalamayı unutma.Don't forget to brush your teeth.
Dişlerinizi fırçalamayı unutmayın.Don't forget to brush your teeth.
Ben zaten turtaları fırının dışına aldım.I already took the pies out of the oven.
Her hafta fırında iki ya da üç somun ekmek pişiririm.I bake two or three loaves of bread every week.
Siz çocuklar dişlerinizi fırçalamaya gitmelisiniz!You guys need to go brush your teeth!
Gök gürültülü fırtınaları sever misin?Do you like thunderstorms?
Fırtına yüzünden yoktum.He was absent because of the storm.
Fırtınalar korkutucu.Thunderstorms are scary.
Gökgürültülü fırtınalardan gerçekten korkarım.I'm really scared of thunderstorms.
Gök gürültülü fırtınalar hem korkutucu hem de heyecan vericidirler.Thunderstorms are both scary and exciting.
Bu fırtına ne zaman geçecek?When is this storm ever going to pass?
Bu fırtına daha ne kadar sürecek?How much longer is this storm going to last?
Fırında kurabiyeler var.There are cookies in the oven.
Bulduğum her fırsatta Thai yemeği yerim.I eat Thai food every chance I get.
Sana bir fırsat verdim ama onu almadın.I gave you a chance, but you didn't take it.
Geçen hafta fırtınada mahalleye birkaç ağaç düştü.A few trees fell down in our neighborhood during the storm last week.
Saçımı fırçaladım.I brushed my hair.
Fırçanı ödünç alabilir miyim?Can I borrow your brush?
Böyle bir fırsat kaçırılmamalı.An opportunity like this must be seized!
Her yemekten sonra dişlerini fırçalama alışkanlığı edinmelisin.You ought to get into the habit of brushing your teeth after every meal.
Fırında bir pastam var.I've got a cake in the oven.
Partinden ne kadar zevk aldığımı söyleme fırsatım olmadı.I haven't had the chance to tell you how much I enjoyed your party.
Başka bir fırsatım olmayabilir.I may not get another chance.
Fırsatımı kaçırdım.I missed my chance.
İntikamımı almak için bir fırsata ihtiyacım var.I need a chance to get even.
Tom'a teşekkür etme fırsatım yoktu.I never got the chance to thank Tom.
Çoğunlukla postanenin yanındaki fırından ekmek alırım.I often buy bread from the bakery next to the post office.
Tom'un bir fırına ihtiyacı yok mu? Bizim eski fırını ona verelim.Doesn't Tom need an oven? Let's give him our old one.
Çok fazla fırsatı kaçırdım.I've missed out on so much.
Bir fırsat gördüm.I saw an opportunity.
Sanırım fırında biraz artık pizzam var.I think I have some leftover pizza in the fridge.
Yüzme havuzu, fırtına nedeniyle kapalıdır.The swimming pool is closed because of storm.
Fırtınanın ortasında terk etmek gerekli değil.It's not necessary to leave in the middle of a storm
Tom her zaman Fransızca öğrenmek istemişti ve sonunda öğrenme fırsatını yakaladı.Tom had always wanted to study French and he finally got his chance to.
Keşke lisede Fransızca öğrenme fırsatım olsaydı.I wish I had had the chance to learn French in high school.
Tom yakaladığı her fırsatta Fransızca konuşmayı pratik yapar.Tom practices speaking French every chance he gets.
O, tavuğu fırına koydu.She put the chicken in the oven.
Her gün fırında pişirir misin?Do you bake every day?
O ayağa fırladı.He jumped to his feet.
Ekmek fırınında çalışan kız sevimlidir.The girl that works at the bakery is cute.
Fırtınadan sonra gelen sakinlik.The calm that comes after the storm.
Tom'un evinin çatısı fırtınada hasar gördü.The roof of Tom's house was damaged in the storm.
Kaç tane ülke fırat nehrini geçer?How many countries does the Euphrates river cross?
Fırtınadan dolayı Boston'da burada mahsur kaldım.I'm stuck here in Boston because of the storm.
Ben sadece yardım etme fırsatı için minnettarım.I'm just grateful for the opportunity to help.
Nedenlerimi açıklamak için bir fırsat istiyorum.I'd like an opportunity to explain my reasons.
Planımı açıklamak için bir fırsat istiyorum.I'd like an opportunity to explain my plan.
Tom bana düşünme fırsatı vermedi.Tom wouldn't give me a chance to think.