fındık ile cümle
fındık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Mahkeme o Fındık faresi açınız!Schalten Sie die Siebenschläfer außergerichtlich!
Mahkeme o Fındık faresi açınız!Slå denne Dormouse udenretsligt!
Mahkeme o Fındık faresi açınız!Sua volta che su Ghiro di corte!
Mahkeme o Fındık faresi açınız!Tournez que sur Loir de la cour!
Mahkeme o Fındık faresi açınız!Tur att Dormouse utanför domstol!
Mahkeme o Fındık faresi açınız!Turn da Polšji izvensodno!
Mahkeme o Fındık faresi açınız!Turn, že plch mimosúdnou cestou!
Mahkeme o Fındık faresi açınız!Zet dat Zevenslaper buiten de rechtbank!
Mahkeme o Fındık faresi açınız!Γυρίστε ότι από Τυφλοπόντικας του δικαστηρίου!
Mahkeme o Fındık faresi açınız!Включете че сънливец от съда!
Mahkeme o Fındık faresi açınız!Включите, что Соня из суда!
Mahkeme o Fındık faresi açınız!Увімкніть, що Соня з суду!
Mart Hare taşındı Fındık faresi yer ve Alice oldukça istemeyerek Mart yerini aldıPlch místo, a Alice poněkud neochotně se na místě v březnu
Mesela, şempazeler birbirlerine findiklari kaya kullanarak nasıl kiracaklarini öğretirler.Dalam kasus ini, simpanse mengajarkan satu sama lain bagaimana memecahkan kacang dengan batu.
Mesela, şempazeler birbirlerine findiklari kaya kullanarak nasıl kiracaklarini öğretirler.Dans ce cas, les chimpanzés qui apprennent mutuellement comment faire pour casser des noix avec des pierres.
Mesela, şempazeler birbirlerine findiklari kaya kullanarak nasıl kiracaklarini öğretirler.En este caso, los chimpancés se enseñan cómo romper las nueces con piedras.
Mesela, şempazeler birbirlerine findiklari kaya kullanarak nasıl kiracaklarini öğretirler.I dette tilfælde lærer chimpanser hinanden, hvordan man knækker nødder med sten.
Mesela, şempazeler birbirlerine findiklari kaya kullanarak nasıl kiracaklarini öğretirler.În acest caz, cimpanzeii se învață unii pe ceilalți cum să spargă nucile cu pietre.
Mesela, şempazeler birbirlerine findiklari kaya kullanarak nasıl kiracaklarini öğretirler.In diesem Fall bringen sich die Schimpansen einander bei, wie man mit Steinen Nüsse knackt.
Mesela, şempazeler birbirlerine findiklari kaya kullanarak nasıl kiracaklarini öğretirler.In dit geval onderwijzen chimpansees elkaar hoe je noten kan kraken met stenen.
Mesela, şempazeler birbirlerine findiklari kaya kullanarak nasıl kiracaklarini öğretirler.Itt például csimpánzok tanítják egymást, hogy kell magokat feltörni kővel.
Mesela, şempazeler birbirlerine findiklari kaya kullanarak nasıl kiracaklarini öğretirler.이런 경우에, 침팬지들은 서로 돌맹이를 이용하여 나무열매를 깨뜨리는 방법을 알려주죠.
Mesela, şempazeler birbirlerine findiklari kaya kullanarak nasıl kiracaklarini öğretirler.Neste caso, os chimpanzés ensinam-se uns aos outros como quebrar nozes com pedras.
Mesela, şempazeler birbirlerine findiklari kaya kullanarak nasıl kiracaklarini öğretirler.Qui vediamo degli scimpanzé insegnare ad altri come aprire le noci con le pietre.
Mesela, şempazeler birbirlerine findiklari kaya kullanarak nasıl kiracaklarini öğretirler.Trong trường hợp này, tinh tinh đang dạy nhau cách đập vỡ quả hạch bằng đá.
Mesela, şempazeler birbirlerine findiklari kaya kullanarak nasıl kiracaklarini öğretirler.Tu szympansy uczą się wzajemnie rozłupywania orzechów kamieniami.
Mesela, şempazeler birbirlerine findiklari kaya kullanarak nasıl kiracaklarini öğretirler.V tomto prípade sa učia šimpanzy navzájom to, ako roztvoriť orechy kameňmi.
Mesela, şempazeler birbirlerine findiklari kaya kullanarak nasıl kiracaklarini öğretirler.V tomto případě, šimpanzi se navzájem učí, jak rozbíjet oříšky kameny.
Mesela, şempazeler birbirlerine findiklari kaya kullanarak nasıl kiracaklarini öğretirler.Στην περίπτωση αυτή, οι χιμπατζήδες διδάσκουν ο ένας τον άλλο πώς να σπάσουν καρύδια με πέτρες.
Mesela, şempazeler birbirlerine findiklari kaya kullanarak nasıl kiracaklarini öğretirler.В този случай, шимпанзета се учат едно друго как да чупят орехи с камък.
Mesela, şempazeler birbirlerine findiklari kaya kullanarak nasıl kiracaklarini öğretirler.В этом случае шимпанзе обучают друг друга разбивать орехи камнями.
Mesela, şempazeler birbirlerine findiklari kaya kullanarak nasıl kiracaklarini öğretirler.במקרה הזה, שימפנזות מלמדים אחד את השני כיצד לפצח אגוזים עם אבנים.
Mesela, şempazeler birbirlerine findiklari kaya kullanarak nasıl kiracaklarini öğretirler.في هذه الحالة , عائلات الشامبانزي تعلم كل منها الأخر كيفية إسقاط ثمر الأشجار بالصخور .
Mesela, şempazeler birbirlerine findiklari kaya kullanarak nasıl kiracaklarini öğretirler.石で割ることを教え合っています 人類との異なりは 彼らの文化が
Niye sadece bir dükkana gidip kendileri için hazır hale getirilmiş bir paket fındık almıyorlar?De ce nu se duc la magazin și cumpără o pungă de nuci pe care altcineva le-a spart pentru ei?
Niye sadece bir dükkana gidip kendileri için hazır hale getirilmiş bir paket fındık almıyorlar?Kenapa mereka tidak pergi ke toko dan membeli kacang yang sudah dibukakan oleh orang lain?
Niye sadece bir dükkana gidip kendileri için hazır hale getirilmiş bir paket fındık almıyorlar?왜 그냥 상점에 가서 이미 다른 사람이 그들을 위해 껍데기를 다 까놓은 견과류 한 봉지를 사지 않는 걸까요?
Niye sadece bir dükkana gidip kendileri için hazır hale getirilmiş bir paket fındık almıyorlar?Perché non vanno semplicemente a comprare noci sgusciate in negozio che qualcuno ha già aperto per loro?
Niye sadece bir dükkana gidip kendileri için hazır hale getirilmiş bir paket fındık almıyorlar?¿Por qué simplemente no van a un negocio y compran una bolsa de nueces que alguien ya haya abierto?
Niye sadece bir dükkana gidip kendileri için hazır hale getirilmiş bir paket fındık almıyorlar?Prečo len tak nezájdu do obchodu a nekúpia si balíček orechov ktoré pre ne už niekto rozlúskol?
Niye sadece bir dükkana gidip kendileri için hazır hale getirilmiş bir paket fındık almıyorlar?Proč nezajít do obchodu pro pytlík ořechů, které jim už vylouskal někdo jiný?
Niye sadece bir dükkana gidip kendileri için hazır hale getirilmiş bir paket fındık almıyorlar?Tại sao chúng không đi vào một cửa hàng và mua một túi quả hạch mà ai đó đã đập sẵn cho chúng?
Niye sadece bir dükkana gidip kendileri için hazır hale getirilmiş bir paket fındık almıyorlar?Waarom gaan ze dan niet gewoon in een winkel een zak noten kopen die iemand anders al voor hen heeft gekraakt?
Niye sadece bir dükkana gidip kendileri için hazır hale getirilmiş bir paket fındık almıyorlar?Zakaj ne bi enostavno šli v trgovino in kupili vrečko orehov, ki jih je že strl nekdo drug?
Niye sadece bir dükkana gidip kendileri için hazır hale getirilmiş bir paket fındık almıyorlar?Защо просто не отидат в магазина и не си купят пакет ядки, които някой друг вече е счупил за тях?
Niye sadece bir dükkana gidip kendileri için hazır hale getirilmiş bir paket fındık almıyorlar?Почему не пойти и купить мешок орехов, которые кто-то уже расколол для них?
Niye sadece bir dükkana gidip kendileri için hazır hale getirilmiş bir paket fındık almıyorlar?Чому б їм просто не піти та купити пакетик горіхів, які хтось для них вже розколов?
Niye sadece bir dükkana gidip kendileri için hazır hale getirilmiş bir paket fındık almıyorlar?למה שלא ילכו לחנות וייקנו שקית של אגוזים שמישהו אחר כבר פתח בשבילם?
Niye sadece bir dükkana gidip kendileri için hazır hale getirilmiş bir paket fındık almıyorlar?لمَ لا يذهبون للمتجر ويشترون كيساً من المكسرات قام شخص آخر بكسرها وتقشيرها لهم؟
Niye sadece bir dükkana gidip kendileri için hazır hale getirilmiş bir paket fındık almıyorlar?殻なしのものを買わないのでしょう 理由は チンパンジーだからです
Olacak' her ikisi de ağladı. , 'Fındık faresi, uyanın!'"Cả hai đều khóc. "Wake up, giống chuột nưa sóc!
Olacak' her ikisi de ağladı. , 'Fındık faresi, uyanın!''Ils ont tous deux pleuré. "Réveillez-vous, Loir!
Olacak' her ikisi de ağladı. , 'Fındık faresi, uyanın!'Mindkettő sírt. "Ébredj, Mormota!
Olacak' her ikisi de ağladı. , 'Fındık faresi, uyanın!'Oboje płakali. "Obudź się, Dormouse!
Olacak' her ikisi de ağladı. , 'Fındık faresi, uyanın!''Prebudi, polharsko!'
Olacak' her ikisi de ağladı. , 'Fındık faresi, uyanın!'"Prebuď sa, plch!"
Olacak' her ikisi de ağladı. , 'Fındık faresi, uyanın!'"Probuď se, plch!"
Olacak' her ikisi de ağladı. , 'Fındık faresi, uyanın!'"Teriak mereka berdua. 'Bangun, Dormouse! "
Olacak' her ikisi de ağladı. , 'Fındık faresi, uyanın!'"Trezeşte-te, alunarilor!"
Olacak' her ikisi de ağladı. , 'Fındık faresi, uyanın!'"Vakna, Dormouse!